çalışma ile cümle

çalışma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tom test için daha fazla çalışmalıydı.Tom really should've studied harder for the test.
Tom, Boston'da çalışmayı gerçekten sevmediğine karar verdi.Tom decided that he didn't really like working in Boston.
Tom, bunu asla evde yapmaya çalışmayacağını söyledi.Tom said he'd never try to do that at home.
Tom asla bunu kendi başınıza yapmaya çalışmayacağını söyledi.Tom said he'd never try to do that by himself.
Beni neşelendirmeye çalışmak zorunda değilsin.You don't have to try to cheer me up.
Tom onu yapmaya çalışmayacak.Tom isn't going to try to do that.
Gözleri yaşlılık nedeniyle çalışmayı durdurdu.His eyes stopped functioning due to old age.
Sami dışarıda çalışmak istemedi.Sami didn't want to work outside.
Elleriyle değil kafasıyla çalışmayı sever.He likes to work with his head rather than with his hands.
Scooter çalışmayacak.The scooter won't start.
Sonsuza dek yaşamaya çalışmayın. Başaramazsınız.Do not try to live forever. You will not succeed.
Tatoeba geri döndü, ancak her şey mükemmel şekilde çalışmayacak.Tatoeba is back, but not everything will be working perfectly.
Bu görevi Cuma gününden önce tamamlamak için çok çalışmalıyız.We must work hard to finish this task before Friday.
Çok çalışmamıza rağmen iyi sonuçlar almıyoruz.Although we worked hard, we do not get good results.
işte zevk çalışmada mükemmelliği getirir.Pleasure in the job puts perfection in the work.
O çalıştığında Tatoeba ile çalışmak bir zevktir.It's a pleasure working with Tatoeba when it works.
Almancayı iyi konuşabilmem için çok çalışmak zorundayım.I have to study a lot, so that I can speak German well.
Yorgundum çünkü hafta sonunda çalışmak zorunda kaldım.I was tired, because I had to work at the weekend.
Mary, özel derslerini ingilizce olarak verir, böylece çalışmalarını finanse edebilir.Mary gives private tuition in English, so that she can finance her studies.
Burada çalışmak onun ikramiyesidir.Working here has its perks.
Kimse bunu yapmaya çalışmadı.Nobody tried doing that.
Her gün çalışmalısın.You must study every day.
Bunu yapmaya çalışmamalıydım.I shouldn't have tried to do that.
Tom asla bunu yapmaya çalışmamalıydı.Tom should've never tried to do that.
Tom kimsenin bunu yapmaya çalışmadığını söyledi.Tom said no one else tried to do that.
Tom, Mary'nin bunu yapmaya çalışmasını umduğunu söyledi.Tom said he hopes Mary tries to do that.
Tom bunu yapmaya çalışmaya devam edecektir.Tom will continue trying to do that.
Tom bunu yapmaya çalışma şansı verilmedi.Tom wasn't given the chance to try doing that.
Tom hiç bunu kendi başına yapmaya çalışmamalıydı.Tom shouldn't have ever tried to do that on his own.
Keşke bu kadar çok içtikten sonra eve arabayla gitmeye çalışmasaydım.I wish I hadn't tried driving home after I had drunk so much.
Tom'un tekniğini geliştirmek için gerçekten çalışması gerekiyor.Tom really needs to work on improving his technique.
Bizim için çalışmaya gelmeden önce Tom'u tanıyor muydun?Did you know Tom before he came to work for us?
Keşke bunu kendi başıma yapmaya çalışmasaydım.I wish I hadn't tried to do that by myself.
Test için daha fazla çalışmalıydım.I should've studied harder for the test.
İkimiz de Boston'da çalışmak istemiyoruz.Both of us don't want to work in Boston.
Tom dün Boston'da çalışmaya başladı.Tom started working in Boston yesterday.
Tom işleri daha da kötüleştirmemeye çalışmalı.Tom should try not to make things worse.
Tom'un daha çok çalışması gerektiğini düşündüm.I thought Tom should study harder.
Tom'la çalışmak istemiyorum.I don't want to work with Tom.
Bu gece Fransızca çalışmayacağım.I won't be studying French tonight.
Tom Mary'yi bunu yapmaya ikna etmeye çalışmamış olmayı dilediğini söyledi.Tom said he wished he hadn't tried to convince Mary to do that.
Tom muhtemelen dün çalışmadı.Tom probably didn't study yesterday.
Geçen pazartesi çalışmak zorunda değildim.I didn't have to work last Monday.
Garson olarak çalışmak istemiyorum.I don't want to work as a waiter.
Gelecek pazartesi çalışmam gerekmiyor.I don't need to work next Monday.
Bunu kendi başınıza yapmaya çalışmayın.Don't try to do that by yourself.
Tom'un biraz daha sıkı çalışması gerekiyor.Tom needs to study a little harder.
Tom, çalışmaya devam etmesi gerektiğini biliyor.Tom knows he's got to keep working.
Tom her gün Fransızca çalışmaz.Tom doesn't study French every day.
Tom çevirmen olarak çalışmak istiyor.Tom wants to work as a translator.
Son çalışma günüm pazartesiydi.My last day of work was Monday.
Bunu asla yalnız yapmaya çalışmayacağım.I'd never try to do that alone.
Tom benim fransızca çalışmak zorunda olduğumu söyledi.Tom said that I had to study French.
Tom artık asla Fransızca çalışmaz.Tom never studies French anymore.
Burada çalışmaya devam edemem.I can't continue working here.
Bugün Fransızca çalışmayalım.Let's not study French today.
Tom muhtemelen Fransızca çalışmayacak.Tom probably won't study French.
Tom Mary'ye neden geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldığını söylemedi.Tom didn't tell Mary why he had to work late.
Tom ve ben birlikte çalışmalıyız.Tom and I have to work together.
Tom ve ben birlikte çalışmak zorundayız.Tom and I have to work together.

İlgili Sayfalar