Ve de kenarlarında çakışan parçaları seçmeniz gerekiyor.And you have to choose pieces that overlap on the edge.
Stillerin cakismasi ve aslinda bir seylere degmesi ve bunlar villlalar olarak adlandiriliyor.The kinds of collisions of styles and things were quite something, and these are called the villas.
Çakra kelimesi Sanskritçe'de tekerlek kelimesinden gelmiştir.So what is a Chakra?
Çakra bedenin içinde dairesel hareketlerle tekerlek gibi dönen girdaptır.The word Chakra comes from Sanskrit word meaning wheel,
Çakralar birnevi ruhun eterik motorudur.I will cover 8 and 13 later on, so for now let's just stick with the basic 7
Peki, artık Çakraların ne olduğunu biliyoruz ve halen bu konuya yüzeysel olarak bile başlamadık.If you or anyone you know have a problem or come off too strong in any of these traits
Aynı renkte bir kıyafet giymek çakranın rezonansa girmesine neden olacaktır.I feel like it will be more beneficial for you at this point.
Bu bilgiyi ilk öğrendiğim zamanı hatırlıyorum, boğaz çakram hariç bütün çakralarım kapalıydı.As we know, each chakra resonates to a color that we just discussed.
Ki boğaz çakramda çok açıktı.Doing things like wearing cloithing that match the color of a chakra will cause it to resonate.
Yeşil yemekte kalp çakrana iyi gelir.Lying in the sun for half an hour can give a powerful energy boost.
Son olarak ve çakraları açmak için en iyi yöntem, kendinize REİKİ yaptırın.You can get this organic fluid that you can put in your bath, changes the color of the bath.
Reiki ustaları çakralarını görmek üzere ruhsal eğitim almış insanlardır.I kid you not, it is the equivalent of a spiritual surgery.
Bunlar Çakraların temel bilgileri! İnan veya inanmaIn today's society, we put way too much emphasis on independence, and not enough on interdependence.
Yer çakimi sabiti de dünya ile aynı.Also, the gravitational constant would be the same as
Çakar, parlar ve ışıldarlar kendi yaşam ışıklarıyla.They flash, and sparkle, and glow with their own living light.
Ben küçükken, çeşitli koleksiyonlarım vardı sopalar, taşlar, çakıl taşları ve deniz kabukları.When I was a child, I had multiple collections of sticks and stones and pebbles and shells.
Kaldırım kenarına çakılana kadar otobüs şoförünün ne yapacağını anlamamanız mümkün.YOU MlGHT NOT REALlZE THE BUS OPERATOR'S INTENTlON UNTlL YOU GET CUT OFF AT THE CURB.
Sen dışarıdasın nasıl olsa, evde çakılı kalan benim.You get about; I have to stew at home
Ateş yakma işini biz hallediyoruz ve çakmak bizde kalıyor.If we take care of the fire, we keep the lighter.
Ayrılırken, çakmağınızı size geri alacaksınız.When we leave I will give you back the lighter.
Hayır, çakmak bende kalacak ve ateşe ihtiyacın olduğunda benden alacaksınız.I keep the lighter, and whenever you need it you come to me.
- Sadece bir çakmak.- It's just a lighter.
Onun çakmağı neden sizde?Why do you have his lighter?
Ve şimdi çakmağımı aldım.And now I have my lighter back.
Ateşe bile veremem -- çakmağımı aldılar!I can't even set it on fire -- they took my cigarette lighter!
Diğer bir yandan, eğer bir kibrit çakarsanız tüm gezegen havaya uçar.On the other hand, if you light a match the whole planet will blow up.
Ç-çaktın mı?G-Get it?
Bir yığın ısı sondası çaktık.We punched a bunch of heat probes.
Ve metin, sağlam bir çapa ya da yere çakılmış bir çivi gibi iş görür.And then the text functions as this cruel anchor that kind of nails it to the ground.
Konusmami TED'in kumlarina bir kazik cakarak bitirmek istiyorumI would like to close here by putting a stake in the sand at TED.
