Araştırma ve geliştirme çabaları ülke ekonomisinin ayrılmaz bir parçasını oluştur.Các nỗ lực nghiên cứu và phát triển tạo thành một bộ phận không thể thiếu của kinh tế Đức.
Hiçbir iyileştirme çabaları sonuç vermedi.Các phương pháp cứu chữa đều không đem lại kết quả.
Enerji tasarrufu, enerji tüketimini azaltmak amacıyla yapılan çabalar anlamına gelir.Bảo tồn năng lượng đề cập đến nỗ lực để giảm tiêu thụ năng lượng.
Dini gruplar, reklamları yasaklatmak için çabaladı Pepsi ürünlerini boykot etti.Các Giáo hội đưa ra mong muốn hủy bỏ đoạn quảng cáo và tẩy chay sản phẩm của Pepsi.
Kulübün arması modernleştirme ve yeniden markalaştırma çabaları için birkaç kez değiştirilmiştir.Biểu trưng của câu lạc bộ đã được thay đổi một vài lần để mang lại thương hiệu và hình ảnh mới.
İlk sırada olmasına ve çok çabalamasına rağmen işi almayı beceremez.Nhưng cuối cùng dù có làm gì, làm việc chăm chỉ đến đâu, ông vẫn không thành công.
Daha sonraları Ali Selahattin Bey'in de çabalarıyla okul tekrar açıldı.Hết buổi học, mặt thầy Hamel tái đi.
Bununla beraber, Stoacılar, çoktanrıcılıktaki gerçeği savunmaya çabaladılar.Ngoài ra, đình Phương Thượng còn giữ gìn được những đồ thờ có giá trị nghệ thuật.
Çabalarımız sonucunda dava açılmış fakat büyük kamuoyu desteğine ihtiyaç duymaktayız.Bị kết án, nhưng ông vẫn được dân Tiệp Khắc ủng hộ.
Ancak bu çabalar sonuç getirmez.Tuy nhiên, nỗ lực này không mang lại kết quả nào.
NGA Earth internet sitesi bu çabaların merkezi bir kaynağıdır.Internet Mail 2000 là một trong những bản dự thảo đề cập đến vấn đề này.
Karşılamaya yönelik çabalar karışıklıklar doğurmuştur.Các cuộc tấn công có kết quả hỗn hợp.
Alman sevgilisinin ve oğlunun çabaları sonucu serbest kalana kadar, üç ay boyunca, hapishanede kaldı.彼女はドイツ将校の恋人と息子との協調的な努力により首尾良く解放されるまでは3ヶ月獄中で過ごした。
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.恒久的開拓地を造ろうとした初期の試みは失敗した。
Müze, uzun yıllar boyunca insan penisi elde etmek için çabaladı.長年にわたり、同館はヒトの陰茎標本の入手に向け努力していた。
İnsandaki tanrısal ruh, bedende (soma) bir mezarda (sema) gibi hapistir, öte dünyaya kavuşmaya çabalar.何と云はうか、人間としての義務(つとめ)において、神であらせられるべきだつた。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.「こんなこともあろうかと」と言うチャンスを常に狙っている。
Bugüne kadar, aynı teknikler kullanılarak yerçekimini anlatma çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı.同様の理論を用いて重力を記述する試みは現在のところ成功していない。
Sevgisini kazanmak için ise çok çabalamak gerek.ぼくはその愛に応えようと一心に努力している。
III. Napolyon’un çabaları sonucu Meksika tahtı Maximilian’a teklif edilir.ナポレオン3世の圧力を受けて、帝冠はマクシミリアンに差し出された。
Film, Thomas'ın cinayeti kanıtlama çabalarıyla devam eder.本作ではトーマスを見つけようと尽力する。
Ama sonra kendimi bıraktım; çünkü ne kadar çabalarsan çabala sesine gem vuramıyorsun.努力しても、努力しても、鳴かず飛ばず。
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.整備不良で当初は全く動かなかった。
Dreyfus'un suçsuzluğunu kanıtlama çabalarını 1906'da aklanmasına değin sürdürdü.結局ドレフュスの無実が確定したのは1906年ことであった。
Buradaki amaç; çabalarının varlıkların hepsinin yararına olduğunu göstermektir.自然よ、あなたの季節がもたらすものは皆私にとって実りある。
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.また、藩校の博文館をさらに拡張した。
(Yeni Çabalar), 125.享年125。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.印刷工場と庭園を舞台にしたゾーンだが、外部は雪で覆われている。
Çabaları sonucunda Neuchâtel Üniversitesi bilimsel araştırmada önde gelen kurumlardan biri hâline gelmiştir.それにより、フラクタルの先駆的な研究のひとつとみなされるようになった。
