Her halükârda öleceksen neden bu kadar çabalarsın ki?Γιατί να δουλεύεις τόσο σκληρά, αφού πρόκειται να πεθάνεις ούτως ή άλλως;
Her halükârda öleceksen neden bu kadar çabalarsın ki?Зачем выбиваться из сил, если все равно умрешь?
Her halükârda öleceksen neden bu kadar çabalarsın ki?لماذا تعمل بجد ما دمت ستموت على كل حال ؟
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.A cada estação, estes estilistas lutam para terem aquela ideia fantástica de que toda a gente vai gostar.
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.A ogni stagione, gli stilisti devono darsi da fare per tirare fuori quell'idea favolosa che tutti adoreranno.
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.Elk seizoen moeten designers moeite doen om het nieuwe briljante idee dat bij iedereen aanslaat, te bedenken.
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.매 시즌마다 디자이너들은 모든 사람들이 사랑할 만한 아이디어를 떠올려야 하기 때문에 애를 쓴답니다.
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.W każdym sezonie, projektanci głowią się nad nowymi, bajecznymi pomysłami.
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.בכל עונה, המעצבים האלה נאלצים להיאבק על מנת לצאת עם רעיונות מדהימים, שכולם יאהבו.
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.كل موسم، هؤلاء المصممين يكافحون للتوصل إلى فكرة جديدة رائعة يمكن أن يحبها أي شخص.
Her sezon herkesin seveceği süper bir fikirle ortaya çıkmak için çabalamak zorundalar.毎シーズンデザイナーは奮闘しなければなりません そして実はこれは
Herzaman yeterince güçlü inanır ve savaşırsam gerçekleşeceğini sandım. Çabalarım faydalı olmalıydı.Я всегда думала, . . ... что если верить во что-то и бороться за это, . . ... то можно всего добиться.
HIV: genel değerlendirme olumlu ancak yeni enfeksiyonlar çabaların sürdürülmesi gerektiğini gösteriyorHIV: celkové hodnocení kladné, avšak nové případy nákazy zdůrazňují nutnost pokračovat v úsilí
HIV: genel değerlendirme olumlu ancak yeni enfeksiyonlar çabaların sürdürülmesi gerektiğini gösteriyorHIV: evaluare global≤ pozitiv≤, îns≤ noile infec†ii subliniaz≤ necesitatea continu≤rii eforturilor
HIV: genel değerlendirme olumlu ancak yeni enfeksiyonlar çabaların sürdürülmesi gerektiğini gösteriyorHIV: θετική η συνολική εικόνα, αλλά οι νέες µολύνσεις υpiογραµµίζουν την ανάγκη για συνέχιση της piροσpiάθειας
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekAnstrengungen zur Begrenzung der Auswirkungen des Klimawandels verbessern die Luftqualität
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekAz éghajlatváltozás enyhítésére irányuló erőfeszítések nyomán javulni fog a levegőminőség
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekDe inspanningen ter bestrijding van klimaatverandering zullen de luchtkwaliteit verbeteren
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekDziałania na rzecz złagodzenia zmian klimatycznych doprowadzą do poprawy jakości powietrza
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekEforturile pentru minimizarea schimbărilor climatice vor duce la îmbunătăţirea calităţii aerului
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekGli sforzi per attenuare il cambiamento climatico miglioreranno la qualità dell’aria
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekIndsatsen for at afbøde klimaændringerne vil forbedre luftkvaliteten
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekInsatser för att bromsa klimatets förändring förbättrar luftkvaliteten
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekLos esfuerzos de mitigación del cambio climático mejorarán la calidad del aire
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekOs esforços para a redução das alterações climáticas irão melhorar a qualidade do ar
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekPrizadevanja za ublažitev podnebnih sprememb bodo izboljšala kakovost zraka
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekToimet ilmastonmuutoksen vaikutusten lieventämiseksi parantavat ilmanlaatua
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecekÚsilí o zmírnění změny klimatu zlepší kvalitu ovzduší
