çalın ile cümle

çalın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bizim tekerlekli çöp bidonumuz çalındı.Our wheelie bin was stolen.
Tom arabasının çalındığını bildirmek için sigorta şirketini aradı.Tom called the insurance company to report that his car had been stolen.
Biraz zaman alacak, fakat sanırım nasıl gitar çalınacağını öğrenebileceğim.It'll take some time, but I think I'll be able to learn how to play the guitar.
Bir taneye sahiptim ama o çalındı.I used to have one, but it was stolen.
Onun özel hayatına ilişkin belgeler soygunda çalındı.Documents relating to his private life were stolen in the burglary.
Tom bana o şarkının nasıl çalınacağını öğretti.Tom taught me how to play that song.
Bu bankanın ATM'sinden yarım milyon real çalındı.Half a million reals were stolen from this bank's ATM.
Arabam çalındı. O park ettiğim yerde orada değil.My car was stolen. It's not there where I parked it.
Benim cüzdanım vestiyerde çalındı.My wallet was stolen in the cloak room.
Çalınan bisikletin ona ait olduğu belli oldu.It became clear that the stolen bicycle belonged to him.
Cep telefonu çalındı.His mobile has been stolen.
Paramın bir kısmı çalındı.Some of my money has been stolen.
Kalemim çalındı.My pen has been stolen.
Çalınan paradan vazgeçmeyeceğim.I won't give up on the stolen money.
Tom bir çalınan aracın içinde keyif binişinde yakalandı.Tom was caught joyriding in a stolen vehicle.
Param bir hırsız tarafından çalındı.My money was stolen by a thief.
Tom nehirde yüzmeye gitti, ama o dışarı çıktığında elbiseleri çalınmıştı.Tom went swimming in the river, but when he got out, his clothes had been stolen.
Cüzdanım çalındı.My wallet has been stolen.
Benim diz üstü bilgisayarım çalındı.My laptop has been stolen.
Onlar bu kitapların bir kütüphaneden çalındığını söylediler.They said that these books were stolen from a library.
Bu kitaplar çalındıysa o zaman onları bana verme.If these books were stolen, then don't give them to me.
Hırsızlar çalıntı yağmayı kendi aralarında böldü.The thieves divvied up the stolen loot among themselves.
Çalının arkasında bir şey hareket ediyor.Something is moving behind the bush.
Polisi aradım ve arabamın çalındığını bildirdim.I called the police and reported that my car had been stolen.
Arabanın çalındığını söylediğini düşündüm.I thought you said your car was stolen.
Pasaportum çalındı.My passport was stolen.
Onun pasaportu çalındı.Her passport was stolen.
Polis çalınan parayı kurtardı.The police recovered the stolen money.
Gaydanın nasıl çalınacağını bana öğretebilir misin?Can you teach me how to play the bagpipes?
O çalındı.It was stolen.
Hiçbir şey çalınmadı.Nothing was stolen.
Tom'un pasaportu çalındı.Tom's passport has been stolen.
Tom'un arabasının çalındığını bilmiyordum.I didn't know that Tom's car was stolen.
Çalıntı mal alıp satmaktan suçlu bulundu.He was found guilty of handling stolen goods.
Bu bileziğin çalındığına dair herhangi bir fikrim yoktu.I had no idea this bracelet was stolen.
Umarım araban çalınmaz.I hope your car doesn't get stolen.
Çalınan parayı düşünmemek elimde değil.I can't stop thinking about the stolen money.
Arabamın çalındığını bile bilmiyordum.I didn't even know that my car had been stolen.
Sonunda polis onu yakaladığında Tom çalıntı bir arabadaydı.Tom was in a stolen car when the police finally caught him.
Bir milyon dolardan daha fazla mücevher Cannes'teki bir otel odasından çalındı.More than $1 million of jewels were stolen from a hotel room in Cannes.
Araba çalındı.The car was stolen.
Tom bana nasıl gitar çalınacağını öğretti.Tom taught me how to play the guitar.
Çalıntı mal satıcısı çalıntı mallarla yakalandı.The fence was caught with the stolen goods.
Kitabın mı çalındı?! Nerede ve ne zaman?Your book was stolen?! Where and when?
Cannes'daki Carlton otelinden 40 milyon euro değerinde mücevherler çalındı.Jewels worth €40-million were stolen in Cannes from the Carlton hotel.
Nasıl gitar çalınacağını kendim öğrettim.I taught myself how to play the guitar.
Tom bana onun çalındığını söyledi.Tom told me it was stolen.
Arabam çalındı.My car's been stolen.
Bu fotoğraf arkadaşımdan çalındı.This photo was stolen from my friend.
Çalıntı para asla meyve vermez.Stolen money never bears fruit.
Keman çalın lütfen.Please play the violin.
Tom yarışmayı kazandığını hayal etti fakat onun ödülü çalındı.Tom dreamed that he had won the contest, but that his prize had been stolen.
Tom Mary'ye çalınmış bir kemanı satmayı önerdi.Tom offered to sell Mary a stolen violin.
Tom çalıntı bir arabayı sürerken yakalandı.Tom was caught driving a stolen car.
Kredi kartım metroda çalındı.My credit card was stolen on the subway.
Kameram trende çalındı.My camera was stolen on the train.
GPS cihazım çalındı.My GPS device was stolen.
Tom'un çalıntı elması aldığını nasıl bildin?How did you know Tom had the stolen diamond?
Cornelius Gurlitt Naziler tarafından çalınan 1400 sanat eserini dairesinde saklamıştı.Cornelius Gurlitt had hidden 1400 works of art stolen by the Nazis in his apartment.
Zil çalıncaya kadar hiç kimsenin sınıfı terk etmesine izin verilmez.Nobody is allowed to leave the classroom until the bell rings.

İlgili Sayfalar