Lady Talisa ise Robb'un çadırına girer ve ona bir hikâye anlatır.Lady Talisa then enters Robb's tent where he confides in her about his problems.
Bunun en ünlü örneği Montreal’deki Batı Alman Büyük Çadırı Expo67dir.A famous example is his West German Pavilion at Expo 67 in Montreal.
Libya'nın Çad, Nijer, Sudan ve Cezayir sınırları kapalıdır.Libyan borders with Chad, Niger, Sudan and Algeria are closed.
Wusun'u ele geçirerek çadırını kuzey Taşkent'teki Qianquan'a taşıdı.He occupied the land of Wusun and moved his tent to Qianquan north of Tashkent.
Nehir, Çad Gölü'nü besleyen kaynakların toplamda %90'ını oluşturur.It provides 90 percent of the water flowing into Lake Chad.
Giselda babasının çadırlı kampının etrafında gezinmeye çıkmıştır.Giselda has wandered away from her father's camp.
Ortalar sefere giderken kazanlarını yanlarında götürerek çadırlarının önüne yerleştirirlerdi.And as he made for the pooks of hay She leaped on his horse and tore away.
Aynı zamanda Sudan'lı isyancılar da Çad hükümetinden silah yardımı alyordu.At the same time, Sudan's rebels got help from Chad's government.
Daenerys onu çadırına götürür ve Mirri Maz Duur'u (Mia Soteriou) yardım etmesi için çağırır.Daenerys takes Drogo into her tent and sends for Mirri Maz Duur to help him.
Ayrıca vezirlerin çadırı da boz renklidir.Then the edges of the strip also have to be knife sharp.
Çad Pasaportu Fransızca, İngilizce ve Arapça olarak üç dilde yazılmıştır.The Chadian passport is written in three languages; French, English and Arabic.
Çad'lı isyancıların Sudanhükümetinden silah yardımı aldığı açıktı.It was clear that Chad's rebels received weapons and assistance from the government of Sudan.
Çadırın içi yatılacak, oturulacak, yemek yenilecek bölümler olarak düzenlenmiştir.At the end of the number, they are seated, ready for dinner.
Çadır ipi gerdimek için kullanılır.And the timestamp is used to break the tie.
Tuaregler geleneksel olarak, kırmızıya boyanmış deri çadırlarda yaşarlar.Chapter house doors are traditionally painted red.
Çadırlı kamp yapmak mümkündür.Some fielding placement is possible.
Birkaç ok da çadıra saplandı.Several bombs also hit the station.
Jack ve Juliet bir yandan Juliet'in çadırını yaparken bir yandan konuşmaktadırlar.Jack and Juliet talk as they continue to construct her tent back on the beach.
Sadrazam çadırlarına önce girdim ve orada hazinenin yağma edildiğini gösteren bir belirti göremedim.The first time I saw his studio I couldn't figure out what was hanging from the ceiling.
Odisseas tutukluyu öldürdü ve mektubu alarak Palamedes'in çadırına gitti.Odysseus then kills the prisoner and hides the gold in Palamedes' tent.
Sudan'daki mültecilere Çad'dan kaçmaya çalışan siviller de katıldı.Hundreds of Zaghawa from Chad had also fled into Sudan to seek refuge from the fighting.
Bu çadırlar eskiden göçebe insanların barınmak için kullandıkları çadırlardır.These are guys whose ashtrays I used to clean.
Bu çadırlar, çeşitli özellikteki kumaşlardan yapılmıştır.These candles were made from a particular type of resin.
Ancak bir akşam, yanlarındaki çadıra yıldırım düşmüş ve içindeki herkesin ölümüne sebep olmuştur.One night, a neighboring tent was hit by lightning, killing everyone inside.
Viserys onu dinlemez ve ejderha yumurtalarını Daenerys'in çadırından çalmaya kalkar.Viserys ignores him and sneaks away to Daenerys' tent to steal the dragon eggs to fund a new army.
Oyuncuları, Çad-Sudan sınırındaki mülteci kamplarında yaşamaktadırlar.Their players all live in refugee camps in neighbouring Chad.
