çadır ile cümle
çadır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Quella è Sureka Gundi, anche lei vive con la sua famiglia in una tenda sulla stessa strada.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.To Sureka Gundi, ze swoją rodziną. Oni też mieszkają w namiocie, przy tej samej autostradzie.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Voilà Sureka Gundi, elle vit aussi avec sa famille dans la tente le long du même terre-plein d'autoroute.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.А вот, Шурека Гунди, она также живет со своей семьей в палатке на том же шоссе.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.Това е Сурека Гунди - тя също живее със семейството си в палатката край същата магистрална артерия.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.זו סורקה גונדי, היא גם גרה עם משפחתה באוהל ליד אותו כביש מהיר.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.وهذه سوريكا قوندي، وهي أيضا تسكن مع أسرتها في الخيمة بمحاذاة نفس وسط الطريق السريع.
Bu, Sureka Gundi; o da ailesiyle aynı merkez otoyoldaki çadırda ailesiyle yaşıyor.高速の中央分離帯に暮らしています 彼女たちは素直でとても活発です
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Bo mówicie: Gdzież jest dom książęcy? gdzie namiot przybytków niepobożnych?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Denn ihr sprecht: "Wo ist das Haus des Fürsten? und wo ist die Hütte, da die Gottlosen wohnten?"
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›for I sier: Hvor er tyrannens hus, og hvor er det telt de ugudelige bor i?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Infatti, voi dite: «Dov'è la casa del prepotente, dove sono le tende degli empi?»
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›I spörjen ju: »Vad har blivit av de höga herrarnas hus, av hyddorna när de ogudaktiga bodde?»
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Kajti pravite: Kje je hiša mogočneža in kje šator, ki so v njem prebivali brezbožni?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›너희의 말이 왕후의 집이 어디 있으며 악인의 거하던 장막이 어디 있느뇨 하는구나
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Kun sanotte: `Missä on nyt mahtimiehen talo, missä maja, jossa jumalattomat asuivat?`
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Lebo hovoríte: Kde je dom kniežaťa? A kde je stán príbytkov bezbožných?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Mert ezt mondjátok: Hol van ama fõembernek háza, hol van a gonoszok lakozásának sátora?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›når I siger: "Hvor er Stormandens Hus og det Telt, hvor de gudløse bor?"
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Nebo pravíte: Kde jest dům urozeného? A kde stánek příbytků bezbožných?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Pois dizeis: Onde está a casa do príncipe, e onde a tenda em que morava o ímpio?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Porque decís: "¿Dónde está la casa del noble? ¿Dónde está la morada que cobijaba a los impíos?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Tanyamu, "Di mana rumah penguasa yang melakukan perbuatan durhaka?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Vì các bạn nói rằng : " Nhà kẻ cường_bạo ở đâu ? Trại kẻ ác ở nơi nào ? "
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Vì các bạn nói rằng: "Nhà kẻ cường bạo ở đâu? Trại kẻ ác ở nơi nào?"
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Voi ziceţi: ,Unde este casa apăsătorului? Unde este cortul în care locuiau nelegiuiţii?`
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Vous dites: Où est la maison de l`homme puissant? Où est la tente qu`habitaient les impies?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Διοτι λεγετε, Που ο οικος του αρχοντος; και που η σκηνη της κατοικησεως των ασεβων;
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Вы скажете: где дом князя, и где шатер, в котором жили беззаконные?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›Защото думате: Где е къщата на княза? И где е шатърът, гдето живееха нечестивите?
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›כי תאמרו איה בית נדיב ואיה אהל משכנות רשעים׃
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›لانكم تقولون اين بيت العاتي واين خيمة مساكن الاشرار.
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›你 們 說 、 霸 者 的 房 屋 在 那 裡 . 惡 人 住 過 的 帳 棚 在 那 裡
‹Büyük adamın evi nerede?› diyorsunuz, ‹Kötülerin çadırları nerede?›你 們說 、 霸者 的 房屋 在 那裡.惡人 住 過 的 帳棚 在 那裡
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.4 con bò mang theo thuốc men lên đây, và giờ số thuốc này đang ở trong lều.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.텐트 안의 이 많은 의약품을 운반하기 위해 4마리의 야크를 이용했습니다.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.Am avut patru iaci încărcaţi cu provizii medicale, care sunt aruncate într-un cort.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.Ich hatte vier Yak-Ladungen mit medizinischem Bedarf, die in ein Zelt entladen wurden.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.Ik had vier ladingen medische voorraad die in een tent worden gedumpt.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.J'avais l'équivalent de quatre yak plein d'équipement médical, qui ont été déversé dans une tente.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.Mal som štyroch yakov naložených lekárskymi zásobami, ktoré sú uložené v stane.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.Na czterech jakach miałem ładunki środków medycznych, które zrzucono do namiotu.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.Медицински припаси, товарът на четири яка, изсипани в една палатка.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.У меня было четыре яка с грузом медикаментов, который свалили в палатку.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.היו לי ארבע יאקים עמוסים באספקה רפואית, שנזרקה בתוך אוהל.
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.نقلت إمداداتي الطبية هذه بواسطة 4 من " الياك " وقد فُرغت في الخيمة
Çadıra koyduğum 4 öküz yükü tıbbi malzemem vardı.テントに投げ込まれました それで荷物を整理しているのです
Çadırda yeterince yer var" dedim.Avem loc destul în cort."
Çadırda yeterince yer var" dedim.Banyak tempat kosong di tenda."
Çadırda yeterince yer var" dedim.Chúng ta có đủ chỗ ở trong lều mà."
Çadırda yeterince yer var" dedim."Czemu? W namiocie starczy miejsca."
Çadırda yeterince yer var" dedim.E eu disse: "Porquê?
Çadırda yeterince yer var" dedim.E io chiesi "Come mai? Non c'è abbastanza spazio nella tenda?"
Çadırda yeterince yer var" dedim."Miksi? Teltassa on tilaa yllin kyllin."
Çadırda yeterince yer var" dedim.Nous avons assez de place dans la tente."
Çadırda yeterince yer var" dedim."Prečo? Veď máme dosť miesta v stane."
Çadırda yeterince yer var" dedim.Van elég hely itt a sátorban."
Çadırda yeterince yer var" dedim."Varför då, vi har ju tillräckligt med utrymme inne i tältet."
Çadırda yeterince yer var" dedim.Ve stanu je místa dost." A odpověď zněla: "Ano, ale je léto."
Çadırda yeterince yer var" dedim."Waarom? Er is genoeg plaats in de tent."