çal ile cümle

çal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Saatimi çaldırdım.I had my watch stolen.
Ben bisikletimi çaldırdım.I had my bicycle stolen.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmalıyım.I must work hard to make up for lost time.
Polise arabamın çalındığını bildirdim.I reported the theft of my car to the police.
Arabamı çaldırdım.I had my car stolen.
Zar zor iki yakamı bir araya getirmeye çalışıyordum.I had a hard time making both ends meet.
Hafta sonları asla çalışmam.I never work on weekends.
Mümkün olduğu kadar tünellerden kaçınmaya çalışacağım.I will try to avoid tunnels as much as possible.
Bahar tatili boyunca çalışacağım.I am going to work during the spring vacation.
Bir ticari firmada çalışıyorum.I work for a trading company.
Kasadan parayı çaldığı için çocuğu bağışladım.I forgave the boy for stealing the money from the safe.
Ben gülmemeye çalıştım.I tried not to laugh.
Uyuyakalmamak için üç çalar saatim var.I have three alarm clocks so as not to oversleep.
Matematiği İngilizceyi çalıştığımdan daha çok çalışırım.I study math harder than English.
Matematiğe İngilizceden daha sıkı çalışırım.I study math harder than English.
Senin çalıştığından daha çok matematik çalışırım.I study math harder than you do.
Matematiği İngilizce kadar çok çalışırım.I study math as hard as English.
Matematiği İngilizce kadar çok çalışmıyorum.I don't study math as hard as English.
İngilizce kadar çok matematik çalışmıyorum.I don't study math as hard as English.
Yaşadığım kadar çalışacağım.I'll work as long as I live.
Öğrencilerimi daha çok çalışmaları için telkin ettim.I inspired my students to work harder.
Ben bir petrol şirketi için çalışıyorum.I work for an oil company.
Geçen ay çok çalıştım.I worked hard last month.
Patronum beni geçen Pazar çalıştırdı.My boss made me work last Sunday.
Ben Chiba sakiniyim ama Tokyo'da çalışıyorum.I am a citizen of Chiba, but work in Tokyo.
Hiç çalışmadım.I didn't study at all.
Tüm çalışanlarımdan mutlak sadakat istiyorum.I require absolute loyalty of my employees.
Ben çatışmadan kaçınmaya çalıştım.I tried to avoid conflict.
Oğlumu kurabiye kavanozundan çalarken yakaladım.I caught my son stealing from a cookie jar.
Kaybı telafi etmek için çok çalıştım.I worked hard to compensate for the loss.
Diğer öğrencilere yetişmek için çalışmak zorundaydım.I had to study hard to keep up with the other students.
Birinin eşya çaldığını gördüm.I saw somebody steal the merchandise.
Birisinin kapıyı çaldığını duydum.I heard someone knock on the door.
Kayıp zamanı telafi etmek için çok çalışmam gerekiyor.I must study hard to make up for lost time.
Bütün öğleden sonra mutfakta çalışıp çabalıyordum.I've been toiling away in the kitchen all afternoon.
Bahçede sıkı çalışırım.I work hard in the garden.
Ben bütün gece çalışmaya alışkınım.I'm used to working all night.
Cep hesap makinemi çaldırdım.I've had my pocket calculator stolen.
Çalmaktansa açlıktan ölürüm.I would rather starve to death than steal.
Çalmaktansa açlıktan ölmeyi tercih ederim.I would rather starve to death than steal.
Ben kaçmaya çalıştım.I tried to escape.
Ben çalışmayı seviyorum.I like to work.
Dinlemeyi çalışmaya tercih ederim.I prefer relaxing to working.
Kaybolup da otele geri dönmeye çalışırken epey zorlandım.I got lost and had a hard time finding my way back to the hotel.
Dikkatimi okumaya odaklamaya çalıştım.I tried to focus my attention on reading.
Beş sene Japonca çalıştım.I've studied Japanese for five years.
Japonca çalışmak zorunda değilim.I do not have to study Japanese.
Japonca çalışmak zorundayım.I have to study Japanese.
Japon tarihi çalışıyorum.I study Japanese history.
Pazar günleri hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Pazar hariç her gün çalışırım.I work every day except Sunday.
Noh çalmakla ilgilenen bir Amerikalı ile tanıştım.I met an American who was interested in Noh plays.
Ben bir çiftlikte çalıştım.I worked on a farm.
Çiftliğimi satmaya çalışıyorum, ancak şimdiye kadar herhangi bir teklif almadım.I am trying to sell my farm, but I haven't had any offers so far.
Ben sık sık onun trompette melodi çaldığını duydum.I often heard him playing the melody on the trumpet.
Bir kez onun piyano çaldığını duydum.I heard him play the piano once.
Onu bahçede armutları çalarken yakaladım.I caught him stealing pears in the orchard.
Onu kamerayı çalarken yakaladım.I caught him stealing the camera.
Onu gizlice kaçmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to sneak out.
Onu odadan dışarı çıkmaya çalışırken yakaladım.I caught him trying to go out of the room.

İlgili Sayfalar