çal ile cümle
çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Onu odasından çıkmaya çalışırken yakaladık.We caught him trying to go out of his room.
Onunla çalışmak istemedim ama elimden gelenin en iyisini yaptım.I didn't want to work with him, but I made the best of it.
Onunla çalışıyorum.I work with him.
Ona çok çalışmasını yoksa başarısız olacağını söyledim.I told him to work hard or he would fail.
Amerika'ya gitmeye çalışmasını önerdim.I suggested that he try to go to America.
Onun gitar çalmasını istiyorum.I want him to play the guitar.
Ona araba sürmeyi öğretmeye çalıştım.I tried to get him to learn to drive.
Onu yurt dışına gitmekten caydırmaya çalıştım.I have tried to discourage him from going abroad.
Onu ikna etmeye çalıştım ama o dinlemeyecek.I've tried reasoning with him but he just won't listen.
Ondan geri kalmamak için çok çalışmalıyım.I must study hard in order to keep up with him.
Ona yetişmek için çok çalışmalıyım.I must study hard in order to keep up with him.
Masumiyetimle ilgili onu ikna etmeye çalıştım.I tried to convince him of my innocence.
Gerçekten ne olduğunu ona anlatmaya çalıştım ama o benim sözümü kesiyor.I was trying to tell him what had really happened, but he cut me short.
Onu çalışkanlığı için methettim.I praised him for his diligence.
Ben onu dikkatle dinlemeye çalıştım.I tried to listen to him carefully.
Ben onun çalışmasından memnunum.I am pleased with his work.
Onun arabasının üzerinde çalışıyorum.I'm working on his car.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.I tried to repair his damaged prestige.
O, piyanoyu benden daha iyi çalabilir.He can play the piano better than I.
Onlara daha çok çalışmalarını söyledim.I told them to study harder.
Onu durdurmaya çalıştım, ama beni geride bıraktı.I tried to stop him, but he left me behind.
Onu ikna etmeye çalıştım ama boşuna.I tried to persuade him, but in vain.
Onun piyano çalışını hayal edemiyorum.I can't picture her playing the piano.
Rızası olmadan ona piyano çaldırdım.I made her play the piano against her will.
Onun telefon numarasını bulmaya çalıştım.I tried to find out her telephone number.
Onun gözlerine bakmaktan kaçınmaya çalıştım.I tried to avoid looking at her eyes.
Yorgun olmama rağmen sıkı çalışacağım.Though I am tired, I will work hard.
Çalışmaya devam edemeyecek kadar yorgundum.I was too tired to go on working.
Hayatım için çalıştım.I ran for my life.
Ben bir hastane için çalışıyorum.I work for a hospital.
Dokuz-beş işinde çalışmaktan bıktım.I'm tired of working a nine-to-five job.
Babama Kumiko'nun Çin'de çalışmasını önerdim.I suggested to my father that Kumiko study in China.
Ben babamın hesabına çalışıyorum.I am acting for my father.
Babamı yeni bir araba alması için ikna etmeye çalıştım.I tried to argue my father into buying a new car.
Çalıştıktan sonra tenis oynadım.I played tennis after I studied.
Çalışmadığım için sınavda başarısız oldum.I failed the exam because I didn't study.
Çalışmak zorunda mıyım?Do I have to study?
Çalışmak zorundayım.I have to study.
Çalışmak yerine TV izledim.I watched television instead of studying.
Ben çalışacağım.I am going to study.
Çalışmak için boş vaktim yok.I have no leisure to study.
Ders çalışmadan önce televizyon izlerim.I watch television before I study.
Çalışabileceğim yere, odama gidiyorum.I am going to my room, where I can study.
Çalışmaktan yoruldum.I was tired from studying.
Çalıştıktan sonra yatmaya giderim.I go to bed after I study.
Okuldan sonra gitar çalarım.I play the guitar after school.
Ben okuldan sonra ders çalışmam.I don't study after school.
Her gün üç saat çalışırım.I study for 3 hours every day.
Her gün dokuzdan beşe kadar çalışırım.I work from nine to five every day.
Her gün İngilizce çalışırım.I study English every day.
Her gün yarım saat İngilizce çalışıyorum.I study English half an hour every day.
Her gün yarım saat İngilizce çalışırım.I study English half an hour every day.
Her gün matematik çalışmayı prensip edinirim.I make it a rule to study math every day.
Her gün çalışırım.I run every day.
Her gün çalışmaya karar verdim.I decided to study every day.
Her gün onun üzerinde çalıştım.I worked on it day after day.
Günden güne çok çalıştım.I worked hard day after day.
Her akşam İngilizce çalışmaya alışkınım.I am accustomed to studying English every evening.
Yarın çalışmak zorunda kalacağım.I will have to study tomorrow.
Gece geç saatlere kadar çalıştım.I worked far into the night.