Beni çabuk öldürür müsün?"Har jag inte gjort nog snart?".
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Dess stjälk är upprätt och ofta grenig.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Vad som började som något litet och oskyldigt blir snart betydligt värre...
Postfix hem emin hem de çabuk ve basitçe yönetmeklidir.Fördelar med Postfix är att den är snabb, säker, samt lätt att använda och konfigurera.
Hızın iki katına çıkarılması sabit mesafedeki işin iki kat daha çabuk yapılmasına neden olur.Mach 2 betyder att det flyger dubbelt så fort som ljudet utbreder sig.
Tanrı kudretli ve adildir, uyarıda ve affetmede çabuk davranır.Allah är allhärskande, allvetande, men han är också barmhärtig, förbarmande och förlåtande.
Yapmadı mı ne çabuk unutuyoruz.Den var så snabb att man inte såg den.
Gündüzleri karalar, denizlerden daha çabuk ısınırlar.Grundare hav och fjordar värmst fortare upp.
Qui timide rogat docet negare Çekinerek isteyen reddi çabuklaştırır.Åsmund högg rätta runor för den som skall tyda.
Çok çabuk bitirdi."Дуже швидко відвалився».
Mahkûmlar ve gardiyanlar çok çabuk bir şekilde rollerine adapte oldular.Учасники швидко адаптувалися до своїх ролей.
En çabuk oyundan atılan 56 saniye, José Batista ( Uruguay), İskoçya maçında, 1986.Найшвидше видалення 56 секунд, Хосе Батіста ( Уругвай), проти Шотландії, 1986.
Ama Galatasaray’da bu süreci çok daha çabuk atlatır.Але у келиху цей процес йде значно швидше.
Kuyruk çabuk kopmaz.Деревобород не поспішає.
Çabuk sinirleniyor.Rychle vysychají.
Çok çabuk öğrenir.Вони швидко навчаються.
Aynı zamanda hiçbir yıldız, uzun bir süre boyunca, bu kadar çabuk gözden düşmedi."Немає іншої зірки, що стала настільки непопулярною так швидко і так надовго».
Beni çabuk öldürür müsün?"Думаєш мене вони вб’ють?
Ama ordusunu nispeten çabukça toparladı.Його військо швидко розбили легку кінноту.
Coğrafi şartlardan da çabuk etkilenirler.Легкодухі швидко піддаються настроям.
Adı, çabukluk anlamına gelir.Її ім'я означає — та що швидко біжить.
Yemişi şıralı, yumuşak ve çabuk ezilir.Злом нерівний, швидко тьмяніє.
Sahipleri tarafından çok çabuk benimsenen tekne, on yıl içinde avrupa genelinde bir üne kavuşmuştur.Дивіденди, що розподіляли у компанії перевищили надлишок, отриманий в Європі за десять років.
Çok çabuk taraf değişebiliyor.Посади змінюються доволі швидко.
Çabuk, nelerle karşılaşacağız yüzbaşım, bilemem".Bu bir yakarıştır, umutsuzluk değildir.Про це незнання говориться: блаженний збагнувший незнання, нерозлучне з молитвою."
Yapmadı mı ne çabuk unutuyoruz.І так собі, не поспішаючи, робив багато справ.
Ama albüm başarısız oldu ve çabuk unutuldu.Але проект не зазнав успіху і його швидко було закрито.
Bazı sayı dizileri çok çabuk büyürler.Чисельність долганів досить швидко росте.
Diğer karakterlerden daha çabuk acıkır.Більш чутлива до зіпсованої їжі, ніж інші персонажі.
Sahiplerine çok çabuk alışırlar.Швидко звикає до своїх опікунів.
İspanyollar yerlilerin köylerini ve hazinelerini çok çabuk ele geçirdiler.Іспанські колонізатори швидко винищили індіанське населення.
Sise az rastlanır ve çabuk dağılır.Відчуття швидко наростає і швидко спадає.
Tümen, kasabanın güneyinden olabildiğince çabuk bir karşı taarruz başlatma emri almıştır.Вихідне положення обирають якомога ближче до переднього краю супротивника.
Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça çabuk vazgeçer.У випадку її втрати самиця може відкласти повторну.
Tom çabuk hareket eder.Том швидко рухається.
Ömer etrafındakilere çok çabuk inanan ve güvenen birisidir.У в'язниці помер Омер, але народилася людина на ім'я Езель.
Çok çabuk öğrenir.Rychle se učí.
Çok havlamazlar ayrıca yabancılara çabuk alışırlar.Lidi má rád a proto si na cizí rychle zvyká.
Başlangıçta çabuk kızan ve biraz kötü niyetli biri olan Doktor hızla daha merhametli bir figüre dönüştü.Původní prchlivý a trochu zlověstný Doktor se brzy stal soucitnější postavou.
Bu yüzden gribi olabildiğince çabuk atlatmaya bakılmalıdır.Sověti proto potřebovali tuto obranu překonat z chodu co nejrychleji.
45 tane gayet çabuk değişen sahne ve 69 tane kısa şarkı bulunmaktadır.V rychlém spádu následuje 45 krátkých scén a písní.
Çok çabuk büyümüştür.Rostl velmi rychle.
Kuru havada bile çok çabuk yükseltgenir.V teplé vodě rychle roste.
Çok çabuk taraf değişebiliyor.Toto se může celkem rychle měnit.
Nedeni, çabuk kurulmasından kaynaklanmaktadır.Toto je obecně důvod jejího rychlého šíření.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.To je pokynem pro děti, aby si rychle sedly.
Ama ordusunu nispeten çabukça toparladı.Jeho vojska rychle postupovala do vnitrozemí.
"Wiki Wiki" ise "daha hızlı", "daha çabuk" anlamına gelmektedir.Název wiki wiki pochází z havajštiny, ve které je to výraz pro „rychlý“, resp. „velmi rychlý“.
Fakat Dead Man'in çabuk vazgeçeceği yoktu.Morávek se však nehodlal vzdát.
Pearson'un korelasyonun katsayısının çabukca olarak hesaplanması (en.)Korelace Pearsonův korelační koeficient
Bu isyan çok çabuk yayıldı.Hnutí se velice rychle šířilo.
Yemeğini çabuk bitir.Zachraň jídlo.
Ama çabuk bir tane." ^ Allen 2006, s.Hospodářská politika. : VŠEM, 2006.
Eğer dekupaj testereniz varsa bu işi çok daha çabuk yapabilirsiniz.Nenavštívili-li jste dosud doktora, udělejte to co nejdřív.
Savaş çok çabuk bir şekilde İngiltere tarafı için başarı ile sonuçlandı.Válka se vyvíjela příznivěji pro anglickou stranu.
Çabuk sinirlenen bir yapısı vardır.Pravděpodobně se projevil přehnaný spěch při stavbě.
Kıyı ve Zuko birbirlerine çok çabuk ısınırlar.Sofie i Oktavián k sobě pociťují náhle silnou náklonnost.
Çabuk öğrenilirse, çabuk unutulur.Rychle naučené, rychle zapomenuté.
En çabuk oyundan atılan 56 saniye, José Batista ( Uruguay), İskoçya maçında, 1986.Cea mai rapidă eliminare 56 secunde, José Batista ( Uruguay), vs Scoția, 1986.
Demiryolunun etkileri çok çabuk görüldü.Efectele căii ferate au fost imediate.