çakıl ile cümle
çakıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Hij liet mij steengruis eten en brak mijn tanden; in de as en het vuil rolde Hij mij.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Il a brisé mes dents avec des cailloux, Il m`a couvert de cendre.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.In s kamenjem mi je zdrobil zobe, povalil me je v pepel.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.조약돌로 내 이를 꺾으시고 재로 나를 덮으셨도다
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mi -a sfărîmat dinţii cu pietre, m'a acoperit cu cenuşă.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mi ha spezzato con la sabbia i denti, mi ha steso nella polvere
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mine Tænder lod han bide i Flint, han trådte mig i Støvet;
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Mukaku digosokkan-Nya pada tanah, gigiku dibenturkan-Nya pada batu sampai patah
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Nadto pokruszył o kamyczki zęby moje, i pogrążył mię w popiele.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Nadto potřel o kameníčko zuby mé, vrazil mne do popela.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Ngài đã lấy sỏi bẻ răng ta ; vùi ta vào trong tro .
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Ngài đã lấy sỏi bẻ răng ta; vùi ta vào trong tro.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Quebró mis dientes con cascajo; me pisoteó en la ceniza
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Quebrou com pedrinhas de areia os meus dentes, cobriu-me de cinza.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Vav. A dal mi zubami drtiť štrk; zohol ma do popola.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Και συνετριψε τους οδοντας μου με χαλικας με εκαλυψε με σποδον.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.При това, счупи зъбите ми с камъчета; покри ме с пепел.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.Сокрушил камнями зубы мои, покрыл меня пеплом.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.ויגרס בחצץ שני הכפישני באפר׃
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.وجرش بالحصى اسناني. كبسني بالرماد.
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.他 又 用 沙 石 磣 斷 我 的 牙 、 用 灰 塵 將 我 蒙 蔽
Dişlerimi çakıl taşlarıyla kırdı, Kül içinde diz çöktürdü bana.他 又 用 沙石 磣斷 我 的 牙 、 用 灰塵將 我 蒙蔽
Geçenlerde Londrada bir ring yolu olan M25de çakıldım kaldım, üç buçuk saat harcadım.3時間半も 渋滞に巻き込まれました これは 悪いスローといえます
Geçenlerde Londrada bir ring yolu olan M25de çakıldım kaldım, üç buçuk saat harcadım.Ich stand letztens auf der M25 im Stau, einem Straßenring um London, und verbrachte dort 3 ½ Stunden.
Geçenlerde Londrada bir ring yolu olan M25de çakıldım kaldım, üç buçuk saat harcadım.최근 저는 런던 외곽순환도로인 M25에서 옴짝달싹 못하게 되었지요, 그곳에서 3시간 반을 보냈습니다.
Geçenlerde Londrada bir ring yolu olan M25de çakıldım kaldım, üç buçuk saat harcadım.Zůstal jsem nedávno uvězněn v M25, což je okružní silnice kolem Londýna a strávil tam 3 a půl hodiny.
Geçenlerde Londrada bir ring yolu olan M25de çakıldım kaldım, üç buçuk saat harcadım.לאחרונה נתקעתי על כביש אם-25, שהוא כביש מעגלי סביב לונדון, וביליתי שם שלוש וחצי שעות. ואני מבטיח לכם,
Her seferinde bir çakıl taşıyla.돌을 한 개씩 옮겨서 만듭니다.
Her seferinde bir çakıl taşıyla.אבן אחר אבן.
Her seferinde bir çakıl taşıyla.حصاه واحده كل مرة.
Her seferinde bir çakıl taşıyla.こんなすごい発見はあまりありません
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Bánh nhờ dối gạt mà được lấy làm ngon ngọt cho người; Nhưng kế sau miệng người đầy sạn.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Bánh nhờ dối gạt mà được lấy_làm ngon_ngọt cho người ; Nhưng kế sau miệng người đầy sạn .
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Brød vunnet ved svik smaker mannen søtt, men siden blir hans munn full av småsten.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Chutný je človekovi chlieb falše; ale potom sa jeho ústa naplnia štrkom.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Chutný jest někomu chléb falše, ale potom ústa jeho pískem naplněna bývají.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Das gestohlene Brot schmeckt dem Manne wohl; aber hernach wird ihm der Mund voll Kieselsteine werden.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.E' piacevole all'uomo il pane procurato con frode, ma poi la sua bocca sarà piena di granelli di sabbia
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Gyönyörûséges az embernek az álnokságnak kenyere; de annakutána betelik az õ szája kavicsokkal.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Harta hasil tipuan, mula-mula lezat rasanya, tetapi kemudian terasa seperti kerikil belaka
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.속이고 취한 식물은 맛이 좋은듯하나 후에는 그 입에 모래가 가득하게 되리라
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Le pain du mensonge est doux à l`homme, Et plus tard sa bouche est remplie de gravier.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Makea on miehelle petoksella saatu leipä, mutta perästäpäin hän saa suunsa täyteen soraa.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Onrechtmatig verkregen goed smaakt aanvankelijk zoet, maar verandert tenslotte in een mondvol scherpe stenen.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Orättfånget bröd smakar mannen ljuvligt, men efteråt bliver hans mun full av stenar.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Pînea minciunii este dulce omului, dar mai pe urmă gura îi este plină de pietriş. -
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Sabroso es al hombre el pan mal adquirido; pero cuando haya llenado su boca, se convertirá en cascajo
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Sladek je možu prisleparjeni kruh, ali pozneje dobi polna usta peska.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Smaczny jest drugiemu chleb kłamstwa; ale potem piaskiem napełnione będą usta jego.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Sødt smager Løgnens Brød, bagefter fyldes Munden med Grus.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Suave é ao homem o pão da mentira; mas depois a sua boca se enche de pedrinhas.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Ο αρτος του ψευδους ειναι γλυκυς εις τον ανθρωπον μετα ταυτα ομως το στομα αυτου θελει γεμισθη χαλικων.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Сладок для человека хлеб, приобретенный неправдою; но после рот его наполнится дресвою.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.Хлябът спечелен с лъжа е сладък за човека; Но после устата му ще се напълнят с камъчета.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.ערב לאיש לחם שקר ואחר ימלא פיהו חצץ׃
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.خبز الكذب لذيذ للانسان ومن بعد يمتلئ فمه حصى.
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.以 虛 謊 而 得 的 食 物 、 人 覺 甘 甜 . 但 後 來 他 的 口 、 必 充 滿 塵 沙
Hileyle kazanılan yiyecek insana tatlı gelir, Ama sonra ağza dolan çakıl gibidir.以 虛謊 而 得的 食物 、 人覺 甘甜 . 但 後來 他 的 口 、 必 充滿 塵沙
Kaldırımlar çakıltan, yağmur yağdığında sel alır. Fakat onlar yeşil.Az utak kavicsosak és amikor esik, sárosak lesznek, de zöldek.
Kaldırımlar çakıltan, yağmur yağdığında sel alır. Fakat onlar yeşil.Chodniki są ze żwiru, spływają kiedy pada, ale są ekologiczne.