Ana içeriğe geç
Sözlük

çak ile cümle

çak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bizim roketlerimiz çakalınkinden daha iyi.Actually, we have a lot better rockets than the coyote.
Beynimin hangi kısmının çaktığını söyle, Çünkü bu beni heyecanlandırıyor.Tell me what part of my brain is lighting up, because that excites me.
Epey bir tesadüfi çakışma var.There's a lot of serendipitous convergence here.
Farkýndasýn deđil mi, dýţarýsý çakal dolu. Farkýndasýn deđil mi Tefo?I don't think he would, either
Çakýl Gazinosu... ...yeni assolist olmuţtum, küçücük de bir kýzdým.What was I saying? Cakil Bar.
Yapamam, 3 kez ehliyet sınavından çaktımI can't. I failed three times.
O yüzden ben, "Çaktırmadan ilerle, tam arkamda." falanım.So I'm like, just keep walking, she's on my six.
Ve orada ağlayarak koşarken, pat, ayağım takıldı, yere çakıldım.And there I was crying away, and smash, bash on my rock.
Sen babama çaktırmadan bir şeyler yapamaz mısın?Can't you do something without Father finding out?
Evet, ve ben buna çakıyorum!Yeah, and I tap that! Yeah, me.
Evet, ben. Çaktım!I tapped that!
Here comes Fatmagül's special, "warm cake".Here comes Fatmagül's special, "warm cake".
Afrika ile OECD arasında bayağı çakışma var.Quite an overlap between Africa and OECD.
Sizlerinde gördüğü gibi çizgiler nüfus patlaması ile birlikte çakışıyorlar.You can see that the lines cross when the population explodes.
Muzip bir tavırla bakıyorlardı, ve sonra, "Çak bir beşlik!"And they would look quizzically, and then be like, "High five!"
Demokratlar da, Cumhuriyetçiler de, seçilmek için dindarlıklarıyla caka satarlar.Democrats as well as Republicans parade their religiousness if they want to get elected.
Kendi kendine çak ve kaçır.Highfive yourself and miss
Elimizdeki kanıtlar her zaman çakışır.There's always conflicting evidence.
Ve ardından cebine uzandı ve bir çakıl taşı çıkardı.And then he reaches into his pocket, and he brings this out to me.
Çakıl taşına baktım ve bunun gerçekten havalı olduğunu düşündüm.And I looked at it, and I was like, this is really cool.
Çaktın mı?Get it?
Bu tam olarak çakma bir çözüm, bana sorarsanız.This is a total kludge, if you ask me.
Yani o yüzden -- biz kendimiz de oldukça çakma sayılırız.So we're not -- we're pretty kludge-y ourselves.
Bu arada, DSL çakma.By the way, DSL is a kludge.
Güvenli ise, bir takım olarak çakışın ve çekime çıkmadan önce görev paylaşımı yapın.If it is safe, work in a team and determine roles before filming.
Fırtına yaklaşırken yere bir çivi çakıyor.So when the storm is coming up, it drives a pin into the ground. (Laughter) Audience member:
İki numara --bir çakı alın.Number two: Own a pocketknife.
İlk çakınız, size verilmiş olan ilk çok amaçlı alet gibi.Your first pocketknife is like the first universal tool that you're given.
Çözüm kümesi sayı doğrusunda iki taralı alanın da çakıştığı yer olmalı. .The ones that are in the overlap of their solution set.
Ancak, çakal da kuşun ardından uçuruma koşar.But the thing is, the coyote runs off the cliff right after him.
Ve komik olan -- en azından 6 yaşındaysanız -- çakalın boşlukta sorunsuz koşmasıdır.And what's funny -- at least if you're six years old -- is that the coyote's totally fine too.
'Bu fiyat süper, çok güzel kar ediyorum, ben çaktırmadan 10 birim daha fazla üretivereyim.'"I'm not going to produce 25, I'm going to produce 35 units."
İşte kadın gelir: - O, bu yüzden serseri sonsuz çakmaktaşı yıpranacaktır bir ayak ışık:Here comes the lady:--O, so light a foot Will ne'er wear out the everlasting flint:
Zihnimizde şimşekler çaktıThis blew our mind.
İnsanlar devamlı çakmaklarını kaybeder.People Iose Iighters all the time.
Kang-leung'a dönünce,... ...bu çakmağı bir bardan almıştım.Back in Kang-Ieung, I got this free Iighter from a bar.
Masadaki çakmağı aldım.I picked up the Iighter on the table.
Kaybettiğim çakmağın ta kendisiydi.It was the one I Iost.
Kesinlikle aynı çakmaktı.It was definitely the same Iighter.
Bir şarap barı için ne kadar adi bir çakmak.What a cheap Iooking Iighter for a wine bar.
Sana bahsettiğim çakmağı hatırlıyor musun?Remember the Iighter I told you about?
Çakmaktan daha iyi değiliz.We're no better than the Iighter.
Ve sakin durarak, çaktırmamaya çalıştım.And I tried to act calm, not to give anything away.
Taş kafada dehşet darbe çakar !Stone head strobe pulse horror!
Çünkü, toplayacak çakışan elemanları yok.Well, they don't have corresponding elements to add up.
Eğer bu denklemin grafiğini çizersek, göreceğimiz şey, köklerin x ekseni ile çakışacağı olacaktır.So if we were to graph this equation, we would see that it actually intersects the x axis.
Çakmağınız var mı?Got a light?
Çak, dostum.High five, buddy.
[çak bi beşlik][to give you]
Kaderlerimiz bir yerde çakışıyor, farketmiyor musunuz?Our fates are really entwined, don't you think?
Bilgilerini insanlığa hizmet etmek için kullanmaya hazır olan Cakarta veya Seul'deki öğrenciler.The students in Jakarta or Seoul who are eager to use their knowledge to benefit mankind.
Jamie kardeşine çaktı, o bir sürtük.Jamie banged his sister, she's a bitch.
Eğer istersen, cebimde çakmak var.I have a lighter in my pocket if you need one.
Umarım bir çakmağım vardır.I hope I have a lighter.
Ateş yakmak için çakmağı kullanabilirsin.You can use the lighter to start the fire.
Bu çakışmalar resimde gerçekten var mı yoksa gözümüzün yaptığı bir yanılsama mı?JH:
Peki benim çıkarım ? çakarın olacakHow do I benefit then? A lot
Kapıyı da açık bıraktılar, böylece çakallar gelsin ve gece kızı götürsünler diye.They ripped off the door so that the hyenas would get her at night.
Ve o kız o değnekle çakallarla mücadele etti.She fought off the hyenas with that stick.
"Bu bir çengel bulmaca gibi, çakışan parçaları haricinde."And I said, "This is kind of like a jigsaw puzzle, except the pieces overlap."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod