Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!願 他 們 的 住 處 、 變 為 荒 場 . 願 他 們 的 帳 棚 、 無 人 居 住
Issız kalsın konakları, Çadırlarında oturan olmasın!願他們 的 住處 、 變為 荒場.願他們 的 帳棚 、 無人 居住
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.A Eleazár, kňaz, vezme z jej krvi svojím prstom a pokropí jej krvou smerom ku stánu shromaždenia sedemkrát.
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.A vezma Eleazar kněz krve její na prst svůj, kropiti bude jí naproti stánku úmluvy sedmkrát.
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.Ê - lê-a-sa , thầy tế_lễ , sẽ dùng ngón_tay nhúng huyết nó rảy bảy lần phía trước của hội mạc .
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.Ê-lê-a-sa, thầy tế lễ, sẽ dùng ngón tay nhúng huyết nó rảy bảy lần phía trước của hội mạc.
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.제사장 엘르아살은 손가락에 그 피를 찍고 그 피를 회막 앞을 향하여 일곱 번 뿌리고
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.Lalu Imam Eleazar harus mengambil sedikit darah binatang itu dan memercikkannya tujuh kali ke arah Kemah TUHAN
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.ולקח אלעזר הכהן מדמה באצבעו והזה אל נכח פני אהל מועד מדמה שבע פעמים׃
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.ويأخذ ألعازار الكاهن من دمها باصبعه وينضح من دمها الى جهة وجه خيمة الاجتماع سبع مرات.
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.祭 司 以 利 亞 撒 、 要 用 指 頭 蘸 這 牛 的 血 、 向 會 幕 前 面 彈 七 次
Kâhin Elazar parmağıyla kanından alıp yedi kez Buluşma Çadırının önüne doğru serpecek.祭司 以利 亞撒 、 要 用 指頭蘸這 牛 的 血 、 向會 幕 前面 彈 七 次
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Apoi a aşezat sfeşnicul în cortul întîlnirii, în faţa mesei, în partea de miazăzi a cortului;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.A postavil svícen v stánku úmluvy naproti stolu, v straně příbytku ku poledni.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.A postavil svietnik v stáne shromaždenia naproti stolu na poludniu stranu príbytku.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Colocó el candelabro en el tabernáculo de reunión, frente a la mesa, en el lado sur del tabernáculo
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ðể chân đèn trong hội mạc về phía nam , đối_diện cùng cái bàn .
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ðể chân đèn trong hội mạc về phía nam, đối diện cùng cái bàn.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Derpå satte han Lysestagen ind i Åbenbaringsteltet lige over for Bordet, ved Boligens søndre Væg;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.És a gyertyatartót helyhezteté a gyülekezet sátorába az asztal ellenébe, a hajléknak déli oldalán.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Hij zette de kandelaar naast de tafel, aan de zuidkant van de tabernakel.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Il plaça le chandelier dans la tente d`assignation, en face de la table, au côté méridional du tabernacle;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.In postavil je svečnik v shodni šator, mizi nasproti, na južno stran prebivališča.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Ja hän asetti seitsenhaaraisen lampun ilmestysmajaan, vastapäätä pöytää, asumuksen eteläsivulle,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Kaki lampu diletakkannya di dalam Kemah, di bagian selatan, berhadapan dengan meja itu
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.그가 또 회막 안 곧 성막 남편에 등대를 놓아 상과 대하게 하고
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Lysestaken satte han i sammenkomstens telt midt imot bordet ved den søndre vegg av tabernaklet
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Och han ställde ljusstaken in i uppenbarelsetältet, mitt emot bordet, på tabernaklets södra sida,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Pôs também na tenda da revelação o candelabro defronte da mesa, ao lado do tabernáculo para o sul,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Postawił też świecznik w namiocie zgromadzenia na przeciwko stołowi ku południowej stronie przybytku.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.und setzte den Leuchter auch hinein, gegenüber dem Tisch, an die Seite der Wohnung gegen Mittag,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.И поставил светильник в скинии собрания против стола, на южнойстороне скинии,
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.Тури светилника в шатъра за срещане откъм южната страна на скинията, срещу трапезата;
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.וישם את המנרה באהל מועד נכח השלחן על ירך המשכן נגבה׃
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.ووضع المنارة في خيمة الاجتماع مقابل المائدة في جانب المسكن نحو الجنوب.
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.又 把 燈 臺 安 在 會 幕 內 、 在 帳 幕 南 邊 、 與 桌 子 相 對
Kandilliği Buluşma Çadırına, masanın karşısına, konutun güneyine koydu.又 把 燈臺 安在 會幕內 、 在 帳幕 南邊 、 與桌子 相對
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A aşezat ligheanul între cortul întîlnirii şi altar, şi a pus în el apă pentru spălat.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A mosdómedenczét pedig helyhezteté a gyülekezet sátora közé és az oltár közé, és önte abba vizet a mosdásra.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A postavil umyvadlo mezi stánkem úmluvy a mezi oltářem, do něhož nalil vody k umývání.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.A postavil umyvák medzi stánom shromaždenia a medzi oltárom a nalial doň vody na umývanie.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Bak perunggu ditaruhnya di antara Kemah dan mezbah, lalu diisinya dengan air
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Collocò la conca fra la tenda del convegno e l'altare e vi mise dentro l'acqua per le abluzioni
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Colocó la fuente entre el tabernáculo de reunión y el altar, y puso en ella agua para lavarse
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Cũng để thùng về giữa khoảng hội mạc và bàn thờ, cùng đổ nước vào đặng tắm rửa;
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Cũng để thùng về giữa khoảng hội mạc và bàn_thờ , cùng đổ nước vào đặng tắm_rửa ;
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Depois: colocou a pia entre a tenda da revelação e o altar, e nela deitou água para a as abluções.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Derpå opstillede han Vandkummen mellem Åbenbaringsteltet og Alteret og hældte Vand deri til Tvætning.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Il plaça la cuve entre la tente d`assignation et l`autel, et il y mit de l`eau pour les ablutions;
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.In postavil je umivalnik med shodni šator in oltar in vlil vode vanj za umivanje.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Ja altaan hän asetti ilmestysmajan ja alttarin välille ja kaatoi siihen vettä peseytymistä varten.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.그가 또 물두멍을 회막과 단 사이에 두고 거기 씻을 물을 담고
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Och han ställde bäckenet mellan uppenbarelsetältet och altaret och göt vatten till tvagning däri.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Potem postawił wannę między namiotem zgromadzenia, a między ołtarzem, w którą nalał wody dla umywania.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Tvettekaret satte han mellem sammenkomstens telt og alteret og hadde vann i det til å tvette sig med.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Und das Handfaß setzte er zwischen die Hütte des Stifts und den Altar und tat Wasser darein zum Waschen.
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.И поставил умывальник между скиниею собрания и жертвенником и налил в него воды для омовения,
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.Положи и умивалника между шатъра за срещане и олтара и наля в него вода, за да се мият,
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.וישם את הכיר בין אהל מועד ובין המזבח ויתן שמה מים לרחצה׃
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.ووضع المرحضة بين خيمة الاجتماع والمذبح. وجعل فيها ماء للاغتسال.