Onun başarısı, onun çabalarının sonucudur.Her success is the result of her efforts.
Onun çabaları meyvesini verdi.Her efforts bore fruit.
O çabaladı.She tried.
O, çabalarını İngilizce konuşmayı öğrenmeye yöneltti.She directed her efforts at learning to speak English.
Ağlamamak için boş yere çabaladı.She tried in vain not to cry.
O, bizim çabalarımızı doğru yönde yönlendirdi.She steered our efforts in the right direction.
O, sınavı geçmek için çok çabaladı.She exerted herself to pass the examination.
Aklını şüphelerden temizlemek için çok çabaladı.She tried hard to clear her mind of doubts.
Tüm çabalarına rağmen o başarılı olmadı.For all her efforts, she didn't succeed.
O kalkmak için çabaladı.She struggled to get up.
Tom'un bir giyim mağazası açma çabaları boşa gitti.Tom's efforts to open a clothing store went up in smoke.
Çabalarımızı birleştirirsek bunu bitirebileceğiz.If we unite our efforts, we will be able to finish this.
Ne kadar çok çabalarsam çabalayayım asla onunla aynı seviyeye gelemem.No matter how hard I try, I will never be able to catch up with him.
Ne kadar çok çabalarsam çabalayayım, onu, onun yapabildiğinden daha iyi şekilde yapamam.No matter how hard I try, I can't do it any better than she can.
Sanırım ona yardım etmek için tüm çabalarım sadece benim zaman kaybım olacak.I think all my efforts to help her will just be a waste of my time.
Açıkçası senin kendi çabalarınla hayatta ilerlemen gerektiğini kabul ediyorum.Obviously I agree that you should advance in life through your own efforts.
Çabalarınız takdir edilmeli.Your efforts should be appreciated.
Elinden geldiğince sıkı çabala.Try as hard as you can.
O ne kadar çok çabalarsa çabalasın, onu memnun edemedi.No matter how hard she tried, she couldn't please him.
Tom'un çabaları ödüllendirildi.Tom's efforts were rewarded.
Tom kazadan sonra tekrar yürümek için çabaladı.Tom struggled to walk again after the accident.
Tom tepeye tırmanmak için çabaladı.Tom struggled to climb to the top.
Kendi çabaları ve biraz şans sayesinde, o, yarışmada birincilik ödülünü kazandı.Through his own efforts and a bit of luck, he won first prize in the contest.
Ne kadar çok çabalarsam çabalayayım ailemin gereksinimlerini elde etmeyi başaramıyorum.No matter how hard I strive, I fail to achieve my parents' requirements.
Çabalarınızdan bir şey çıkmadı.Your efforts came to nothing.
Halk Roosevelt'in reform çabalarını övdü.The public praised Roosevelt's reform efforts.
Gözyaşı akıtmamak için çabaladı.She tried not to shed a tear.
Ne kadar çabalarsam çabalayayım bir yerli gibi sesletim yapacağımı sanmıyorum.I don't think I'll ever sound like a native speaker no matter how much I try.
Çabalarımın işe yarayıp yaramayacağını merak ediyorum.I wonder if my efforts will pay off.
Tom Mary'ye daha çok çabalamasını söyledi.Tom told Mary to try harder.
Tom biraz daha çok çabalasaydı, yarışı kazanabileceğini düşünüyor.Tom thinks that if he had tried a little harder, he could have won the race.
Tom Mary'ye ayak uydurmaya çabalamaktan vazgeçmeye karar verdi.Tom decided to give up trying to keep up with Mary.
Onun çabaları nedeniyle başardık.Our success was due to his efforts.
Başarımız onun çabaları nedeniyle oldu.Our success was due to his efforts.
Onun çabalarına hayranım.I admire her efforts.
Bütün çabalarının nafile olduğunu anladı.He found that all his efforts amounted to nothing.
Ne kadar çabalarsam çabalayayım önemi yok, Ken ona yapmasını söylediğim şeyi yapmadı.No matter what I tried, Ken wouldn't do what I told him to do.
Daha iyisini yapmak için çabalamalıyız.We must strive to do better.
Çabaların anlamsız.Your efforts are futile.
Ona yardım etmeye çabaladım.I tried to help him.
Bütün çabalarım boşunaydı.All my efforts were in vain.
Ben çabalarım için ödüllendirildim.I was well rewarded for my efforts.
Bana yardım etme çabalarını takdir ediyorum.I appreciate your efforts to help me.
Akıntıya karşı çabalamak cesaret gerektirir.To strive against the stream requires courage.
Tom daha çok çabalar.Tom tries harder.
Tom'u bir şey yapmasını ikna etmeye çabalamayı durdurmaya karar verdim.I decided to stop trying to convince Tom to do anything.
Raporu zamanında bitirtmek için daha çok çabalamalıydım.I should've tried harder to get the report finished on time.
Tom'u durdurmak için daha çok çabalamalıydım.I should've tried harder to stop Tom.
Daha çok çabalamalıydım.I should've tried harder.
O, bağış toplama çabalarından sorumluydu.He was in charge of the fundraising efforts.
Çabalarınız bir gün meyve verecek.Your efforts will one day bear fruit.
Tom çabalarımızı destekledi.Tom encouraged our efforts.
Tüm CPR çabaları başarısız oldu.All the CPR efforts have failed.
Bütün canlandırma çabaları başarısız oldu.All the resuscitation efforts have failed.
Çabala ve meşgul görün.Try and look busy.
Beni rezil etmek için çok çabaladın, değil mi?You've tried so hard to put me to shame, haven't you?
Ona yardımcı olma çabalarımın sadece bir zaman kaybı olduğundan korkuyorum.I'm afraid that my efforts to help her are just a waste of time.
Daha çok çabala.Try harder.
Bütün çabalarına rağmen sınavda başarısız oldu.In spite of all his efforts, he failed the exam.
Tom bana neden bir ehliyet almaya çabalamadığımı sordu.Tom asked me why I never tried to get a driver's license.