Saat sabahın üçü fakat ben tamamen uyanığım ve çabalasamda uyuyamadım.It's already 3 a.m., but I'm wide awake and couldn't fall asleep if I tried.
Tom odaklı kalmak için çabaladı.Tom struggled to stay focused.
Tom Mary'nin yolundan çekilmek için çok çabaladı.Tom tried very hard to stay out of Mary's way.
Tom dik oturmak için çabaladı.Tom struggled to sit up.
O bir çözüm bulmak için çabalamalı.He must strive to find a solution.
Apple güzel donanım tasarlamak için çok çabaladı.Apple tried hard to design beautiful hardware.
Çabaların için teşekkür ederim.Thank you for your efforts.
Tüm çabaların boşunaydı.All your efforts were in vain.
Tom daha çok çabalasaydı başarırdı.Tom would've succeeded if he'd tried harder.
Çabalarını takdir ediyorum.I appreciate your efforts.
Tom daha çok çabalasaydı bunu yapabilirdi.If Tom had tried harder, he would've been able to do it.
Tom nasıl hissettiğini ifade etmek için çabaladı.Tom struggled to express how he felt.
Çabalarına rağmen, başaramadılar.Despite their efforts, they didn't succeed.
Tom geçimini yapmak için çabaladı.Tom struggled to make ends meet.
Tom başarısızca gülümsemeye çabaladı.Tom tried, unsuccessfully, to smile.
Şimdiye kadar çabalarım beyhudeydi.My efforts have been futile thus far.
Korku, seni çabalamaktan alıkoyan şeydir.Fear is what's keeping you from trying.
Tom, Meryem'i unutmak için ne kadar çabalasa da yapamadı.As much as Tom tried to forget Mary, he couldn't.
Tom biraz daha çabalasaydı kazanabilirdi.Tom could've won if he'd tried a little harder.
Onlar çabalarıma değer verdi.They valued my efforts.
Tom sınıf arkadaşlarına ayak uydurmaya çabaladı.Tom struggled to keep up with his classmates.
Ben nefesimi tutmaya çabalarken dalgalar beni şiddetle ileri geri fırlatıyordu.The waves were tossing me viciously to and fro as I struggled to hold my breath.
Büyük başarılar sürekli çabalar nedeniyledir.Great successes are due to constant efforts.
Sizin çabalar başarısızlığa mahkumdur.Your efforts are condemned to failure.
Hükümet cehaleti ortadan kaldırmak için ortak çabalar sarf etmiştir.The government has made joint efforts to eradicate illiteracy.
Biz hepimiz kendi aramızda ve hayvanlara karşı eşitlik için çabalamalıyız.We should all strive for equality amongst ourselves and towards animals.
Yardım istemeden önce ne kadar çabaladın?How long did you flounder around before you asked for help?
Başarısızca onu ikna etmek için çabaladım.I tried unsuccessfully to persuade her.
Mary tek bir anne olarak Tom'u büyütmeye çabaladı.Mary struggled to raise Tom as a single mother.
Tom ayak parmaklarına dokunmak için çabaladı.Tom struggled to touch his toes.
Şirket ayakta kalabilmek için çabaladı.The company scrambled to stay afloat.
Onların çabalarına gerçekten minnettarız.We really appreciate their effort.
Onların çabaları gözlerden kaçtı.Their efforts didn't go unnoticed.
Çabalarımızı iki katına çıkarıyoruz.We're redoubling our efforts.
Çabalarımızı takdir ettiler.They appreciated our efforts.
Çabalamak zorundaydık.We had to scramble.
Çevrecilerin çabalarına rağmen bölgenin ormansızlaşması devam ediyor.Despite the efforts of environmentalists, the deforestation of the region continues.
Tom'un çabaları başarısızdı.Tom's efforts were unsuccessful.
Benim çabalarım ödüllendirildi.My efforts were rewarded.
Sami konuşmak için çabaladı.Sami struggled to talk.
Çabaları ödüllendirilmişti.His efforts were rewarded.
Müze, uzun yıllar boyunca insan penisi elde etmek için çabaladı.For many years, the museum sought to obtain a human penis.
NGA Earth internet sitesi bu çabaların merkezi bir kaynağıdır.NGA's Earth website is a central source of these efforts.
Bununla birlikte, Mao Zedong 1976'da öldükten sonra, bu çabalar geri ölçeklendi.However, after Mao Zedong's death in 1976, these efforts were scaled back.
Sendikaları zayıflatma çabaları de imajına zarar verdi.Efforts to weaken unions also hurt his image.
1970'lerden beri çabalar çok daha etkili olmuştu.Since 1970, the efforts have been much more effective.
Yine de kişi, tamamen tükenmeden kaçınmak için, öz- kontrol çabalarını azaltır.Still, one reduces his self-control efforts to avoid complete exhaustion.
Dünya onun bu çabalarını 50 yıl sonra, 1988'de öğrendi.The world found out about his work over 50 years later, in 1988.
Şirketin personelinin çabalarının ötesinde, fabrikalarda ve diğer tesislerde çok az şey çalışıyordu.Beyond the efforts of the company's staff, very little was functioning in the factories and plants.
Diğer taraftan, imparatoru devirme çabaları öğrenciler ve eğitimli sınıf arasında desteğe sahipti.Nonetheless, the effort to depose the emperor had support among students and the educated classes.
Harcamayacağım günleri, onları uzatmaya çabalayarak.I shall not waste my days in trying to prolong them.
Rishon Modeli bu alandaki tipik çabaları göstermektedir.The Rishon model illustrates some of the typical efforts in the field.
OLPC doğrudan tüketicilere doğrudan reklamda bulunmaz, bunun yerine toplama çabalarına odaklanır.OLPC no longer advertises direct to consumers, focusing instead on fundraising efforts.
Filmin oyuncu ve ekibinin birçok üyesi Wright'ın sonraki yönetmenlik çabalarına katıldı.Many members of the film's cast and crew joined Wright in his later directorial efforts.
Her iki taraf da Wehmacht yardım çabalarının kritik bir aşamaya geldiğinin farkındaydı.Both sides realized that the Wehrmacht relief efforts had reached a critical stage.
Kredi eksikliği, eski devlet tarım arazilerini satma çabalarını engellemektedir.Lack of credit is hampering efforts to sell former state farmland.
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.The Soviet Union responded by increasing efforts to develop its own atomic bomb.
Çamur akıntısı, Bacolor‘daki Barangay Cabalantian’daki yüzlerce insanın ölümüne sebep oldu.These mudflows killed hundreds of people in Barangay Cabalantian in Bacolor.
Her iki grup da çabalarını tek bir “Detektör Grup“ oluşturmak için birleştirmeye karar verdiler.The two decided to merge their efforts into a single "Detector Group".
Osakabe, Matahara Net ile kadının güçlenmesini teşvik etmek için çabalarını sürdürüyor.Osakabe continues her efforts with Matahara Net promoting the empowerment of women.