çabalamak ile cümle

çabalamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Tom Mary'ye ayak uydurmaya çabalamaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up trying to keep up with Mary.
Akıntıya karşı çabalamak cesaret gerektirir.To strive against the stream requires courage.
Korku, seni çabalamaktan alıkoyan şeydir.Fear is what's keeping you from trying.
Çabalamak zorundaydık.We had to scramble.
Bu süreçte dayısının küçük oğlu Ali, müzikli saat alınması için çabalamaktadır.The dramatist's son Eddie Junior composed the music for the play.
Seninki, bu dünyanın çok daha fazla, ya da benim kendi olmak için çabalamaktadır var.I have striven to be Thine, more than to be this world's, or mine own.
"Mutluluk adına çabalamak = mutsuzluğa adım atmak.""Food shaping body, brains and environment," which I think is pretty good.
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...My keen knife skills, my efforts at making the beef base soup, and the fresh produce...
Lajcak, "Bu AB'nin tavrıdır ve Karadağ Avrupa'ya katılmak için çabalamaktadır," şeklinde konuştu."This is the stand of the EU, and Montenegro is striving towards integration with Europe," he said.
Ve sizinle bu rüyada başarılı olmak ve çabalamak istiyorum, sevgili hayranlarım!And I want to succeed and strive for a dream with you, dear fans!
Pek çok insan, çabalamaktan, çırpılmaktan ve tekrar çabalamaktan zevk alır. . . .Lots of people just enjoy scrambling on and being whisked off and scrambling on again....
Her zaman mükemmel olunmaz.Önemli olan çabalamaktır.Man kann nicht immer perfekt sein. Wichtig ist, sich zu bemühen.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Er leistete keinen Widerstand.
Vazgeçmeye çabalamak yerine bu halde kalmayı tercih edebilir.Autrement dit, mieux vaut essayer que de renoncer.
İyi bir sonucu ele alabilmek için, çabalamak gerek.Para obtener un buen resultado, hay que esforzarse.
Her zaman mükemmel olunmaz.Önemli olan çabalamaktır.Non si può essere sempre perfetti. L'importante è sforzarsi.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Не репрессировалась.
Ben başarının anahtarını bilmiyorum ancak başarısızlığın anahtarı herkesi hoşnut etmeye çabalamaktır.أنا لا أعرف مفتاح النجاح، لكن مفتاح الفشل هو محاولة ارضاء الجميع .
Sevgisini kazanmak için ise çok çabalamak gerek.Terá de lutar muito por esse amor.
Vazgeçmeye çabalamak yerine bu halde kalmayı tercih edebilir.Ela iria preferir acabar do que se comprometer.
Sevgisini kazanmak için ise çok çabalamak gerek.Zijn liefde moet je verdienen.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nie stawiał oporu.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nepodřídil se.
Sevgisini kazanmak için ise çok çabalamak gerek.Αν πρόκειται να απεικονίσεις την αγάπη, πρέπει να την αισθάνεσαι.
Sevgisini kazanmak için ise çok çabalamak gerek.ぼくはその愛に応えようと一心に努力している。
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nedal sa odradiť.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Šie nesipriešino.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Ta ei tahtnudki lõpetada.
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...A késhasználási képességem, a leveskészítési fáradozásaim, és a frissen készült végeredmény...
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...Καλό ψιλοκόψιμο και ένα απλό πιάτο με κρέας.
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...مقادير طازجة, والرغبة في صنع الحساء
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.affrighted女性をゆすります。 リージェントストリートはLascarsとマレー人にとって未知のものではありません。とボンベイで、アポログリーン、
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Aj v Broadway a Chestnut ulice, bude Stredomoria námorníci niekedy nestlačili předěšeni dámy.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Anche nella strade di Broadway e Castagno, marinai del Mediterraneo a volte si spingono le donne spaventate.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Auch in Broadway und Chestnut Straßen, wird mediterrane Seeleute manchmal drängen die erschreckten Damen.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Även i Broadway och Chestnut gatorna, Medelhavet sjömän kommer ibland trängs the förskräckta damerna.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Incluso en las calles Broadway y Castaño, los marinos del Mediterráneo a veces empujan a las damas asustados.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.I v Broadway a Chestnut ulice, bude Středomoří námořníci někdy nestlačil předěšeni dámy.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Jopa Broadway ja Chestnut kaduilla, Välimeren merimiehet joskus tönäisy the peljästykö hyvät.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Még Broadway és a Gesztenyés utca, mediterrán tengerészek néha lökdös the féljetek hölgyek.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Nawet w Broadway i Chestnut ulicach, śródziemnomorskiej marynarzy czasami trącać affrighted panie.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Ngay cả trong các đường phố Broadway và Chestnut, đi biển Địa Trung Hải sẽ đôi khi chen lấn phụ nữ affrighted.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Selv i Broadway og Chestnut gader, vil Middelhavet søfolk tider mase the forfærdede damer.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.도 브로드 웨이 밤 거리에서, 지중해 매리너스 때로는 것입니다 the affrighted 아가씨 밀다.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Tudi v Broadway in Chestnut ulicah, sredozemske mornarji včasih Laktati the affrighted dame.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Zelfs in Broadway en Chestnut straten, Mediterraan zeelieden zal soms dringen van de verschrikt dames.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Даже на Бродвее и каштановые улицы, средиземноморские моряки иногда затолкать испуганные дамы.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Дори в Бродуей и Кестен улиците, средиземноморски моряци понякога ще бутаница на уплашиха дами.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.Навіть на Бродвеї і каштанові вулиці, середземноморські моряки іноді заштовхати перелякані жінки.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.אפילו הרחובות ברודווי ו ערמונים, יורדי הים התיכון יהיה לפעמים להדחף הנשים affrighted.
Broadway ve Kestane sokaklarda bile, bazen Akdeniz denizciler affrighted bayanlar çekmeye çabalamaktadır.حتى في الشوارع برودواي وكستنائي ، والبحارة البحر الأبيض المتوسط ​​في بعض الأحيان تزاحم السيدات affrighted.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,Acest fapt m-a ținut pe fază zi-de-zi, când mă trezeam, pentru a face ceva interesant în acea zi.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,Dit heeft me echt aangezet om elke dag iets interessants te proberen doen.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,Ez tényleg erőt ad nekem minden nap, amikor felkelek, hogy megpróbáljak valami érdekeset kezdeni a napommal.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,Isto tem-me incentivado, no dia-a-dia, quando acordo, a tentar fazer algo de interessante com o meu dia.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,이것은 정말, 제가 잠에서 깨어날 때, 매일매일 저를 활기하게 해줍니다. 저는 하루를 재미있는 것을 하려고 노력하고 실제로 합니다.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,Naprawdę mnie to nakręca, żeby codziennie, kiedy wstaję rano spróbować zrobić coś ciekawego z moim dniem.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,Realmente, esto me ha impulsado día a día, cuando me despierto, a intentar hacer algo interesante con mi día.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,To mě skutečně povzbuzuje den co den když vstávám, abych se svým dnem zkusil udělat něco zajímavého.
Bu beni gerçekten uyandığımda, günümle ilgili ilginç birşey yapmaya çabalamak için günden güne güçlendirdi,Toto ma skutočne dennodenne povzbudzuje k tomu, aby som so sa pokúsil a so svojim dňom urobil niečo zaujímavé.

İlgili Sayfalar