Bazı kuşlar batıya doğru giderek Sudan'ın batısına, Çad'a ve Nijerya'ya kadar ulaşabilirler.Some diverge westwards into western Sudan and Chad, and may reach Nigeria.
Bunun üzerine o bölgede birçok değişik yere çadır kurarak yer değiştirmişlerdir.As the design of the Gardens evolved many changes were made.
Fransa Çad hükümetine destek olmak için asker yolladı.France was providing air support to Chad.
İran'daki diğer kadınların aksine, konakladıkları yerlerde geleneksel çador giymezler.In the video, the three Iranian women are not wearing Islamic headscarves.
Kral Guy ve Raynald Selahaddin'in çadırına getirildiler.Guy of Lusignan and Raynald of Chatillon were brought to Saladin's tent.
1094 yılının başlarında Pentegostis'te Aleksios'un çadırının muhafızlığını yapmıştır.In early 1094, Tatikios was placed in charge of guarding Alexius' tent at Pentegostis.
Gece çadırının penceresinden içeriye parlak bir ay girmiş gebe bırakmıştır.That night someone smashes the kitchen window.
Çadırlar kaldırıldı ve inşaat ekibi çalışmalarına tekrar başladı.The entrances were opened again and the rescue work began.
Diouf Çad'ın Abéché'de Senegalli bir aileden doğmuştur.Diouf was born in Abéché, Chad, to Senegalese parents.
Mormont ise onu çadırın içine götürür.Marco then brings him into his workshop.
Daenerys ise çadırlarında Khal Drogo'ya bebeklerinin erkek olduğunu söyler.In their tent, Daenerys reveals to Drogo that their child is a boy.
Polisler, yöneticiler ve polo takımları çadırlar kuruyorlar.So the police bring tents, the authorities bring tents and the polo teams bring tents.
Ve şurada... ...çeşitli çadırlar var.And along here... Tents, various.
Şurada, insanları öğrenmeye iten bir kütüphane çadırı var.We have a little library area there, where we encourage them to learn. (LAUGHS)
Mutfak çadırımız.The kitchen tent.
Bu Birleşmiş Milletler'in çadırı.This is the UN tent.
Bu da Birleşmiş Milletler'in bu sene takdim ettikleri yeni çadırı.This is the new UN tent, just introduced this year.
Güzel çadır ve kauçuk çatı penceresi altı ayda güneş tarafından yendi.The beautiful canvas and rubber skylights got eaten by the sun in six months.
Çadırda yeterince yer var" dedim.We have enough space in the tent."
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.This lady with bone TB, left alone in a tent, was going to die with her only daughter.
Bombay"ın merkez otoyolu üzerindeki şu çadırlardan birinde yaşıyor.She lives in one of those tents on the highway median in Mumbai.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.That's Sureka Gundi; she also lives with her family on the tent along the same highway median.
Bu nedenle, lütfen, eğer Namibya'ya giderseniz, çadırlardan çıkmayın.So please, if you go to Namibia, make sure that you stay in the tents.
Daha sonra tüm erkekler çadıra gidin!Then, all of the men go to the tent!
Çadırın çatısında birbirine bağlı iki kayak batonu görebilirsiniz.You can see two ski poles sticking out of the roof of the tent.
Çadırımda oturup gitmeye hazır hale geliyorum.I'm lying in the tent, getting ready to go.
Bu çağrıdan sonra çadırımdan dışarısının görünümü.This was the view outside my tent when I had this fateful phone call.
Bir çadır ve Norveç mektubuna bir mektup vardı.There was a tent, a letter to the Norwegian king.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.So you can think of it as tent poles that actually raise the density of the entire city.
Sadece 3.kampta çadırlarımızda uzanmış bekliyorduk.We were just hunkered down in our tents at Camp Three.
Çadırın dışında zor ayakta duruyorduk.You can barely stand outside the tent.
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaI expected him to be incoherent, but, in fact, he walked into the tent and said to me,
Yanıp kül olan mahallelerde çadırlar inşa ediyoruz.And we're building teepees in neighborhoods that were burning down.
Böylece her gece hipoksik çadırda uyuyacaktım.So, I would sleep in a hypoxic tent every night.