Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.頭がフラフラする日々でした 最初の挑戦では15分の記録を出しました
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Ako se obrneš k Vsemogočnemu, te zopet ustanovi, če odpraviš nepravičnost iz šatorov svojih.
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Als je terugkeert naar God en het verkeerde uit je leven wegdoet, zul je in ere worden hersteld.
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Jestli sa navrátiš k Všemohúcemu, budeš zase vybudovaný, a jestli vzdiališ neprávosť od svojich stánov.
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Jeźli się nawrócisz do Wszechmocnego, zbudowany będziesz, a oddalisz nieprawość od przybytku twego:
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Kembalilah kepada TUHAN dengan rendah hati kejahatan di rumahmu hendaknya kauakhiri
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,네가 만일 전능자에게로 돌아가고 또 네 장막에서 불의를 멀리 버리면 다시 흥하리라
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Kun palajat Kaikkivaltiaan tykö, niin tulet raketuksi, jos karkoitat vääryyden majastasi kauas,
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,megtérsz a Mindenhatóhoz, megépíttetel, [és] az álnokságot távol ûzöd a te sátorodtól.
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Navrátíš-li se k Všemohoucímu, vzdělán budeš, a vzdálíš-li nepravost od stanů svých,
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Nếu ông trở lại cùng Ðấng Toàn năng, tất ông sẽ được lập lại. Nếu ông trừ bỏ sự gian ác khỏi trại mình,
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Nếu ông trở_lại cùng Ðấng_Toàn năng , tất ông sẽ được lập lại . Nếu ông trừ_bỏ sự gian_ác khỏi trại mình ,
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Se te voltares para o Todo-Poderoso, serás edificado; se lançares a iniqüidade longe da tua tenda,
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Se ti rivolgerai all'Onnipotente con umiltà, se allontanerai l'iniquità dalla tua tenda
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Si te vuelves al Todopoderoso, serás edificado. Si alejas de tu morada la maldad
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Tu seras rétabli, si tu reviens au Tout Puissant, Si tu éloignes l`iniquité de ta tente.
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Vender du om til den Allmektige, da skal din lykke bli bygget op igjen; men du må få urett bort fra dine telt.
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Vender du ydmygt om til den Almægtige, fjerner du Uretten fra dit Telt,
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Εαν επιστρεψης προς τον Παντοδυναμου, θελεις ανοικοδομηθη, εκδιωξας την ανομιαν μακραν απο των σκηνων σου.
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Ако се върнеш към Всемогъщия, пак ще бъдеш утвърден; Отдалечи, прочее, беззаконието от шатрите си,
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,Если ты обратишься к Вседержителю, то вновь устроишься, удалишь беззаконие от шатра твоего
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,אם תשוב עד שדי תבנה תרחיק עולה מאהלך׃
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,ان رجعت الى القدير تبنى. ان ابعدت ظلما من خيمتك
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,你 若 歸 向 全 能 者 、 從 你 帳 棚 中 遠 除 不 義 、 就 必 得 建 立
Her Şeye Gücü Yetene dönersen, eski haline kavuşursun. Kötülüğü çadırından uzak tutar,你 若歸 向 全 能者 、 從 你 帳棚 中 遠除 不 義 、 就 必得 建立
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.저산소 텐트란 15,000피트(4572M) 고도상에 있는 것처럼 시뮬레이션 된 텐트입니다. 에베레스트 베이스캠프 같지요.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.A hypoxiás sátor olyan 4500 méteres magasságot szimulál. Szinte olyan, mint az everesti alaptábor.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Alppiteltta on teltta, joka simuloi 4600 metrin korkeutta. Se on kuin Everestin perusleiri.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Een zuurstofarme tent simuleert een hoogte van 4.500 meter. Ongeveer basiskamp Everest.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Et hypoxic telt er et telt der simulerer en højde på fem kilometer. Så, det er ligesom base camp på Everest.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Ett hypoxemiskt tält är ett tält som simulerar höjder av cirka 4500 meter. Så det är i princip läger Everest.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Hypoxický stan simuluje nadmorskú výšku 4500m. Takže je to ako základný tábor Everestu.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Hypoxický stan simuluje výšku téměř 4600 km. Čili něco jako základní tábor na Everestu.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Namiot hipoksyjny symuluje przebywanie na wysokości 5 tys. m. To jak obozowisko na Evereście.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Uma tenda hipóxica é uma tenda que simula uma altitude de 4500 metros. É como acampar no Everest.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Una tenda ipossica è una tenda che simula l'altitudine a 4.500 metri. Un po' come un campo base sull'Everest.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Πρόκειται για μια σκηνή που εξομοιώνει το υψόμετρο 4500 μέτρων. Είναι δηλαδή σαν κατασκήνωση στο Έβερεστ.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.Тя симулира среда, подобна на тази при височина от 4 572 метра. Все едно лагеруваш на Еверест.
