Tom çadırı nereye kurmak istedi?Where did Tom want to pitch the tent?
Çadırımızı nereye kurmamız gerektiğini düşünüyorsunuz?Where do you think we should pitch our tent?
Çadırımızı nereye kurmamız gerektiğini düşünüyorsun?Where do you think we should pitch our tent?
Çadırı nereye kurmak istersin?Where would you like to pitch the tent?
Tom hipnotize edilmiş görünüyordu ve çadırın dışındaki sesi izledi.Tom seemed hypnotized and followed the voice outside the tent.
Çadırı nereye kurmamı istersiniz?Where would you like me to pitch the tent?
Bu, çadır kurmak için iyi bir yer değil.This isn't a good place to pitch a tent.
Bu, çadır kurmak için iyi bir yer gibi gözüküyor.This seems like a good place to pitch a tent.
Çadırın yanında yerde duran bir sürü boş şarap şişeleri vardı.There were a lot of empty beer bottles lying on the ground near the tent.
Onlar çadırlarını sahilde kurdular.They set up their tents on the beach.
Onlar çadırını sahilde kurdu.They pitched their tent on the beach.
Onlar çadırlarını sahilde kurdu.They pitched their tents on the beach.
Çad gölü küçülmeye devam ediyor.Lake Chad is continuing to shrink.
Çadırımız kamp alanındaki tek çadırdı.Our tent was the only one in the camping area.
Çadırda yaşamayı severim.I love camping out.
Çadırı o ağacın gölgesinde kurmamız gerekiyor.We have to set up the tent in the shade of that tree.
O ve ben bizim çadırın önündeyiz.She and I are in front of our tent.
Tom çadırını benimkinin yanında kurdu.Tom pitched his tent next to mine.
Ben biraz bir çadırda yaşamaya alıştım.I've kind of gotten used to living in a tent.
Tom bir çadırda uyumaya alışkın.Tom is used to sleeping in a tent.
Çadırın içinde bir örümcek var.There's a spider inside the tent.
Çadırın içine yiyecek getirmeyin.Don't bring food inside the tent.
Çadırın içine yiyecek getirmeyin. Bu, hayvanları çekecektir.Don't bring food inside the tent. It will attract animals.
Çadırın içi sıcaktı.It was hot inside the tent.
Tom, bir şey yap. Çadırın içinde bir yılan var!Tom, do something. There's a snake inside the tent!
Biz çadırımızı kurduk ve bir kamp ateşi yaktık.We set up our tent and built a campfire.
Çadırımızı kurduk ve bir kamp ateşi yaktık.We pitched our tent and built a campfire.
Tom kendi başına çadırda kaldı.Tom stayed in the tent by himself.
Çadırımızı nerede kurmamız gerekir?Where should we pitch our tent?
Tom çadırı kurdu.Tom set up the tent.
Her çadır doluydu.Every tent was filled.
Çadır çöktü.The tent collapsed.
Leyla çadırındaydı.Layla was in her tent.
Leyla çadırında Sami'yi bekliyordu.Layla was waiting for Sami in her tent.
Ormanın kenarında gördüğünüz şey çadır değil, daha ziyade bir saman yığınıdır.What you see on the edge of the woods is not a tent, but rather a haystack.
Çadırı kurmak için iyi bir yer buldum.I've found us a good place to pitch the tent.
İkimiz de aynı çadırda uyuyabiliriz.We both can sleep in the same tent.
Mary bütün öğleden sonra kendi çadırındaydı.Mary has been in her tent all afternoon.
Tom bütün öğleden sonra çadırındaydı.Tom has been in his tent all afternoon.
Tom çadırında değil.Tom isn't in his tent.
Tom çadırında.Tom is in his tent.
Tom çadırımı onunkinin yanına kurmamamı istedi.Tom asked me not to pitch my tent next to his.
Tom'u çadırını nehre bu kadar yakın kurmaması için uyarmıştım.I warned Tom not to pitch his tent so near the river.
Bir arkadaşın çadırını ödünç aldım.I borrowed a friend's tent.
Arkadaşlarımın birinden bir çadır ödünç aldım.I borrowed a tent from one of my friends.
Yağmur yağmaya başlamadan önce çadırı kursak iyi olur.We'd better pitch the tent before it starts raining.
Sami çadırını oraya kurdu.Sami pitched his tent there.
Sami çadırında uyudu.Sami slept in his tent.
Tom çadırında, değil mi?Tom is in his tent, isn't he?
Tanrı Yafet'e bolluk versin, Sam'ın çadırlarında yaşasın, Kenan Yafet'e kul olsun.May God enlarge Japheth, and may he dwell in the tents of Shem, and Canaan be his servant.
Yaz okuluna devam ederken nehrin yanında bir çadırda yaşadı.He lived in a tent next to the river while he attended summer school.
O çadır senin mi?Is that tent yours?
1969'da Fransa'nın koşullarını kabul etti ve Çad, aşamalı bir liberalleşme sürecine girdi.He agreed to France's terms in 1969 and Chad embarked on a gradual liberalization process.
Çad Gölü şu andaki Hazar Denizi 'den daha büyüktür.Lake Chad is larger than the current Caspian Sea.
Çad'da çatışmaConflict in Chad.
Gökyüzü Yaşam Ağacının ayakta tuttuğu büyük bir çadır olarak düşünülür.The sky was thought to be a big tent held up by the Tree of Life.
Günümüze en yakın Çad İç Savaşı 2005 yılının aralık ayında başlamıştır.The most recent Chadian Civil War began in December 2005.
1960 - Çad bağımsızlığını ilan etti.1960 – Chad declares independence.
2006 - Çad'ın doğusunda 150'den fazla Çad askeri, isyancılar tarafından öldürüldü.2006 – Over 150 Chadian soldiers are killed in eastern Chad by members of the rebel UFDC.
2003'te Çad'ın komşusu Sudan'daki Darfur bölgesindeki çatışmalar Çad'a sızdırıldı.In 2003, conflict in the neighbouring Darfur region in Sudan leaked across the border into Chad.