çalıyor ile cümle
çalıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Foulis'in eşi sisli bir akşamda piyano çalıyordu.Spica, de la Vierge, s'est couchée il y a une heure.
Gitar, piyano ve flüt çalıyor.Elle joue de la guitare, du piano et de la flûte.
Ullman grupta bateri ve glockenspiel çalıyor.Il joue de la clarinette et du glockenspiel.
Horan küçüklüğünden beri gitar çalıyor.Niall Horan joue de la guitare depuis qu’il a onze ans.
Scott eskiden bir musluk tamircisiydi ve amatör bir şekilde bateri çalıyordu.Stoltz était mécanicien automobile et occasionnellement joueur d'échecs professionnel.
Desrosiers Fender Precision Bass gitar çalıyor. ^ websiteFender Precision bass guitar.
Doğrudan sömürmüyor, çalıyordu.L'attelage suait, soufflait, était rendu.
Queen 1960'ların sonlarına doğru kurulmadan önce, Mercury eski grubu Wreckage ile şarkıyı sahnede çalıyordu.Freddie Mercury a joué une première version à la fin des années 1960 avec son premier groupe, Wreckage.
Babası keman çalıyordu annesi ise öğretmendi.Son père était professeur de musique, sa mère était institutrice.
Almancayı ve İngilizceyi çok iyi konuşuyorlar ve çok güzel piyano çalıyorlardı.Elle est très riche, elle parle bien anglais, et elle joue très bien du piano.
Kim gitar çalıyor?¿Quién está tocando la guitarra?
Şimdi gitar çalıyorum.Ahora estoy tocando la guitarra.
O zaman piyano çalıyordu.Ella tocaba el piano en ese momento.
Onların arkasındaki adam piyano çalıyordu.El hombre detrás de ellos está tocando el piano.
Şimdi piyano çalıyorum.Ahora estoy tocando el piano.
O piyano çalıyordu.Él estaba tocando el piano.
Biri piyano çalıyor.Alguien está tocando el piano.
Birisi piyano çalıyor.Alguien está tocando el piano.
Birisi kapıyı çalıyor.Alguien está llamando a la puerta.
Bir çocuk arp çalıyor.Un niño está tocando el arpa.
Telefon mu çalıyor?¿Está sonando el teléfono?
" Telefon çalıyor. " "Ben cevap veririm."«Está sonando el teléfono.» «Yo lo cojo.»
Misafirler vardığında piyano çalıyordu.Estaba tocando el piano cuando llegaron los invitados.
Telefonu al,çalıyor.Coge el teléfono, está sonando.
Gitar çalıyorum.Estoy tocando guitarra.
Tüm evler sallanıyordu ve her yerde alarmlar çalıyordu.Todas las casas temblaban y las alarmas sonaban en todas partes.
Telefon çalıyor!¡El teléfono está sonando!
Cep telefonum çalıyor.Mi móvil está sonando.
Bugün telefon durmadan çalıyor!¡Hoy el teléfono está sonando sin parar!
Poe'nun "Haunted" adlı şarkısı, ikinci bölümün sonunda çalıyor."Haunted" de Poe toca al final del segundo episodio.
Fry şöyle yazmıştı: "Tamamen akıllara durgunluk verici: Alma Deutscher kendi bestelerini çalıyor.Fry escribió: "Simplemente alucinante: Alma Deutscher interpretando sus propias composiciones.
Holofernes, Wir sind Helden'de şarkı söylüyor, gitar çalıyor ve şarkı sözlerini yazıyor.Holofernes canta, toca la guitarra y escribe las letras de Wir sind Helden.
Birgit küçükken flüt ve piyano çalıyordu.De niño tocaba banjo y piano.
İki kardeş çok iyi derecede Almanca ve Fransızca biliyorlardı ve piyano çalıyorlardı.Ambas hermanas recibieron una excelente educación, hablaban alemán y francés fluidamente y tocaban el piano.
Davul ve Percussion çalıyor.Voz y Percusión.
Barry o sıralarda Judo dersleri veriyor ve evinin yakınındaki bir kilisede Org çalıyordu.En aquel momento enseñaba judo y tocaba el órgano para una iglesia cercaba a su casa.
Ullman grupta bateri ve glockenspiel çalıyor.Pick Withers Batería y glockenspiel.
O elektrogitarı amplifikatör (amfi) kullanmadan çalıyordu.Se usaba para hacer flúor sin usar electrólisis.
Bugün hala çalıyor.Actualmente siguen tocando.
Piyano çalıyor, şarkılar besteliyor ve resim yapıyor.Sabe tocar el piano y componer canciones.
6 yaşından beri piyano çalıyor.Ella ha estado tocando el piano desde que tenía 6 años.
Doğrudan sömürmüyor, çalıyordu.No tartamudeaba, pero balbuceaba.
Sanırım, biri kapıyı çalıyor.Credo che qualcuno stia bussando alla porta.
Biri piyanoyu çalıyor. Bu Ann olmalı.Qualcuno sta suonando il pianoforte. Dev'essere Ann.
Kadın şarkı söylüyor, adam gitar çalıyor, biz de dans ediyoruz.Lei canta, lui suona la chitarra e noi balliamo.
Çanlar kimin için çalıyor?Per chi suonano le campane?
Haftada ortalama iki kere çalıyorum.Va in onda due volte a settimana.
Gerçekten de iyi çalıyordu.Suonava davvero bene" .
Osmanlılar karşıda yangın çıkardıkça Venedik San Marko kilisesi alarm çanlarını çalıyordu.Alla sua richiesta d'aiuto, gli abitanti fecero suonare le campane della chiesa di San Bernardino.
Emeği geçenler gösterilirken David Bowie'nin "Space Oddity" parçası çalıyor.Il testo fu ispirato dalla canzone Space Oddity di David Bowie.
Claire aynı zamanda keman çalıyor.Jake sa anche suonare il violino.
Kampta Williams, klavye ve bateri çalarken Hugo, tenor saksafon çalıyordu.Williams fa il batterista, Hugo suona il sassofono tenore.
Genç kız, ayrıca, piyano da çalıyor.Osserva anche un ragazzo suonare il pianoforte.
Bu orkestrayla The Shadows ve The Spotnicks gibi grupların hit şarkılarını çalıyorlardı.Qui si sentono le influenze di band come gli Smiths.
Saz çalıyor ve çok tatlı bir ses tonuna sahip.Parla in modo elegante e ha un tono di voce molto suadente.
O üflemeli çalgılar orkestrasında çalıyor.Он играет в духовом оркестре.
O, piyano çalıyor.Он играет на пианино.
Kim piyano çalıyor?Кто играет на пианино?
Şu anda sadece çalıyorum.Но сейчас я хочу играть.
2-3 aydır beraber çalıyorduk.Два или три месяца занимался воровством.