çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Liderler, ekonomik büyümenin önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.Leaders are trying to do away with impediments to economic growth.
Derse çalışmalıydın.You should have prepared for the lesson.
Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.Go out and have a good time once in a while instead of just studying all the time.
Haftada üç saat çalışmak, bir dil öğrenmek için yeterli olmaz.Studying three hours a week wouldn't be enough to learn a language well.
En azından haftada bir kez egzersiz yapmaya çalış.Try to exercise at least once a week.
Haftada kaç kez futbol takımı çalışma yapar?How many times a week does the soccer team practice?
Her çalışan, yılda iki haftalık ücretli bir tatil yapma hakkına sahiptir.Each employee is entitled to a two week paid vacation per year.
Çalışanlar üniforma giymek zorunda.Employees are required to wear uniforms.
Her çalışanın kendi aracını mükemmel şekilde tutması gerekiyor.Every employee is supposed to keep his own vehicle in perfect condition.
Telefon çaldığında evi terk etmek üzereydim.I was about to leave home when the telephone rang.
Mümkün olduğunca çok çalışarak kayıp zamanı telafi edeceğim.I will make up for the lost time by studying as hard as I can.
Mümkün olduğu kadar çok sayıda kitap okumaya çalış.Try to read as many books as possible.
Junko bu gece matematik çalışmak zorunda kalacak.Junko will have to study math tonight.
Sık sık kendini çalışma odasına kapatır ve böyle şeyler yazar.He often shuts himself up in the study and writes things like this.
İnsanlığın çıkarları için çalışmalısın.You should work in the interests of humanity.
Ben ona biraz nasihat vermeye çalıştım fakat o bana şiddetle kötü davrandı.I tried to give him some advice, but he just abused me violently.
Kadınlar erkeklerden daha düşük bir maaşla çalıştırılırlar.Women are employed at a lower salary than men.
Geleceğin uğruna çalışsan iyi olur.You'd better study for the sake of your future.
Bir roman yazarken, hayal gücümüzü çalıştırırız.When we write a novel, we exercise our imagination.
Biraz müzik çalabilir miyim?Can I play some music?
Bir kız, flüt çalıyor.A girl is playing the flute.
Çocuk biraz parayı çaldı.A boy made off with some money.
Bir çocuk davul çalıyordu.A boy was beating the drum.
Çocuk bisikleti çaldığını inkar etti.The boy denied having stolen the bicycle.
Çocuk annesinin çantasından para çaldı.The boy stole money from his mother's handbag.
Bir çocuğu kurtarmaya çalışırken neredeyse boğuluyordum.I came near being drowned, trying to rescue a boy.
Telefon çaldığında daha yeni yatmaya gitmiştim.I had hardly gone to bed when the telephone rang.
Onun terfi alamadıktan sonra çalışma isteği kalmadı.She had no incentive to work after she was refused a promotion.
Kanıtın olmadıkça onu çalmakla suçlayamazsın.You can't accuse him of stealing unless you have proof.
Zil çaldıktan beş dakika sonra geldi.He came five minutes after the bell had rung.
Zil henüz çaldı mı?Has the bell rung yet?
Bilgilendirilmek için mümkün olduğu kadar çok okumaya çalışıyorum.In order to keep informed, I try to read as much as possible.
Botanik, bitkilerin bilimsel çalışmasıdır.Botany is the scientific study of plants.
Yemek sırasında kapı zili çaldı.The doorbell rang during the meal.
Trafik ışıkları her zaman çalışır.Traffic lights work all the time.
Yatmaya gitmeden önce çalar saati ayarlamak zorundasın.You've got to set the alarm clock before you go to bed.
Hakem maçı bitirmek için düdüğünü çaldı.The referee blew his whistle to end the match.
Yeni bir sayfa açmalısın ve mümkün olduğu kadar çok çalışmalısın.You must turn over a new leaf and work as hard as possible.
Yeni bir sayfa açacağım ve çok sıkı İngilizce çalışacağım.I'll turn over a new leaf and study English very hard.
Yeni bir ticaret bölgesi için planlar henüz çalışma aşamasında.Plans for a new trade zone are still on the drawing board.
Ben yeni kitabım üzerinde çalışıyorum.I am working on my new book.
Yeni koalisyon hükümeti fırtınayı kazasız belasız atlatmaya çalışıyor.The new coalition government is trying to ride out the storm.
Yeni plan iyi çalıştı.The new plan worked well.
İnsanların hislerine zarar vermekten kaçınmaya çalışmalısınız.You must try to avoid hurting people's feelings.
Bir adam çalışmak zorundadır.A man must work.
Rahip insanların maneviyatını geliştirmek için çalıştı.The priest tried to improve the people's morals.
Hayatta başarı, çalışkanlık ve uyanıklık içinde yatar.Success in life lies in diligence and vigilance.
Kütüphanede birlikte çalışmaya ne dersin?How about studying together in the library?
Hiç kütüphanede çalışır mısın?Do you ever study in the library?
Kütüphaneyi bulmaya çalışırken kayboldum.I got lost trying to find the library.
Ayılmaya çalışmak için yürüyüşe gittim.I went for a walk to try to sober up.
Matematik testini geçmek için çok çalıştım.I worked hard in order to pass the math test.
Uykum geldiğinde, ben yaklaşık bir saattir matematik çalışıyordum.I had been studying mathematics about an hour, when I felt sleepy.
Bazı insanlar tarlalarda çalışıyorlar.Some people are working in the fields.
Dünyadaki birçok öğrenci İngilizce çalışıyor.A lot of students around the world are studying English.
Dünya barışını desteklemek için çok çalışmalıyız.We must work hard to promote world peace.
Yüzyılın dönümünde çocuklar hâlâ fabrikalarda çalışıyordu.At the turn of the century, children still worked in factories.
Başarılı olmak istiyorsan, çok çalışmalısın.You must work hard if you want to succeed.
Sebatla çalışırsan başarırsın.Stick with it and you'll succeed.
Dürüst bir adam asla para çalmaz.An honest man never steals money.