Çabuk sinirlenir.Ela bebe nervosa.
Bu süreç çok çabuk gerçekleşir.O tempo passa tão rápido.
Andreas öğrenmeye delicesine aç ve çok çabuk öğreniyor.André Leonel bastante experiência e chega para somar.
Tek bir davaya bakıp kaybedince oldukça çabuk vazgeçer.Caso ele opte por desistir, ele perderá apenas um doido ponto.
Sinirli ve çok çabuk ısıran bir yilan türüdür, ancak zehirli değildir.Tem caráter feroz e agressivo, mas não é venenosa.
Çok çabuk büyümüştür.Este cresceu rapidamente.
Mahkûmlar ve gardiyanlar çok çabuk bir şekilde rollerine adapte oldular.Os guerreiros celtas e seus partidários lentamente se mesclaram aos colonos.
Sebastian ona replicantlarda çabuk yaşlanmaya neden olan bir genetik bozukluk olduğunu açıklar.Rodney cria uma maneira de exterminar os replicadores de uma vez por todas.
Adı, çabukluk anlamına gelir.Haar naam betekent Snelle.
Rikichi 利吉 (Yoshio Tsuchiya) — Çabuk sinirlenir ve oldukça gençtir.Rikichi (利吉) (Yoshio Tsuchiya) — Een temperamentvolle en jonge man.
Ama albüm başarısız oldu ve çabuk unutuldu.Het label was onsuccesvol en werd opgedoekt.
Çok çabuk bitirdi."Het ging snel.”
Yemeğini çabuk bitir.Maak je eigen eten klaar.
Yavrular çok çabuk büyür, Kara mamba'nın 1 yılda 1.8 m ye çıktığı görülmüştür.Jonge mamba's groeien zeer snel en kunnen na een jaar al een lichaamslengte bereiken van 1,8 meter.
Kendisi İstanbul'a uzak olduğundan çabuk ve muntazam haber alamıyordu.Maar hij weet snel en veilig het Vlaamse land al te bereiken.
Conatantianus gayet çabuk hareketle Ostrogotlar ordusuna karşı harekata geçti.Domitianus startte snel een tegenaanval.
Çok çabuk öfkelenen biridir.Hij is een werde man die snel boos wordt.
Bu yüzden gribi olabildiğince çabuk atlatmaya bakılmalıdır.Echter wil Bram zo snel mogelijk vertrekken.
Çabuk harekete geçerler.Iets te snel aanpakken.
Düz kaslara göre daha hızlı çalışırlar fakat çabuk yorulurlar.Ze geven veel kracht, maar zijn zeer snel vermoeid.
Beni çabuk öldürür müsün?"Zou u zeggen dat u die 10 meters tussen ons snel kunt afleggen?"
Bu cesetler yaz sıcağında gayet çabuk kokuşup çürümeye başlamışlardı.In de zomer gingen de kadavers snel stinken en ontbinden.
Çocukların ellerini çabuk tutmaları gerekmektedir.Een kinderhand is snel gevuld.
Ama ordusunu nispeten çabukça toparladı.Ze reden in alle haast naar zijn leger.
Julia, ince çabuk zekası ve sivri diliyle tanınırdı.Verder stond Catherine bekend om haar geestigheid en scherpe tong.
Bu süreç çok çabuk gerçekleşir.Als het gebeurt, gebeurt het snel.
Avusturya'da Rothschildlerin çabaları çabuk sonuç verdi.In Oostenrijk gingen de MZ's best snel.
Yeni duruma çabuk alıştı.Hij is de nieuwe situatie rap gewoon geworden.
Yazın, yumurta çabuk bozulur.In de zomer worden eieren rap slecht.
Çabuk olmalıyız.We moeten vlug zijn.
Çabuk ol! Bacağım yanıyor!Schiet op! Mijn been staat in brand!
Onlar size mümkün olduğu kadar çabuk yardım edecekler.U wordt zo snel mogelijk door hen verder geholpen.