İklim değişikliğini hafifletme çabaları hava kalitesini iyileştirecek• βελτιωθεί η ενεργειακή αποτελεσματικότητα κατά 20% μέχρι το 2020.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Anh ấy làm việc, giúp đỡ mọi người tìm việc làm và cố gắng đưa các nguồn lực vào những vùng đang gặp khó khăn.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Azzal foglalkozott, hogy embereknek segített munkát találni és pénzt hozni szegény kerületekbe.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Er half Leuten bei der Arbeitssuche und bemühte sich um Gelder für ärmere Viertel.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Han jobbade med att hjälpa människor att finna jobb och med att få in resurser till utsatta bostadsområden.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Hij werkte, hielp mensen werk vinden, probeerde middelen naar achtergestelde buurten te brengen.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Jeho prácou bolo pomáhať ľuďom nájsť si prácu a snažiť sa priniesť prostriedky do problémového okolia.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.그는 사람들이 직업을 찾도록 도움을 주었고 어려움을 겪는 이웃들에게 힘이 되고자 노력했습니다.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Lavorava aiutando la gente a trovare un lavoro e cercando di portare risorse al vicinato in difficoltà.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Muncea, ii ajuta pe oameni sa-si gaseasca slujbe si sa incerce sa aduca resurse in cartierele nevoiase.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Pomagał ludziom szukać pracy i organizował zaopatrzenie dla biednych dzielnic.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Pomáhal lidem najít práci a snažil se přivést prostředky do zkoušených sousedství.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Trabalhava ajudando pessoas a encontrar empregos e a tentar trazer recursos para bairros problemáticos.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Він допомагав людям знайти роботу і постачав провізію у бідні райони.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Он работал, помогая людям в трудоустройстве и привлекая ресурсы в неблагополучные районы.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.Той работеше, помагаше на хората да си намират работа и да се опитат да внесат ресурси в бедни квартали.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.בעבודה שלו הוא סייע לאנשים למצוא עבודה וניסה למצוא משאבים שיושקעו בשכונות שנתונות במאבק.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.لقد عمل، في مساعدة الناس في العثور على وظيفة ومحاولة إيجاد موارد للأحياء التي تعاني.
İnsanların iş bulmalarına yardım etmek için çalışıyordu, çabalayan muhitlere kaynak sağlamaya çalışıyordu.困っている人達を手助けしたりしていました コミュニティセンターの住人に話した時
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Acolo oamenii se luptă să împiedice companiile de petrol să construiască drumuri în pădurile lor.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Där dessa människor kämpar för att försöka hålla oljebolagen, och vägbyggandet borta från sina skogar.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Deze mensen strijden daar om de oliemaatschappijen en de wegen buiten hun bossen te houden.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Dove questa gente lotta per tenere le compagnie petrolifere e le strade lontano dalle loro foreste.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Ezek az emberek azért küzdenek, hogy távol tartsák az olajtársaságokat és az utakat az őserdőjüktől.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.그곳에서 이들은 정유회사와 도로확장으로 숲을 지켜내기 위해 싸우고 있습니다.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Onde estas pessoas estão a lutar para manter as petrolíferas e as estradas longe das suas florestas.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Tam ci ludzie walczą, by firmy wydobywcze i drogi nie wdarły się w ich las.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Tito lidé se snaží zabránit tomu, aby ropné společnosti a nové silnice pronikly do jejich lesů.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Звідти, де люди боряться за те, аби не пустити нафтові компанії і дороги в свої праліси.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.Там, където тези хора се борят да спрат петролните компании и да пазят пътищата далеч от техните гори.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.במקום שבו האנשים נלחמים כדי לדאוג שחברות הנפט, ולדאוג שהכבישים ישארו מחוץ ליערות שלהם.
İnsanların petrol şirketlerini ve sokakları, ormanlarından uzak tutmak için çabaladıkları yerdeydim.حيث يناضل هؤلاء الناس في محاولة لإبعاد شركات النفط، والطرق، بعيدا عن غاباتهم.