Adı, çabukluk anlamına gelir.Asta se cheamă grabă?”
Oyunda fazla detay yoktu ve oyun çabuk bitiyordu.Era ceva cu totul nou pentru ei și jocul a început să prindă repede.
Düz Stirling motoru çabuk olarak devreye giremez; sıcaklığın iyice yükselmesi gereklidir.Un motor Stirling nu poate porni imediat, având nevoie de o perioadă de încălzire.
Bu isyan çok çabuk yayıldı.Revolta se întindea rapid.
QR kodu adını İngilizce Çabuk Tepki (Quick Response) kelimelerinin baş harflerinden alır.QR este o prescurtare din engleză de la quick response („răspuns rapid”).
"Wiki Wiki" ise "daha hızlı", "daha çabuk" anlamına gelmektedir.Numele vine de la expresia hawaiiană wiki wiki, însemnând "rapid" sau "informal".
Kasabada bina gelişimi için motive 10% daha çabuk yükselir.Cota de piață a lui Dove crește rapid cu 10%.
Yapmadı mı ne çabuk unutuyoruz.Nu o face însă, renunțând în ultimul moment.
Ancak bir kişiye virüs yeniden bulaşırsa, bu durumda belirtiler daha çabuk başlayabilir.Dacă o persoană este infectată din nou, mâncărimile apar mult mai rapid.
Yürüyerek adam geçer, çok çabuktur, nasıl geçtiğini anlamazsınız.Lumina îți juca farse; nu știai cum să te grăbești!...
Seyit Ali Çabuk veya Seyit Ali Onbaşı, (d.Seyit Ali Çabuk sau Caporalul Seyit Ali (n. septembrie 1889 -d.
İsaakios, çabuk sinirlenen zalim bir insan olarak tanımlanır.Jackson era notoriu ca persoană iute de mânie.
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Ea este încăpățânată la culme și adesea îl stârnește pe Ioz.
Üstelik İzmir Çevre Yolu ile ulaşım daha çabuk gerçekleştirilebilmektedir.De asemenea și trenurile de marfă vor putea circula prin tunel cu o viteză mai mare.
İşin çabuk yapılmasını istiyorum.Vreau ca treaba să fie făcută repede.
Değişiklikler çabuk geldi.Schimbările au venit repede.
Düz Stirling motoru çabuk olarak devreye giremez; sıcaklığın iyice yükselmesi gereklidir.A Stirling-motort nem lehet gyorsan beindítani, lassú felmelegedésre van szüksége.
Tank zırhlarındaki çabuk gelişmelerden ötürü ZiS-2 çok kısa sürede tanksavar özelliğini yitirdi.A harckocsik páncélzatának gyors fejlődése miatt a ZiSZ–2 hamar elveszítette jelentőségét.
Yapmadı mı ne çabuk unutuyoruz.Semmit sem akarok elhalasztani vagy éppen elfelejteni.
Çok çabuk taraf değişebiliyor.Formáik gyorsan változók.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.A gyerekek hátratett kézzel szűk körben állnak.
Sahiplerine çok çabuk alışırlar.A vendégek gyorsan elszállingóznak.
Yemişi şıralı, yumuşak ve çabuk ezilir.Puha, könnyű faanyag, gyorsan szárad.
Gayet çabuk yazabilmek melekesine sahiptir.Könnyen, gyorsan írt.
Çabuk harekete geçerler.Gyorsan cselekszik.
Pişirirken kabukları çabuk patlar.Főzés közben a habot leszedik.
( İçindeki huzur kişinin felâketlere daha çabuk karşı gelmesini sağlar. )(Ahol békében nyugodhatnak csontjai?)
Gerçekten onlar da bu kadar çabuk bir başarı beklemiyorlardı ve başta düşmanı takip etmediler.Lassan kezdett, később már hiába hajrázott, ellenfeleit már nem tudta megelőzni.
Çabukluk rünü hareket hızınızı belli bir süre maksimum seviyeye çıkarır.Gomba: Egy kis időre extra sebességet kapunk.
Aynı zamanda hiçbir yıldız, uzun bir süre boyunca, bu kadar çabuk gözden düşmedi."Addig egyetlen várat sem ostromoltak ilyen nagy előkészülettel."
Qui timide rogat docet negare Çekinerek isteyen reddi çabuklaştırır.De mindig jó óvakodni azoktól, akik oly lelkesen sietnek a megmentésünkre.
Çok çabuk bitirdi."Kicsit túl gyorsan történik”.
Mahkûmlar ve gardiyanlar çok çabuk bir şekilde rollerine adapte oldular.Így a mentők és a rendőrök viszonylag hamar kiértek a helyszínre.
Bu isyan çok çabuk yayıldı.A felkelést gyorsan leverték.
Gündüzleri karalar, denizlerden daha çabuk ısınırlar.Mindkét csillag hidegebb a Napnál.
Yetersiz ortamlarda teraryumu çok çabuk kirleten hayvanlardır.A test kiszáradását megakadályozó héj hiányában erősen nedves környezethez kötött állatok.
Beni çabuk öldürür müsün?"És te cserébe meg akarod ölni?”
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Mindenki szájtátva bámul, mire megszólal az egyik dolgozó: – Nem vezérorsó ez kérem, hanem húzótüske!”
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Kiáltka – Gyakran felkiált.
Michael Fader'ın hatırladığına göre: "Her şey o kadar çabuk gelişti ki bilinmezlikte kaybolurdun.Michael Fader muisteli, että ”Asiat tapahtuivat niin nopeasti, että niitä ei oikein edes ehtinyt huomata.
Çok çabuk ürerler.Ei kiirettä kyytimies.
Beni çabuk öldürür müsün?"Kadunko sitä myöhemmin?'”
Yapmadı mı ne çabuk unutuyoruz.Unohtaa toisin, toisin muistaa.
Bu isyan çok çabuk yayıldı.Valloitus tapahtui melko nopeasti.
Çabuk giyinin!Pukeutuu kilttiin.
Çünkü çok çabuk ürerler.Ne ovat nopeasti uivia saalistajia.
Ama albüm başarısız oldu ve çabuk unutuldu.Albumi ei menestynyt ja yhtye hajosi.
Çabuk harekete geçerler.Tein sen kiireellä.
Huzursuz ramirezi çok çabuk hastalanır.Rytkönen kuitenkin herää pahasti havoittuneena.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Lapset ovat yllättävän näppäriä käsistään.
Çok çabuk bitirdi."Tämä päättyi niin nopeasti.
Bunlar, çabuk ateşli, yeni silahlardı.Ne olivat luotettavia ja tarkkoja aseita.
Çalı çırpı ateşi : Çabuk ısıtır, çabuk biter, devamlı beslemek gerekir.Se hengittää, se kuumenee, se syö.
Yemeğini çabuk bitir.He aloittavat nopeasti ruokailun.
Bunun daha çabuk ve kolay olacağını söyler.Sen on tarkoitus olla yksinkertainen ja nopea.
Aslında iyi bir yarışçı ama, çok çabuk gaza geliyor.Zak on hyvin leppoisa pinnalta, mutta hän on myös erittäin kilpailukykyinen.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Ο αρχικά οξύθυμος και ελαφρώς απειλητικός Doctor γρήγορα ωρίμασε σε μια πιο συμπονετική φιγούρα.
Çabuk harekete geçerler.Ας κάνουμε γρήγορα.
Çabuk giyinin!Ντύθηκαν απλά, στα γρήγορα.
Bu süreç çok çabuk gerçekleşir.Αυτή η διαδικασία αναμφισβήτητα λαμβάνει μέρος πολύ γρήγορα.