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.אוהל היפוקסי זה אוהל שמדמה תנאים בגובה של 4,500 מטר זה כמו מחנה בהר האוורסט
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.تلك الخيمة تحاكي الخيم على علو ١٥٠٠٠ قدم . إذاً هي مثل خيمة المركز الرئيسي لتسلق قمة إيفيرست
Hipoksik çadır 15.000 feet yükseklikteki rakımı taklit eder, bu Everest'de kamp kurmak gibi bir şey.気圧を再現したテントです エベレストのベースキャンプといったところでしょうか こうすることで
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Domnul i S'a arătat la stejarii lui Mamre, pe cînd Avraam şedea la uşa cortului, în timpul zădufului zilei.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.In prikaže se mu GOSPOD pri hrastih Mamrejevih, ko je sedel pri vratih šatora svojega ob dnevni vročini.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.여호와께서 마므레 상수리 수풀 근처에서 아브라함에게 나타나시니라 오정 즈음에 그가 장막 문에 앉았다가
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Megjelenék pedig õ néki az Úr a Mamré tölgyesében, és õ ûl vala a sátor ajtajában, a hõ napon.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Potem ukazał mu się Pan w równinie Mamre, a on siedział we drzwiach namiotu swego, gdy był najgorętszy dzień.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Potom sa mu ukázal Hospodin v dúbrave Mamreho, keď sedel pri dveriach stánu za horúčavy dňa.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Siden åbenbarede HERREN sig for ham ved Mamres Lund, engang han sad i Teltdøren på den hedeste Tid af Dagen.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Ukázal se pak jemu Hospodin v rovině Mamre; a on seděl u dveří stanu, když veliké horko na den bylo.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Und der HERR erschien ihm im Hain Mamre, da saß er an der Tür seiner Hütte, da der Tag am heißesten war.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.Και εφανη εις αυτον ο Κυριος εις τας δρυς Μαμβρη, ενω εκαθητο εν τη θυρα της σκηνης εις το καυμα της ημερας.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.И явился ему Господь у дубравы Мамре, когда он сидел при входе вшатер, во время зноя дневного.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.וירא אליו יהוה באלני ממרא והוא ישב פתח האהל כחם היום׃
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.وظهر له الرب عند بلوطات ممرا وهو جالس في باب الخيمة وقت حر النهار.
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.耶 和 華 在 幔 利 橡 樹 那 裡 、 向 亞 伯 拉 罕 顯 現 出 來 . 那 時 正 熱 、 亞 伯 拉 罕 坐 在 帳 棚 門 口
İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.耶和華 在 幔利 橡樹那裡 、 向 亞伯拉罕 顯現 出來 . 那 時正熱 、 亞伯拉罕 坐在 帳棚 門口
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›¿Acaso no serán arrancadas las cuerdas de sus tiendas? En ellas mueren, pero sin sabiduría.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Azaż zacność ich nie pomija z nimi? umierają, ale nie w mądrości.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Či nejde ta s nimi aj ich sláva? Zomierajú, ale nie v múdrosti.
İçlerindeki çadır ipleri çekilince, Bilgelikten yoksun olarak ölüp giderler.›Dây chằng của chúng há chẳng bị dứt trong mình họ sao? Chúng thác, nào được khôn ngoan chi.