Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.把 洗 濯 盆 安 在 會 幕 和 壇 的 中 間 、 盆 中 盛 水 、 以 便 洗 濯
Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu.把 洗濯盆 安在 會幕 和 壇 的 中間 、 盆中 盛水 、 以便 洗濯
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.A mosdómedenczét pedig helyheztesd a gyülekezet sátora közé és az oltár közé, és önts belé vizet.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.A umiestiš umyvák medzi stán shromaždenia a medzi oltár na zápaly a dáš do neho vody.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Colocarás la fuente entre el tabernáculo de reunión y el altar, y pondrás agua en ella
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.E porás a pia entre a tenda da revelação e o altar, e nela deitarás água.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.In postavi umivalnik med shodni šator in oltar ter vlij vanj vode.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Ja allas sijoita ilmestysmajan ja alttarin välille ja kaada siihen vettä.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.또 물두멍을 회막과 단 사이에 놓고 그 속에 물을 담고
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Ligheanul să -l aşezi între cortul întîlnirii şi altar, şi să pui apă în el.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Metterai la conca fra la tenda del convegno e l'altare e vi porrai l'acqua
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Och du skall ställa bäckenet mellan uppenbarelsetältet och altaret och gjuta vatten däri.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.og stil Vandkummen op mellem Åbenbaringsteltet og Alteret og hæld Vand deri.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Og tvettekaret skal du sette mellem sammenkomstens telt og alteret og ha vann i det.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Postavíš také umyvadlo mezi stánkem úmluvy a mezi oltářem, do něhož naleješ vody.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Postawisz też wannę między namiotem zgromadzenia a między ołtarzem, w którą nalejesz wody.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Taruhlah bak air di antara Kemah dan mezbah itu, lalu isilah dengan air
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Tu placeras la cuve entre la tente d`assignation et l`autel, et tu y mettras de l`eau.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.und das Handfaß zwischen die Hütte des Stifts und den Altar, und Wasser darein tun,
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.và để cái thùng ở giữa khoảng hội mạc và bàn thờ; rồi đổ nước vào;
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.và để cái thùng ở giữa khoảng hội mạc và bàn_thờ ; rồi đổ nước vào ;
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Zet het wasvat tussen de tabernakel en het altaar en vul het met water.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.Και θελεις θεσει τον νιπτηρα μεταξυ της σκηνης του μαρτυριου και του θυσιαστηριου και βαλει υδωρ εν αυτω.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.и да туриш умивалника между шатъра за срещане и олтара, и да налееш вода в него.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.и поставь умывальник между скиниею собрания и между жертвенником и влей в него воды;
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.ונתת את הכיר בין אהל מועד ובין המזבח ונתת שם מים׃
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.وتجعل المرحضة بين خيمة الاجتماع والمذبح وتجعل فيها ماء.
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.把 洗 濯 盆 、 安 在 會 幕 和 壇 的 中 間 、 在 盆 裡 盛 水
Kazanı çadırla sunak arasına koyup içine su doldur.把 洗濯盆 、 安在 會幕 和 壇 的 中間 、 在 盆裡 盛水
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.a tisztök Kéhát fiainak a gyülekezet sátorában: a legszentségesebbekrõl [való gondviselés].
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Das soll aber das Amt der Kinder Kahath in der Hütte des Stifts sein; was das Hochheilige ist.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Det som Kahats barn skal stelle med ved sammenkomstens telt, det er de høihellige ting.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Dit zijn hun heilige taken:
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak."El trabajo de los hijos de Cohat en el tabernáculo de reunión se relaciona con las cosas más sagradas
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Este será o serviço dos filhos de Coate; na tenda da revelação, no tocante as coisas santíssimas:
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Iată slujbele fiilor lui Chehat, în cortul întîlnirii: ele privesc Locul prea sfînt.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Kehatin poikien palvelustehtävänä ilmestysmajassa olkoon tämä: huolenpito korkeasti-pyhistä.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Kehatiternes Arbejde ved Åbenbaringsteltet skal være med de højhellige Ting.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.고핫 자손의 회막 안 지성물에 대하여 할 일은 이러하니라
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Nầy sẽ là phần việc của con cháu Kê-hát tại trong hội mạc. Họ sẽ coi sóc nơi chí thánh.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Nầy sẽ là phần việc của con_cháu Kê-hát tại trong hội mạc . Họ sẽ coi_sóc nơi chí thánh .
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Pekerjaan mereka ialah mengurus barang-barang yang mahasuci
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Tać będzie powinność synów Kaatowych przy namiocie zgromadzenia, przy miejscu najświętszem;
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Tato pak bude práce synů Kahat při stánku úmluvy svatyně svatých:
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.To je služba sinov Kahatovih v shodnem šatoru, pri najsvetejšem:
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Toto bude služba synov Kehátových v stáne shromaždenia, v svätyni svätých.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Voici les fonctions des fils de Kehath, dans la tente d`assignation: elles concernent le lieu très saint.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Αυτη θελει εισθαι η υπηρεσια των υιων Κααθ εν τη σκηνη του μαρτυριου τα αγια των αγιων.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Вот служение сынов Каафовых в скинии собрания: носить Святое Святых.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.Ето, службата на каатците в шатъра за срещане ще бъде около пресветите неща;
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.זאת עבדת בני קהת באהל מועד קדש הקדשים׃
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.هذه خدمة بني قهات في خيمة الاجتماع قدس الاقداس.
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.哥 轄 子 孫 在 會 幕 搬 運 至 聖 之 物 、 所 辦 的 事 、 乃 是 這 樣
‹‹Kehatoğullarının Buluşma Çadırındaki görevi şudur: En kutsal eşyaları taşımak.哥轄子孫 在 會幕 搬運 至 聖之物 、 所 辦 的 事 、 乃是 這樣
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Această doamnă cu tuberculoză osoasă, lăsată singură într-un cort, va muri împreună cu singura sa fiică.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Cette femme avec une tuberculose osseuse, laissée seule dans une tente, allait mourir seule avec sa fille.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Denna kvinna med XXXX är lämnad ensammen i ett tält, och kommer att dö med sin enda dotter.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Diese Dame mit Knochentuberkulose, allein im Zelt wird mit ihrer einzigen Tochter sterben.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Ennek a hölgynek csontrákja van, magára maradt egy sátorban, ott fog meghalni az egyetlen lányával.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Esta dama con tuberculosis, abandonada en una tienda, iba a morir con su única hija.