çad ile cümle
çad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Park Caddesi'nde bir ev satın alacak.Tom will buy a house on Park Street.
Şu anda Park Caddesi'nde yaşıyorum.I'm currently living on Park Street.
Keşke Park Caddesinde yaşayabilsem.I wish I could live on Park Street.
Hâlâ Park Caddesi'nde yaşıyorum.I'm still living on Park Street.
Tom'un okulu Park Caddesi'nde.Tom's school is on Park Street.
Park Caddesinde yaşardım.I used to lived on Park Street.
Park Caddesi'nde bir evim var.I have a house on Park Street.
Tom çadırında değil.Tom isn't in his tent.
Tom çadırında.Tom is in his tent.
Caddenin karşısındaki markete gideceğim.I'll go to the grocery store across the street.
Bu kitabı Park Caddesi'ndeki bir dükkandan aldım.I bought this book at a store on Park Street.
Tom ve Mary'nin Park Caddesi'nde evlerinin olduğunu biliyor muydunuz?Did you know that Tom and Mary both have houses on Park Street?
Park Caddesi'ndeki yeni restoran çok iyi değil.The new restaurant on Park Street isn't very good.
Park Caddesi'ndeki yeni restoran çok iyi.The new restaurant on Park Street is very good.
Tom çadırımı onunkinin yanına kurmamamı istedi.Tom asked me not to pitch my tent next to his.
Tom okula giderken Cadılar Bayramı kostümünü giydi.Tom wore his Halloween costume to school.
Trafik Park Caddesi'nde gerçekten kötü.Traffic's really bad on Park Street.
Tom kendi cadılar bayramı kostümünü hazırladı.Tom made his own Halloween costume.
Tom ve ben Park Caddesi'nde yaşıyoruz.Tom and I live on Park Street.
Park Caddesi'nde yaşıyoruz.We live on Park Street.
Park caddesine bir ağaç düştü, trafiği tıkadı.A tree has fallen across Park Street, blocking traffic.
Tom ve ben Park Caddesi'nde bir ev satın alacak kadar zengin değiliz.Tom and I aren't rich enough to buy a house on Park Street.
Tom'u çadırını nehre bu kadar yakın kurmaması için uyarmıştım.I warned Tom not to pitch his tent so near the river.
Bir arkadaşın çadırını ödünç aldım.I borrowed a friend's tent.
Arkadaşlarımın birinden bir çadır ödünç aldım.I borrowed a tent from one of my friends.
Yağmur yağmaya başlamadan önce çadırı kursak iyi olur.We'd better pitch the tent before it starts raining.
Caddenin aşağısındaki gri evde yaşıyorum.I live in the gray house down the street.
Sami çadırını oraya kurdu.Sami pitched his tent there.
Sami çadırında uyudu.Sami slept in his tent.
Caddelerde kazalar var.There are accidents in the streets.
Onlar caddede yürüyorlar.They walk on the street.
Tom'un Park Caddesi'nde bir evi olduğunu bilmiyordum.I didn't know that Tom had a house on Park Street.
Sami, Bekir Caddesi'ndeki bir evde yaşıyordu.Sami lived in a house on Bakir Street.
Tom'un Cadılar bayramı kostümünü görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see Tom's Halloween costume.
Tom yaşlı bayanın caddeyi geçmesine yardım etti.Tom helped the old lady cross the street.
Hayır, artık Albert Caddesi'nde yaşamıyoruz.No, we don't live on Albert street anymore.
Hayır, artık Albert Caddesi'nde oturmuyoruz.No, we don't live on Albert street anymore.
Tom, Park Caddesi'nde bir daire kiralıyor.Tom rents an apartment on Park Street.
Tom, Park Caddesi'ndeki küçük bir evde yaşıyor.Tom lives in a small house on Park Street.
Tom ve Mary'yi birlikte yürürken gördüğümde Park caddesinde araba kullanıyordum.I was driving down Park Street when I saw Tom and Mary walking together.
Tom çadırında, değil mi?Tom is in his tent, isn't he?
Tom caddeyi geçmekten korkuyordu.Tom was afraid to cross the street.
Şimdi Park Caddesi'nde yaşıyorum.I'm now living on Park Street.
Dün öğleden sonra Park Caddesi'nde korkunç bir kaza oldu.There was a horrible accident on Park Street yesterday afternoon.
Tanrı Yafet'e bolluk versin, Sam'ın çadırlarında yaşasın, Kenan Yafet'e kul olsun.May God enlarge Japheth, and may he dwell in the tents of Shem, and Canaan be his servant.
Tom'un caddenin karşısına geçtiğini gördüm.I saw Tom cross the street.
Caddenin karşı tarafından ona seslendi.He called to her across the street.
Burası Cezayir kentinin ana caddelerinden biridir.This is one of the main streets of Algiers.
Yaz okuluna devam ederken nehrin yanında bir çadırda yaşadı.He lived in a tent next to the river while he attended summer school.
İşlek bir caddeden karşıya geçerken dikkatli olun.When you cross a busy street, pay attention.
Caddenin aşağısında oturuyorum.I live down the street.
O çadır senin mi?Is that tent yours?
Tom, Boston caddelerinde avare avare dolaşıp şehri ve insanları gözlemleyen biri.Tom is a flâneur in the streets of Boston.
Bu şehrin caddeleri dar.This city has narrow streets.
Evim ana caddeye bitişik.Next to my house is a main street.
Evimin hemen yanından ana cadde geçiyor.Next to my house is a main street.
William sonunda o caddeden ayrılmak zorunda kaldı.William had eventually to leave that street.
Cadı doktoru, Tom'un aşk hayatıyla ilgilenmiyordu.The witch doctor wasn't interested in Tom's love life.
Bir Alman çoban köpeği, caddenin karşısına koşarak geldi.A German Shepherd came sprinting across the street.
Stefan caddeden aşağı koştu.Stefan ran down the street.