çadırda ile cümle

çadırda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.I rzekli do niego: Gdzie jest Sara, żona twoja? a on odpowiedział: Oto jest w namiocie.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ja he kysyivät häneltä: "Missä vaimosi Saara on?" Hän vastasi: "Tuolla majassa".
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Kemudian mereka bertanya, "Di mana Sara, istrimu?" "Di sana, di dalam kemah," jawab Abraham
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.그들이 아브라함에게 이르되 네 아내 사라가 어디 있느냐 대답하되 장막에 있나이다
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ko so mu pa rekli: Kje je Sara, žena tvoja? reče: Glej, v šatoru.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Och de sade till honom: »Var är din hustru Sara?» Han svarade: »Därinne i tältet.»
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Perguntaram-lhe eles: Onde está Sara, tua mulher? Ele respondeu: Está ali na tenda.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Poi gli dissero: «Dov'è Sara, tua moglie?». Rispose: «E' là nella tenda»
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Řekli pak jemu: Kde jest Sára manželka tvá? Kterýžto odpověděl: Teď v stanu.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı."Waar is uw vrouw Sara?" vroegen de mannen hem. "In de tent", antwoordde Abraham.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ειπον δε προς αυτον, Που ειναι Σαρρα η γυνη σου; Ο δε ειπεν, Ιδου, εν τη σκηνη.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.И сказали ему: где Сарра, жена твоя? Он отвечал: здесь, в шатре.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Тогава му рекоха: Где е жена ти Сара? А той рече: Ето, в шатрата е.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.ויאמרו אליו איה שרה אשתך ויאמר הנה באהל׃
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.وقالوا له اين سارة امرأتك. فقال ها هي في الخيمة.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.他 們 問 亞 伯 拉 罕 說 、 你 妻 子 撒 拉 在 那 裡 、 他 說 、 在 帳 棚 裡
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.他 們問 亞伯拉罕說 、 你 妻子 撒拉 在 那 裡 、 他說 、 在 帳棚裡
# Küçük bir çadırda#ずっとちょうど川のように
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.17:22 Und Mose legte die Stecken vor den HERRN in der Hütte des Zeugnisses.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.A Mojžiš složil palice pred Hospodinom v stáne svedoctva.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Derpå lagde Moses Stavene hen foran HERRENs Åsyn i Vidnesbyrdets Telt.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.E Moisés depositou as varas perante o Senhor na tenda do testemunho.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.És letevé Mózes a vesszõket az Úr elé a bizonyság sátorában.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Hij plaatste de staven voor de HERE in het Heilige der Heiligen in de tabernakel
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.I zanechal Mojžíš prutů před Hospodinem v stánku svědectví.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Ja Mooses pani sauvat lain majaan, Herran eteen.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.모세가 그 지팡이들을 증거의 장막 안 여호와 앞에 두었더라
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Lalu Musa menempatkan tongkat-tongkat itu di dalam Kemah TUHAN di depan Peti Perjanjian
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Luego Moisés puso las varas delante de Jehovah en el tabernáculo de reunión
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Moise a pus toiegele înaintea Domnului, în cortul mărturiei.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Môi-se để những gậy đó trong Trại bảng chứng trước mặt Ðức Giê-hô-va.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Môi-se để những gậy đó trong Trại bảng chứng trước mặt Ðức_Giê - hô-va .
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Moïse déposa les verges devant l`Éternel, dans la tente du témoignage.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Mojzes pa položi te palice pred GOSPODA v šator pričevanja.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Och Mose lade stavarna inför HERRENS ansikte i vittnesbördets tält.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Og Moses la stavene ned for Herrens åsyn i vidnesbyrdets telt.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.Και απεθηκεν ο Μωυσης τας ραβδους ενωπιον του Κυριου εν τη σκηνη του μαρτυριου.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.И Моисей положи жезлите пред Господа в шатъра за плочите на свидетелството.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.И положил Моисей жезлы пред лицем Господа в скинии откровения.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.וינח משה את המטת לפני יהוה באהל העדת׃
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.فوضع موسى العصيّ امام الرب في خيمة الشهادة.
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.摩 西 就 把 杖 存 在 法 櫃 的 帳 幕 內 、 在 耶 和 華 面 前
Musa değnekleri Levha Sandığının bulunduğu çadırda RABbin önüne koydu.摩西 就 把 杖 存在 法櫃 的 帳幕內 、 在 耶和華 面前
# Nehir kıyısında doğdum # Küçük bir çadırdaIch wurde am Fluss geboren, in einem kleinen Zelt
# Nehir kıyısında doğdum # Küçük bir çadırda # Oh, ve aynı nehir gibiA maior ameaça pode não vir de Washington... ...mas das pessoas humildes das encostas.
# Nehir kıyısında doğdum # Küçük bir çadırda # Oh, ve aynı nehir gibiJag föddes vid floden i ett litet tält och precis som floden har jag varit igång sedan dess
# Nehir kıyısında doğdum # Küçük bir çadırda # Oh, ve aynı nehir gibiΓεννήθηκα στον ποταμό... σε μια μικρή σκηνή... και όπως ο ποταμός... από τότε τρέχω...
# Nehir kıyısında doğdum # Küçük bir çadırda # Oh, ve aynı nehir gibiЯ был рожден у реки в маленькой палатке и, так же, как река, я бежал с тех пор
# Nehir kıyısında doğdum # Küçük bir çadırda # Oh, ve aynı nehir gibi.אלא יבוא מכיוון האנשים בגבעות
Oprah bana hazırlık ve idman için 4 ay verdi Böylece her gece hipoksik çadırda uyuyacaktım.Ik sliep elke nacht in een zuurstofarme tent.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.con la tenda del convegno e con tutti gli arredi sacri che erano nella tenda
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.dời đi luôn với Ðền tạm . Những thầy tế_lễ và người Lê-vi khiêng các đồ đó lên .
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.dời đi luôn với Ðền tạm. Những thầy tế lễ và người Lê-vi khiêng các đồ đó lên.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.여호와의 궤와 회막과 성막 안의 모든 거룩한 기구들을 메고 올라가되 제사장과 레위 사람이 그것들을 메고 올라가매
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.ויעלו את ארון יהוה ואת אהל מועד ואת כל כלי הקדש אשר באהל ויעלו אתם הכהנים והלוים׃
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.واصعدوا تابوت الرب وخيمة الاجتماع مع جميع آنية القدس التي في الخيمة فاصعدها الكهنة واللاويون.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.祭 司 和 利 未 人 、 將 耶 和 華 的 約 櫃 運 上 來 、 又 將 會 幕 、 和 會 幕 的 一 切 聖 器 具 、 都 帶 上 來
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları kâhinlerle Levililer tapınağa taşıdılar.祭司 和 利未 人 、 將 耶和華 的 約櫃運 上來 、 又 將會 幕 、 和 會幕 的 一切 聖 器具 、 都 帶上來
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.Au adus chivotul, cortul întîlnirii, şi toate uneltele sfinte cari erau în cort: preoţii şi Leviţii le-au dus.
Sandığı, Buluşma Çadırını ve çadırdaki bütün kutsal eşyaları Levili kâhinler tapınağa taşıdılar.궤와 회막과 장막 안에 모든 거룩한 기구를 메고 올라가되 제사장과 레위 사람이 그것들을 메고 올라가매

İlgili Sayfalar