Bizim adam mala çakıyor, düşmanda gelip bize çakacak.Nju slušaš? Pa njoj je IQ manji od amebinog.
İlk vektörümüzle çakışık durumda.It's collinear with this first vector.
Yani bu bir çakışık vektörler kümesi.So it's a set of collinear vectors.
Bunu da yazalım. (Çakışık vektörler kümesi)So let me write that down.
Sonra bu vektörlerin çakışık olduğunu söylemek görsel olarak size mantıklı gelmezdi. -And then, to say that it's collinear probably wouldn't have made as much visual sense to you.
Ve sistem gerçekle çakıştığında... sistem çökmeye başlar.And when the system conflicts with the reality... the system starts to fail.
Sen de tanrının senin kafana bir şimşek çaktıracağını mı düşünüyorsun?So you think god will throw a lightning bolt to you also?
Savurup oklarını düşmanlarını dağıttı, Şimşek çaktırarak onları şaşkına çevirdi.He sent out arrows, and scattered them; lightning, and confused them.
Saulun silahlarını ilahlarının tapınağına koyup başını Dagon Tapınağına çaktılar.They put his armor in the house of their gods, and fastened his head in the house of Dagon.
Kökleri taş yığınına sarılır, Çakılların arasında yer aranır.His roots are wrapped around the rock pile. He sees the place of stones.
Altınını yere, Ofir altınını vadideki çakılların arasına atarsan,Lay your treasure in the dust, the gold of Ophir among the stones of the brooks.
Madenci elini çakmak taşına uzatır, Dağları kökünden altüst eder.He puts forth his hand on the flinty rock, and he overturns the mountains by the roots.
Çakallarla kardeş, Baykuşlarla arkadaş oldum.I am a brother to jackals, and a companion to ostriches.
Tanrının bulutları nasıl düzenlediğini, Şimşeğini nasıl çaktırdığını biliyor musun?Do you know how God controls them, and causes the lightning of his cloud to shine?
RABbin sesi şimşek gibi çakar,Yahweh's voice strikes with flashes of lightning.
Oysa sen bizi ezdin, ülkemizi çakalların uğrağı ettin, Üstümüzü koyu karanlıkla örttün.Though you have crushed us in the haunt of jackals, and covered us with the shadow of death.
Kılıcın ağzına atılacak, Çakallara yem olacak.They shall be given over to the power of the sword. They shall be jackal food.
Dolu yağdırdı yağmur yerine, Şimşekler çaktırdı ülkelerinde.He gave them hail for rain, with lightning in their land.
Şimşek çaktır, dağıt düşmanı, Savur oklarını, şaşkına çevir onları.Throw out lightning, and scatter them. Send out your arrows, and rout them.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Fraudulent food is sweet to a man, but afterwards his mouth is filled with gravel.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.He has also broken my teeth with gravel stones; he has covered me with ashes.
Viran olan Siyon Dağının üstünde Çakallar geziyor!For the mountain of Zion, which is desolate: The foxes walk on it.
Yaratıklar şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.The living creatures ran and returned as the appearance of a flash of lightning.
Ey İsrail, peygamberlerin yıkıntılar arasındaki çakallara benziyor.Israel, your prophets have been like foxes in the waste places.
O'na teslim ol(up putperestliği bırak)cak mısınız?So will you bow in homage to Him?"
Çakıp etraf aydınlandı mı yürürler, karanlıkta kaldılar mı dururlar.When it flashes forth they walk in its flare. When darkness returns they stand still.
Görmez misiniz çakmakla çakıp yaktığınız ateşi?Consider the fire that you strike (and get by friction).
Ve dağları, çiviler gibi çaktık.The mountains tent-pins?
Üzerlerine karanlık binince çakılıp kalırlar.When darkness returns they stand still.
Çakıp çakıp çıkardığınız o ateşi gördünüz mü?Consider the fire that you strike (and get by friction).