çadırda ile cümle
çadırda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.Uluitor. Am ajuns la Polul Sud.
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.Wir kamen am Südpol an.
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.Φτάσαμε στο Νότιο Πόλο.
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.Изумително. Ние пристигнахме на южния полюс.
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.Ми дійшли до Південного полюса. Примостилися в наметі.
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.הגענו לקוטב הדרומי. הצטופפנו בתוך האוהל,
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.عندما وصلنا الى القطب الجنوبي, اجتمعنا داخل الخيمة
Güney Kutbuna vardığımızda hemen çadırda toplandık.その日は氷点下45度 忘れられません
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Elke morgen nadat je de tent uitkomt zijn je hersenen volledig blanco.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Hver morgen, igen, efter at komme ud af det telt er ens hjerne total udslettet.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.In fiecare dimineata, dupa ce ieseam din cort, din nou creierul meu era complet prajit.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Jeden Morgen, nachdem man aus diesem Zelt herauskommt, ist das Gehirn wie ausgelöscht.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Joka aamu, taas, päästyäni teltasta aivot olivat ihan muusia.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Każdego ranka, po wyjściu z namiotu twój mózg jest kompletnie wyczerpany.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Každé ráno když vylézáte z toho stanu máte totálně vygumovaný mozek.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.매일 아침 텐트에 나온 후에는 뇌가 완전히 기진맥진되버리지요.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Là aussi, chaque matin, quand vous sortez de cette tente, vous avez le cerveau complètement lessivé.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Minden reggel, mikor kilépsz a sátorból, az agyad olyan, mintha kitörölték volna.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Mỗi buổi sáng, lặp đi lặp lại, sau khi ra khỏi lều não của bạn hoàn toàn trống rỗng.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Ogni mattina dopo essere uscito da quella tenda era come se il cervello fosse stato completamente ripulito.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Por la mañana cuando sales de la cámara tienes el cerebro completamente embotado.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Todas as manhãs, depois de sair da tenda o cérebro volta a ficar totalmente vazio.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Varje morgon, efter att jag kommit ut från tältet är hjärnan helt borta.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Znova, každé ráno, potom, čo vyjdete zo stanu, je váš mozog úplne vygumovaný.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Κάθε πρωί, και πάλι, βγαίνοντας από τη σκηνή ο εγκέφαλός σου είναι τελείως καθαρισμένος.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Всяка сутрин, след като излизах от камерата, отново чувствах мозъка си като промит.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.Опять-таки, каждое утро после выхода из этой палатки мозг совершенно истощен.
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.כל בוקר אחרי שיוצאים מהאוהל הזה המוח שלך מרגיש גמור
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.وكنت كل صباح وبعد أن أخرج من تلك الخيمة أشعر أن عقلي يكاد " يدمر " من الوخز والألم
Her sabah, tekrar ve tekrar o çadırdan çıktığınızda beyniniz silinmiş gibi olursunuz.頭がフラフラする日々でした 最初の挑戦では15分の記録を出しました
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Această doamnă cu tuberculoză osoasă, lăsată singură într-un cort, va muri împreună cu singura sa fiică.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Cette femme avec une tuberculose osseuse, laissée seule dans une tente, allait mourir seule avec sa fille.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Denna kvinna med XXXX är lämnad ensammen i ett tält, och kommer att dö med sin enda dotter.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Diese Dame mit Knochentuberkulose, allein im Zelt wird mit ihrer einzigen Tochter sterben.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Ennek a hölgynek csontrákja van, magára maradt egy sátorban, ott fog meghalni az egyetlen lányával.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Esta dama con tuberculosis, abandonada en una tienda, iba a morir con su única hija.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.골결핵을 앓고 있는 이 여인은 텐트에 외동딸과 둘만 남겨져 죽어가고 있었습니다.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Kobieta z gruźlicą kości, sama w namiocie, umarłaby wraz z jedyną córką.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Luutuberkuloosia sairastava nainen jätettiin yksin telttaansa kuolemaan ainoan tyttärensä kanssa.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Người phụ nữ này bị bệnh lao, bị bỏ lại một mình cô độc trong lều, đang chuẩn bị chết với cháu gái duy nhất,
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Questa donna, con la tubercolosi ossea, lasciata sola in una tenda, sta morendo con la sua unica figlia.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Táto pani s kostnou tuberkulózou, nechaná v stane osamote, zomrie s jej jedinou dcérou.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Tato žena s kostní tuberkulózou byla opuštěná ve stanu a umírala u své jediné dcery.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Wanita ini punya tulang TB, tinggal sendiri di sebuah tenda, akan meninggal dengan anak tunggalnya.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Αυτή η γυναίκα με φυματίωση στο κόκαλο, μόνη της στη σκηνή, πρόκειται να πεθάνει με τη μοναχοκόρη της.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Жінка з кістковим туберкульозом, залишена у наметі з однією донькою, що мала вмерти.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Тази жена с туберкулоза на костите, оставена сама в палатка, ще умре с единствената си дъщеря.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.לגברת הזו יש שחפת עצמות, הושארה לבדה באוהל, עומדת למות עם בתה היחידה.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.هذه السيدة مريضة بمرض السل ,متروكة وحيدة فى خيمة , سوف تموت مع إبنتها الوحيدة .
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.一年後の彼女です
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Alors ils lui dirent: Où est Sara, ta femme? Il répondit: Elle est là, dans la tente.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.A riekli mu: Kde je Sára, tvoja žena? A on povedal: Hľa, v stáne je.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Atunci ei i-au zis: ,,Unde este nevastă-ta Sara?`` ,,Uite -o în cort,`` a răspuns el.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Các đấng hỏi Áp - ra-ham rằng : Sa-ra , vợ ngươi , ở đâu ? Ðáp rằng : Kìa , nàng ở trong trại kia .
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Các đấng hỏi Áp-ra-ham rằng: Sa-ra, vợ ngươi, ở đâu? Ðáp rằng: Kìa, nàng ở trong trại kia.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sa de til ham: Hvor er Sara, din hustru? Han svarte: Hun er der inne i teltet.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sagde de til ham: "Hvor er din Hustru Sara?" Han svarede: "Inde i Teltet!"
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sprachen sie zu ihm: Wo ist dein Weib Sara? Er antwortete: Drinnen in der Hütte.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ellos le preguntaron: --¿Dónde está Sara tu mujer? Él respondió: --Adentro, en la tienda
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.És mondának néki: Hol van Sára a te feleséged? Õ pedig felele: Ímhol van a sátorban.