Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Deres Brød Leviterne var pligtige at gøre alt Arbejdet ved Guds Hus's Bolig;
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.És testvéreik, a Léviták rendeltetnek vala az Isten háza hajlékának egyéb szolgálatjára.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Fraţii lor, Leviţii, erau însărcinaţi cu toată slujba locaşului Casei lui Dumnezeu.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Hun familieleden (alle andere Levieten) waren belast met allerlei andere taken in de tabernakel.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Ihre Brüder aber, die Leviten, waren gegeben zu allerlei Amt an der Wohnung des Hauses Gottes.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.In njih bratje, leviti, so bili določeni za vso službo pri prebivališču hiše Božje.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.저희의 형제 레위 사람들은 하나님의 집 장막의 모든 일을 맡았더라
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Leurs frères, les Lévites, étaient chargés de tout le service du tabernacle, de la maison de Dieu.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Mas Arão e seus irmãos, os levitas, foram designados para todo o serviço do tabernáculo da casa de Deus.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Tugas-tugas lain di rumah ibadat diserahkan kepada rekan-rekan mereka orang Lewi juga
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Y sus hermanos, los levitas, fueron asignados a todo el servicio del tabernáculo de la casa de Dios
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.και οι αδελφοι αυτων οι Λευιται, διωρισμενοι εις πασας τας υπηρεσιας της σκηνης του οικου του Θεου.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.Братья их левиты определены на всякие службы при доме Божием;
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.и братята на левитите, които бяха определени за цялата служба в скинията на Божия дом.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.ואחיהם הלוים נתונים לכל עבודת משכן בית האלהים׃
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.واخوتهم اللاويون مقامون لكل خدمة مسكن بيت الله.
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.他 們 的 族 弟 兄 利 未 人 、 也 被 派 辦 神 殿 中 的 一 切 事
Bunların Levili akrabaları, çadırın, Tanrının Tapınağının bütün görevlerini yerine getirmek üzere atandılar.他 們的族 弟兄 利未 人 、 也 被 派辦 神殿 中的 一切事
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Así que pueden pensarse como puntales que realmente eleven la densidad de toda la ciudad.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Dá sa na to pozerať ako na stanové tyče, ktoré v skutočnosti zodvihnú hustotu celého mesta.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Et vous pouvez voir ça comme des piquets de tente qui en fait relèvent la densité de la ville entière.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Jadi Anda dapat berpikir seperti tiang tenda yang sebenarnya meningkatkan kepadatan seluruh kota.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Je kunt het zien als tentstokken die feitelijk de dichtheid verhogen van de stad als geheel.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.그리고 이것을 도시 전체의 밀도를 높이는 기반으로 삼으면 됩니다.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Le putem privi ca stâlpii unui cort: acestea măresc de fapt densitatea întregului oraş.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Możesz myśleć o tym jako o polu namiotowym które zwiększa zagęszczenie całego miasta.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Můžete si to představit jako stanové podpěry, které vlastně zvednou hustotu celého města.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Podemos pensar nisto como estacas de uma tenda que realmente aumentam a densidade da cidade toda.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Potete immaginarli come pali da tenda che di fatto incrementano la densità dell'intera città.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Så ni kan se på det som tältpinnar som faktiskt ökar tätheten på en hel stad.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Sie können sich das wie Zeltstangen vorstellen, die tatsächlich die Dichte einer ganzen Stadt erhöhen.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Úgy lehet ezt elképzelni, mint a sátorrudakat, amelyek valójában megemelik a teljes város zsúfoltságát.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Μπορείτε να το φανταστείτε ως πασσάλους σκηνής που αυξάνουν την πυκνότητα ολόκληρης της πόλης.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Вони відіграють роль опор, які збільшують щільність усього міста.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Може да си ги представите като стълбове на палатка, които на практика вдигат плътността на целия град.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.Они как бы играют роль шестов, которые поднимают плотность всего города.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.אז אתם יכולים לחשוב על זה כעמודי אוהל שלמעשה מרימים את הצפיפות של כל העיר.
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.يمكن تشبيه تلك النقاط بأعمدة الخيام والتي تكون ذا كثافة كبيرة جداً اكثر من المدينة وتمثل نواة لها
Bunu tüm şehrin yoğunluğunu artıran çadır direkleri olarak düşünebilirsiniz.テントの支柱みたいなものだとお考え下さい このように広範囲な地域構造内で
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Dat is Sureka Gundi, ze woont ook met haar gezin in de tent langs dezelfde snelweg.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Đó à Sureka Gundi; cô cũng sống cùng gia đình trong túp lều bên cùng một đường cao tốc.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Esta é Sureka Gundi. Também vive com a família na tenda ao longo da via rápida.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Ez Sureka Gundi, ő a családjával együtt ugyanabban az autópálya elválasztó sávban él egy sátorban.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.슈레카 군디 씨 역시 가족과 함께 같은 곳에 있는 텐트에 살죠.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Quella è Sureka Gundi, anche lei vive con la sua famiglia in una tenda sulla stessa strada.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.To Sureka Gundi, ze swoją rodziną. Oni też mieszkają w namiocie, przy tej samej autostradzie.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Voilà Sureka Gundi, elle vit aussi avec sa famille dans la tente le long du même terre-plein d'autoroute.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.А вот, Шурека Гунди, она также живет со своей семьей в палатке на том же шоссе.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Това е Сурека Гунди - тя също живее със семейството си в палатката край същата магистрална артерия.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.זו סורקה גונדי, היא גם גרה עם משפחתה באוהל ליד אותו כביש מהיר.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.وهذه سوريكا قوندي، وهي أيضا تسكن مع أسرتها في الخيمة بمحاذاة نفس وسط الطريق السريع.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.高速の中央分離帯に暮らしています 彼女たちは素直でとても活発です
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Bo mówicie: Gdzież jest dom książęcy? gdzie namiot przybytków niepobożnych?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Denn ihr sprecht: "Wo ist das Haus des Fürsten? und wo ist die Hütte, da die Gottlosen wohnten?"
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›for I sier: Hvor er tyrannens hus, og hvor er det telt de ugudelige bor i?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Infatti, voi dite: «Dov'è la casa del prepotente, dove sono le tende degli empi?»
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›I spörjen ju: »Vad har blivit av de höga herrarnas hus, av hyddorna när de ogudaktiga bodde?»
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Kajti pravite: Kje je hiša mogočneža in kje šator, ki so v njem prebivali brezbožni?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›너희의 말이 왕후의 집이 어디 있으며 악인의 거하던 장막이 어디 있느뇨 하는구나
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Kun sanotte: `Missä on nyt mahtimiehen talo, missä maja, jossa jumalattomat asuivat?`