Vah ya, umarım çabuk iyileşir.Tsjonge, hopelijk gaat het snel beter.
Senin böyle çabuk pes edeceğini düşünmemiştim.Ik had niet gedacht dat je het zo snel zou opgeven.
Senin bu kadar çabuk vazgeçeceğini düşünmemiştim.Ik had niet gedacht dat je het zo snel zou opgeven.
Yağmur yağacak. Çabuk eve gitmemiz lazım.Het gaat regenen. We moeten snel naar huis.
Sahiplerine çok çabuk alışırlar.Szybko przywiązują się do właściciela.
Beni çabuk öldürür müsün?"Myślałem: czy ty mnie tak spokojnie zabijesz?
Flash ASAP (As Soon As Possible - Mümkün Olduğunca Çabuk) En büyük öncelik.ASAP – popularny akronim wyrażenia as soon as possible, czyli „tak szybko, jak to możliwe”.
Ödül kabul konuşmasında "Bu çok, çok çabuk oldu ve söz veriyorum ki yetişeceğim." sözlerini kullandı.Dziękując za nagrodę, powiedział „To wszystko dzieje się bardzo, bardzo szybko, ale obiecuję, że nadgonię.”
Çabuk sinirlenir ve bu yüzden sık sık bağırır.Jest bardzo nerwowy i najczęściej mówi przez krzyk.
Nedeni, çabuk kurulmasından kaynaklanmaktadır.Wynikało to z pośpiechu w jakim były tworzone.
Burada genç yaşına rağmen ilk on birde çabuk yer edindi.Mimo młodego wieku od razu wywalczył sobie tam miejsce w pierwszej jedenastce.
Nehir çok çabuk kabarır, çok çabuk kurur.Jezioro kurczy się bardzo szybko.
Çabukça göründüğünden daha fazlası olduğunu kanıtladı.Szybko okazuje się, że jest ich więcej.
On beş yıl ne de çabuk geçmiştir...50 lat minęło...
Ve doktorlar yanıldılar, Brenna her bebek gibi sağlıklı çıktı, bir tek her şeyden çabuk korkuyordu.Grupa zaatakowała, ale troll szybko goił natychmiast wszelkie rany, I wszelkie ciosy tylko go spowalniały.
Hayvan yüzerken sistemik kalp etkin olmadığı için çabuk yorulur ve sürünerek ilerlemeyi yeğler.Serce układowe nie działa, kiedy zwierzę pływa, dlatego też mięczak szybko się męczy i preferuje pełzanie.
Bu işi nasıl yapacağının aşamalarını çok çabuk öğrenir.Niebawem dowiaduje się on na czym ma polegać jego zadanie.
Kurak bir bölgede, yağmur suyu yere çabuk batar.W suchych regionach, gdy nadchodzi deszcz, woda bardzo szybko wsiąka do gleby.
Çabuk öfkelenen ve katı disiplinli biri olarak ün yapmıştı.Szybko dał się poznać jako gorliwy i surowy inkwizytor.
Tanrı kudretli ve adildir, uyarıda ve affetmede çabuk davranır.Bóg jest święty, sprawiedliwy, wszystkowiedzący i miłosierny.
Düşen tüm paraları toplamak beceri ve çabukluk gerektirir.Wszystkie budowle z basztami, wymagają wielkiej i szybkiej naprawy.
Bu süreç çok çabuk gerçekleşir.Sytuacja wyjaśnia się szybko.
Gayet çabuk yazabilmek melekesine sahiptir.Potrafi bardzo szybko pisać na maszynie.
Çabuk cevabından şaşırmıştım.Byłem zdziwiony jej błyskawiczną odpowiedzią.
Çabuk buraya gel!Chodź tu szybko!
Seni çabuk öldüreceğim."Jag skall dräpa dig snabbt”.
Çok çabuk öğrenir.Den lär sig snabbt.
Yavrular ilk başta kör ve çıplaktır, ama çok çabuk büyürler.De är i början nakna och blinda men de utvecklas mycket fort.