çalıyor ile cümle

çalıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bugün hala çalıyor.Они продолжают играть по сей день.
Gerçekten de iyi çalıyordu.Я думаю, он играл прекрасно.
Piyano çalıyor, şarkılar besteliyor ve resim yapıyor.Хорошо пела, играла на пианино, рисовала.
Onlar havaya çalıyorlar.Окисляется на воздухе.
Dediğim gibi Chris’i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu.Время показало, что Крис не работал, в то время как Джонни очень быстро влился в коллектив.
Gitar, piyano ve flüt çalıyor.Играет на гитаре, фортепиано и на флейте.
Saz çalıyor ve çok tatlı bir ses tonuna sahip.У них отличное чувство ритма и сладкий голос.
Elektronik klavye çalıyor.Электрический клавишный музыкальный инструмент.
Saz çalıyor ve çok tatlı bir ses tonuna sahip.إذا ضغطها فإنها تصدر صوت بيانو لطيف.
Ayrıca piyano çalıyor.تعزف على البيانو.
Şu anda sadece çalıyorum.دلوكيت = الآن.
Temel olarak böyle başladık, caddede gitarla öylece çalıyorduk," dedi.Basicamente foi assim que eu comecei, tocando na rua com um violão".
Horan küçüklüğünden beri gitar çalıyor.Horan toca guitarra desde sua infância.
Sangster bas gitar ve gitar çalıyor.Sangster toca baixo e violão.
2-3 aydır beraber çalıyorduk.Estivemos tocando juntos por muito tempo, cara.
Dediğim gibi Chris’i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu.Poe essa época, Tim conheceu Chris Martin, que estava gravando demos naquela época com o Coldplay.
Horan küçüklüğünden beri gitar çalıyor.Horan speelt gitaar sinds zijn kindertijd.
Haftada ortalama iki kere çalıyorum.Wel oefent hij gemiddeld twee maal per week.
6 yaşından beri piyano çalıyor.Ze speelt al vanaf haar zesde piano.
Gerçekten de iyi çalıyordu.Hij kon ook goed schaken.
Emeği geçenler gösterilirken David Bowie'nin "Space Oddity" parçası çalıyor.Voor de tekst werd Tempest geïnspireerd door David Bowie's nummer Space Oddity.
Şu anda sadece çalıyorum.Op dit moment speelt hij alleen nog in de zaal.
Bugün hala çalıyor.Tegenwoordig speelt hij hier nog steeds.
İki kardeş çok iyi derecede Almanca ve Fransızca biliyorlardı ve piyano çalıyorlardı.Bieden kregen een hoge opleiding, spraken vloeiend Frans en Duits en speelden uitstekend piano.
O piyano çalıyordu.Hij speelde piano.
Telefon sürekli çalıyor.De telefoon staat roodgloeiend.
Şu anda sadece çalıyorum.Obecnie gra w Hace.
Onlar havaya çalıyorlar.Utlenia się na powietrzu.
Desrosiers Fender Precision Bass gitar çalıyor. ^ websiteGra na gitarze Fender Precision Bass.
Gerçekten de iyi çalıyordu.Potrafiła świetnie grać.
Cemal henüz 9 yaşındaydı ve çok iyi piyano çalıyordu.Od 9 roku życia grała na pianinie i śpiewała gospel.
Saz çalıyor ve çok tatlı bir ses tonuna sahip.Ma świetny węch i miły, melodyjny głos.
Emeği geçenler gösterilirken David Bowie'nin "Space Oddity" parçası çalıyor.Den är inspirerad av David Bowies - Space Oddity.
Poe'nun "Haunted" adlı şarkısı, ikinci bölümün sonunda çalıyor.Sången "Lean on Me" spelas i slutet av avsnittet.
Ayrıca piyano çalıyor.Han spelar även piano.
Şu anda sadece çalıyorum.Numera säljs endast Guld.
Bu orkestrayla The Shadows ve The Spotnicks gibi grupların hit şarkılarını çalıyorlardı.Inom rockmusiken förekommer renodlade instrumentalgrupper som The Shadows och Spotnicks.
1977 yılında kardeşi David ve oda arkadaşı John Illsley'le birlikte çalıyordu.Tidigt 1977 flyttade Mark Knopfler in hos sin bror David och hans vän John Illsley.
The Call Girls, programlarında bu şarkıyı çalıyorlar.Jag vill höra de här låtarna på en nattklubb.
Şu anda sadece çalıyorum.Тепер в основному грає тільки пальцями.
Hinder kurulmadan önce grubun solisti Winkler (25 Ekim, 1981) bir cover grupta çalıyordu.До створення групи Остін Вінклер (народився 25 жовтня 1981 р.) грав в кавер-групі.
Ayrıca piyano çalıyor.Грає на піаніно.
Bu çok hoşuma gitti ve o zamandan beri hep bunu çalıyorum.Я люблю цей тип музики, і я хочу, я міг би робити це постійно.
Onlar havaya çalıyorlar.Окиснюється на повітрі.
Tom piyano çalıyor.Том грає на піаніно.
Gitar çalıyorum.Я граю на гітарі.
Odaya girdiğimde, piyano çalıyordu.Коли я зайшов до кімнати, вона грала на піаніно.
Odaya girdiğimde, piyano çalıyordu.Коли я зайшла до кімнати, вона грала на піаніно.
Tom piyano çalıyor, değil mi?Том грає на піаніно, так?
Hetfield şarkıda basgitarı, Lloyd Grant ise solo gitarı çalıyordu.Hetfield hrál na basovou kytaru a Lloyd Grant hrál kytarové sólo.
Gerçekten de iyi çalıyordu.I když jsme hrály dobře.
Şu anda sadece çalıyorum.V současnosti hraje I.
Dediğim gibi Chris’i tanıyordum ama o zamanlar Chris davul çalıyordu.Produkoval jej Chris Thomas, který předtím spolupracoval s Roxy Music.
Emeği geçenler gösterilirken David Bowie'nin "Space Oddity" parçası çalıyor.Text byl inspirován pisní Davida Bowieho "Space Oddity".
O elektrogitarı amplifikatör (amfi) kullanmadan çalıyordu.Elektronový paprsek je směrován pomocí silných elektromagnetů.
Daha önce Mellowdrone isimli bir müzik grubunda bass gitar ve klavye çalıyordu.Před působením v tomto uskupení účinkovala ve skupině Mellowdrone, kde hrála na basovou kytaru a na klávesy.
Bugün hala çalıyor.Kapela hraje dodnes.
Ayrıca piyano çalıyor.Také hraje na piano.
Haftada ortalama iki kere çalıyorum.Míchej dvakrát denně po dva týdny.
O elektrogitarı amplifikatör (amfi) kullanmadan çalıyordu.Electroscopul face masurări fără consum de curent electric, el funcționând electrostatic.

İlgili Sayfalar