Gandi Britanyalıların Hintleri askere alması için çabaladı.ホジソンは英印軍のためにグルカ兵を雇うことを提案した。
Gelirleri olabildiğince eşit hale getirmek için çabalamalıyız.出来るだけインを攻めるのがコツ。
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.虽然丹尼尔试图妥协,他父亲至死不愿和解。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.腊月里,冰雪天,地保衙役都摧钱。
Bu çabaları meyve verdi; 1952’de on bir ülke temsilcisiyle CERN’i kurmak için bir araya geldi.這項努力得到了成果;十一個國家的代表於1952年共同創建了歐洲核子研究組織(CERN)。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.张祎行义自始至终,都像这样。
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.苏联加快了制造原子弹的节奏。
Ama yine bu çabalarının hepsi boşa gitti.但他的努力最终都白费。
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.卫生设施的目的是,通过提供清洁的环境,来保护人类健康。
Ancak kısa süreli paganizmi diriltme çabaları ölümüyle sona ermiştir.太祖常欲大用之,為惟庸黨所脅,墮井死。
Matematik felsefesi, matematiği anlama çabalarını sınıflandırmaya çalışan bir felsefe dalıdır.数学哲学是哲学的一个分支,研究数学中的哲学问题的学科。
Kar, buzu bir insana dönüştürmeyi öğrenmek için çabalamaya başlar.忍法‧雪人變化 將自己變為雪人的忍法。
Son yıllarda sürekli 3. Lig için çabalamış fakat bir türlü çıkamamıştır.过去四十三年我见过许多尸体,但没有一具像这样。
Ama yine bu çabalarının hepsi boşa gitti.그러나 이런 모든 노력은 헛된 것이었다.
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.또한 이에 대한 고민과 대안도 지속적으로 제시되고 있다.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.그는 또한 클럽의 인원들에게 선수들의 집에서 취침 점호도 하였다.
Aynı dönemde Seyfert galaksiler için spektrofotometrik verileri toplamak amacıyla, çabalar yapılmıştır.같은 기간에 세이퍼트 은하에 관한 분광광도 데이터를 수집하기 위한 노력이 이루어져 왔었다.
Sacramento kenti İsviçre göçmeni olan John Sutter ve James W. Marshallın çabaları sonucunda kurulmuştur.새크라멘토는 스위스 이민자 존 서터와 제임스 W. 마셸의 노력 때문에 도시가 되었다.
Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 $ daha gereklidir.대형로펌은 초임은 50,000 달러이며, 능력에 따라 100,000 달러(1억원) 이상을 지급하기도 한다.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.나는 죽기 위하여, 여러분은 살기 위해서.
Bu kamu görüşü kimyasal silahların yasaklanması yönünde çabaların artmasına sebep oldu.바로 이를 생화학 무기로 악용할 가능성에 대한 우려의 목소리가 높아지고 있다.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.1184년 초 보두앵은 시빌라와 기가 맺은 혼인을 무효화 시키려고 하였다.
1976'dan 1981'e kadar günlük çabalarıyla Little Miss serisi çıkmaya başladı.1976년까지 그는 이 작업을 마무리 하고 1981년에 들어 Little Miss 시리즈의 책을 출판했다.
O şekilde araç doğrudan hastaneye yönlenmiş ancak Kennedy tüm çabalara karşın kurtarılamamıştır.이 계획에 따라 전쟁을 수행하기로 했지만, 몰트케는 보급 문제를 도저히 등한시할 수가 없었다.
Şu anda, bu kaplanları 2008 yılında vahşi doğaya salma amaçlı yetiştirme çabaları vardır.참고로, 초록뱀 미디어는 2008년에 일지매를 드라마로 제작한 적이 있다.
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.하지만 첫 음반을 내는 과정은 순탄하지 않았다.
Fakat onun çabaları başarısızlıkla sonuçlandı.그러나 이러한 그의 노력은 실패로 끝마쳤다.
Akut bronşitte antibiyotik kullanımını azaltma çabaları vardır.급성 기관지염의 치료에서 항생제 사용을 줄이려고 노력을 기울이고 있다.
Şah karşı koymaya kalkıştı, fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.그들은 교회가 유대인들을 대변할 것을 재촉했지만, 그러한 그들의 노력은 별로 성공적이지 못했다.
Şarkı birkaç farklı şey hakkında – benim çabalarım hakkında, şöhret mi istiyorum sevgi mi?השיר מדבר על כמה דברים שונים - על המאמצים שלי, האם אני רוצה תהילה או אהבה.
Her iki grup da çabalarını tek bir “Detektör Grup“ oluşturmak için birleştirmeye karar verdiler.השניים החליטו לאחד את מאמציהם ל"קבוצת גלאי" אחת.