Bir çadır ve Norveç mektubuna bir mektup vardı.كان هناك خيمة، ورسالة إلى الملك النرويجي.
Bir çadır ve Norveç mektubuna bir mektup vardı.スコットたちは引き返し、沿岸に向かい、
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Ei, ei, ei. Ei urheilua lainkaan. No, olosuhteet ovat huonoja kaikkialla näinä päivinä.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Eines Nachts, als ich wach in meinem Zelt lag... ...schoss mir ein schrecklicher Gedanke durch den Kopf.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Nej, nej, nej. Ingen sport alls. Tja, villkor är dåliga överallt dessa dagar.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Nej, nej, nej. Ingen sport overhovedet. Nå, betingelser er dårlige overalt i disse dage.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Nie, nie, nie. Brak sportu w ogóle. Cóż, warunki są złe wszędzie w tych dniach.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Nie, nie, nie. Žiadne šport vôbec. No, podmienky sú zlé všade v týchto dňoch.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.No, no, no. Nessun sport a tutti. Ebbene, le condizioni sono cattive dappertutto in questi giorni.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Tidak, tidak, tidak. Tidak olahraga sama sekali. Nah, kondisi buruk di mana-mana hari ini.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Une nuit, alors que j'étais sous ma tente une terrible pensée traversa mon esprit
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Όχι, όχι, όχι. Δεν αθλητισμού σε όλα. Λοιπόν, οι συνθήκες Οι κακές παντού αυτές τις μέρες.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Нет, нет, нет. Нет спорта вообще. Что ж, условия плохие везде в эти дни.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.Ні, ні, ні. Ні спорту взагалі. Що ж, умови погані скрізь у ці дні.
Bir gece çadırımda yatıyordum... ...başım bu halde... ...korkunç bir düşünce adeta yılan gibi zihnime süzüldü.よく、条件 どこでも悪いこのごろです。 私は私のテントで横たわって一晩、 このと... 私のこの頭の...
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,(103:2) Ты одеваешься светом, как ризою, простираешь небеса, как шатер;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,A ki körülvette magát világossággal, mint egy öltözettel, és kiterjesztette az egeket, mint egy kárpitot;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,avvolto di luce come di un manto. Tu stendi il cielo come una tenda
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Chúa bao phủ mình bằng ánh sáng khác nào bằng cái áo, Giương các từng trời ra như cái trại.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Chúa bao_phủ mình bằng ánh_sáng khác_nào bằng cái áo , Giương các từng trời ra như cái trại .
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,dan berselubung cahaya. Engkau membentangkan langit seperti kemah
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Du höljer dig i ljus såsom i en mantel, du spänner ut himmelen såsom ett tält;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,God kleedt Zich in het licht alsof het een mantel is. De hemel wordt door Hem als een tent opgezet.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Han hyller sig i lys som i et klædebon, han spenner himmelen ut som et telt,
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,hyllet i Lys som en Kappe! Himlen spænder du ud som et Telt;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Il s`enveloppe de lumière comme d`un manteau; Il étend les cieux comme un pavillon.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,주께서 옷을 입음 같이 빛을 입으시며 하늘을 휘장 같이 치시며
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Licht ist dein Kleid, das du anhast; du breitest aus den Himmel wie einen Teppich;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Odievaš sa svetlom ako rúchom; rozťahuješ nebesia, ako pokrovec,
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ogrinjaš se s svetlobo kakor z obleko, nebesa razpenjaš kakor šator.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Přioděls se světlem jako rouchem, roztáhls nebesa jako kortýnu.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Przyodziałeś się światłością jako szatą; rozciągnąłeś niebiosa jako oponę.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Sinä verhoudut valoon niinkuin viittaan, sinä levität taivaat niinkuin teltan;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Te înveleşti cu lumina ca şi cu o manta; întinzi cerurile ca un cort.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Tú eres el que se cubre de luz como de vestidura, que extiende los cielos como una tienda
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,tu que te cobres de luz como de um manto, que estendes os céus como uma cortina.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,ο περιτυλιττομενος το φως ως ιματιον, ο εκτεινων τον ουρανον ως καταπετασμα
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,Ти, Който се обличаш със светлина като с дреха, И простираш небето като завеса;
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,עטה אור כשלמה נוטה שמים כיריעה׃
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,اللابس النور كثوب الباسط السموات كشقّة.
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披 上 亮 光 、 如 披 外 袍 . 鋪 張 穹 蒼 、 如 鋪 幔 子
Bir kaftana bürünür gibi ışığa bürünmüşsün. Gökleri bir çadır gibi geren,披上 亮光 、 如 披 外袍 . 鋪張 穹蒼 、 如 鋪 幔子
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Chúng ta có một cái bàn thờ, phàm kẻ hầu việc trong đền tạm không có phép lấy gì tại đó mà ăn.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Chúng_ta có một cái bàn_thờ , phàm kẻ hầu việc trong đền tạm không có phép lấy gì tại đó mà ăn .
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Imamo oltar, ki ž njega ne smejo jesti, kateri služijo šatoru.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.우리에게 제단이 있는데 그 위에 있는 제물을 장막에서 섬기는 자들이 이 제단에게 먹을 권이 없나니
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Máme oltár, z ktorého jesť nemajú práva tí, ktorí svätoslúžia stánu.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Mámeť oltář, z něhož nemají moci jísti ti, jenž stánku slouží.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Mamy ołtarz, z którego nie mają wolności jeść ci, którzy przybytkowi służą.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Meillä on uhrialttari, josta majassa palvelevilla ei ole valta syödä.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Noi avem un altar, din care n'au drept să mănînce ceice fac slujbă în cort.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Nous avons un autel dont ceux qui font le service au tabernacle n`ont pas le pouvoir de manger.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Temos um altar, do qual não têm direito de comer os que servem ao tabernáculo.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Tenemos un altar del cual los que sirven en el tabernáculo no tienen derecho a comer
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Van oltárunk, a melyrõl nincs joguk enni azoknak, a kik a sátornak szolgálnak.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Vi har et alter som de ikke har rett til å ete av de som tjener ved teltet;
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Vi hava ett altare, från vilket de som göra tjänst vid tabernaklet icke hava rätt att få något att äta.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Vi have et Alter, hvorfra de, som tjene ved Tabernaklet, ikke have Ret til at spise.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Wij hebben een altaar, waarvan niet gegeten mag worden door mensen die in dienst staan van het oude verbond.
Bir sunağımız var ki, tapınma çadırında hizmet edenlerin ondan yemeye hakları yoktur.Wir haben einen Altar, davon nicht Macht haben zu essen, die der Hütte pflegen.