çadır ile cümle

çadır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Cette femme avec une tuberculose osseuse, laissée seule dans une tente, allait mourir seule avec sa fille.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Denna kvinna med XXXX är lämnad ensammen i ett tält, och kommer att dö med sin enda dotter.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Diese Dame mit Knochentuberkulose, allein im Zelt wird mit ihrer einzigen Tochter sterben.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Ennek a hölgynek csontrákja van, magára maradt egy sátorban, ott fog meghalni az egyetlen lányával.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Esta dama con tuberculosis, abandonada en una tienda, iba a morir con su única hija.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.골결핵을 앓고 있는 이 여인은 텐트에 외동딸과 둘만 남겨져 죽어가고 있었습니다.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Kobieta z gruźlicą kości, sama w namiocie, umarłaby wraz z jedyną córką.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Luutuberkuloosia sairastava nainen jätettiin yksin telttaansa kuolemaan ainoan tyttärensä kanssa.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Người phụ nữ này bị bệnh lao, bị bỏ lại một mình cô độc trong lều, đang chuẩn bị chết với cháu gái duy nhất,
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Questa donna, con la tubercolosi ossea, lasciata sola in una tenda, sta morendo con la sua unica figlia.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Táto pani s kostnou tuberkulózou, nechaná v stane osamote, zomrie s jej jedinou dcérou.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Tato žena s kostní tuberkulózou byla opuštěná ve stanu a umírala u své jediné dcery.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Wanita ini punya tulang TB, tinggal sendiri di sebuah tenda, akan meninggal dengan anak tunggalnya.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Αυτή η γυναίκα με φυματίωση στο κόκαλο, μόνη της στη σκηνή, πρόκειται να πεθάνει με τη μοναχοκόρη της.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Жінка з кістковим туберкульозом, залишена у наметі з однією донькою, що мала вмерти.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.Тази жена с туберкулоза на костите, оставена сама в палатка, ще умре с единствената си дъщеря.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.לגברת הזו יש שחפת עצמות, הושארה לבדה באוהל, עומדת למות עם בתה היחידה.
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.هذه السيدة مريضة بمرض السل ,متروكة وحيدة فى خيمة , سوف تموت مع إبنتها الوحيدة .
Kemik tüberkülozu olan bu bayan, bir çadırda yalnız bırakılmış ve tek kızıyla ölmek üzere.一年後の彼女です
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,A mint java-korom napjaiban valék, a mikor Isten gondossága borult sátoromra!
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Así fue en los días de mi vigor, cuando la amistad íntima de Dios estaba sobre mi morada
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Chớ chi tôi được như lúc còn tráng kiệt, Khi tình thiệt hữu của Ðức Chúa Trời còn đoái đến trại tôi;
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Chớ_chi tôi được như lúc còn tráng kiệt , Khi tình thiệt hữu của Ðức_Chúa_Trời còn đoái đến trại tôi ;
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,com'ero ai giorni del mio autunno, quando Dio proteggeva la mia tenda
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,como era nos dias do meu vigor, quando o íntimo favor de Deus estava sobre a minha tenda;
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Cum nu sînt ca în zilele puterii mele, cînd Dumnezeu veghea ca un prieten peste cortul meu,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Itulah hari-hari kejayaanku, ketika keakraban Allah menaungi rumahku
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Jakom był za dni młodości mojej, gdy była przytomność Boża nad przybytkiem moim;
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Jako som bol za dní svojej jasene, kým bola tajná rada Božia nad mojím stánom;
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Ja, vore jag såsom i min mognads dagar, då Guds huldhet vilade över min hydda,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Ja, zoals in mijn jongere jaren, toen in mijn huis de vertrouwelijke omgang met God voelbaar was,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Jospa olisin niinkuin kukoistukseni päivinä, jolloin Jumalan ystävyys oli majani yllä,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,kakor sem bil v dneh zrelosti svoje, ko je bilo prijateljstvo Božje nad šatorom mojim,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,나의 강장하던 날과 같이 지내었으면 그 때는 하나님의 우정이 내 장막 위에 있었으며
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Que ne suis-je comme aux jours de ma vigueur, Où Dieu veillait en ami sur ma tente,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,slik som jeg hadde det i min modne manndoms dager, da Guds vennskap hvilte over mitt telt,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,som i mine modne År, da Guds Fortrolighed var over mit Telt,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Tak jako jsem byl za dnů mladosti své, dokudž přívětivost Boží byla v stanu mém,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,wie war ich in der Reife meines Lebens, da Gottes Geheimnis über meiner Hütte war;
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,καθως ημην εν ταις ημεραις της ακμης μου, οτε η ευνοια του Θεου ητο επι την σκηνην μου
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,как был я во дни молодости моей, когда милость Божия была над шатром моим,
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,Както бях в дните на зрелостта си, Когато съветът от Бога бдеше над шатъра ми;
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,כאשר הייתי בימי חרפי בסוד אלוה עלי אהלי׃
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,كما كنت في ايام خريفي ورضا الله على خيمتي
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,我 願 如 壯 年 的 時 候 。 那 時 我 在 帳 棚 中 . 神 待 我 有 密 友 之 情
Keşke olgunluk günlerim geri gelseydi, Tanrının çadırımı dostça koruduğu,我 願如壯年 的 時候 。 那時 我 在 帳棚 中 . 神待 我 有 密友 之情
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Alors ils lui dirent: Où est Sara, ta femme? Il répondit: Elle est là, dans la tente.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.A riekli mu: Kde je Sára, tvoja žena? A on povedal: Hľa, v stáne je.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Atunci ei i-au zis: ,,Unde este nevastă-ta Sara?`` ,,Uite -o în cort,`` a răspuns el.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Các đấng hỏi Áp - ra-ham rằng : Sa-ra , vợ ngươi , ở đâu ? Ðáp rằng : Kìa , nàng ở trong trại kia .
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Các đấng hỏi Áp-ra-ham rằng: Sa-ra, vợ ngươi, ở đâu? Ðáp rằng: Kìa, nàng ở trong trại kia.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sa de til ham: Hvor er Sara, din hustru? Han svarte: Hun er der inne i teltet.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sagde de til ham: "Hvor er din Hustru Sara?" Han svarede: "Inde i Teltet!"
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Da sprachen sie zu ihm: Wo ist dein Weib Sara? Er antwortete: Drinnen in der Hütte.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ellos le preguntaron: --¿Dónde está Sara tu mujer? Él respondió: --Adentro, en la tienda
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.És mondának néki: Hol van Sára a te feleséged? Õ pedig felele: Ímhol van a sátorban.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.I rzekli do niego: Gdzie jest Sara, żona twoja? a on odpowiedział: Oto jest w namiocie.
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Ja he kysyivät häneltä: "Missä vaimosi Saara on?" Hän vastasi: "Tuolla majassa".
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.Kemudian mereka bertanya, "Di mana Sara, istrimu?" "Di sana, di dalam kemah," jawab Abraham
Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.그들이 아브라함에게 이르되 네 아내 사라가 어디 있느냐 대답하되 장막에 있나이다

İlgili Sayfalar