Film, Thomas'ın cinayeti kanıtlama çabalarıyla devam eder.Sie verriet Thomas ihre Beweggründe für den Mord.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.In blutigen Kämpfen versuchen sie, das Volk zu schützen.
Ama yine bu çabalarının hepsi boşa gitti.Doch alle Bemühungen blieben vergebens.
Bununla birlikte, Mao Zedong 1976'da öldükten sonra, bu çabalar geri ölçeklendi.Der Tod von Mao Zedong im Jahr 1976 brachte jedoch wieder Bewegung in die Sache.
Yerli köylü kendi çabalarınca çok küçük çapta arıcılık yapmaktadır.Der Wirt schlägt sie bei jedem noch so kleinen Fehler.
Bu yüzden çabalamayı keser.Aber der Versuch mißlingt.
Tüm çabalarına rağmen ataması yapılmadı ve Antalya'da kaldı.Trotz ihres wissenschaftlichen Namens kommt sie nicht in Chile vor.
Ancak bir "önemsiz" teori tutarsızlıkları gibi, LHC'de deney çabaları erişilebilir olabilir.Kontroverse um mögliche Gefahr durch Experimente am LHC.
Bu gençlerin çabaları şehrin bütün semtlerinde büyük destek görmüştür.Alle diese Partnerschaften erfreuen sich großer Unterstützung innerhalb der Gemeinde.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Seine Ernennung soll vor allem wegen seiner im Krieg geleisteten Dienste erfolgt sein.
1913’te Estonya halkının kendi çabalarıyla inşa edilmiştir.1921 optierten sie für die estnische Staatsangehörigkeit.
2005 yılında kendi çabalarıyla, doğduğu kente Baksi Müzesini kurdu.Bis zum Jahr 2005 leitete er das 1991 gegründete Heimatmuseum Seelze.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Trotz Daniels Versöhnungsversuchen blieb es beim Bruch zwischen ihm und seinem Vater.
Tüm suçlama ve eleştiriler "yabancıların ülkemize müdahale çabaları" söylemiyle geçiştirilmeye çalışılıyordu.Ein anderer Kritiker nannte den Besuch „ausländische Intervention in unsere inneren Angelegenheiten“.
Yunanistan ile birleşme çabalarını gerçekleştirme (Enosis).Sie befürwortete den Anschluss Zyperns an Griechenland (Enosis).
Ne var ki, Fransızların bölgeyi yerleşime açma çabaları başta sonuç vermedi.Durch diese Maßnahmen waren die Franzosen anfangs bei der Bevölkerung nicht unbeliebt.
Bu da, Müttefiklerin Japon savaş esirleri ve sivilleri besleme çabalarını daha da zor bir hale getirdi.Das japanische Militär setzte asiatische Zivilisten und Kriegsgefangene zur Zwangsarbeit ein.
Orfeo'nun tüm çabaları Eurydice'i eski aşığının gazabından korumaya yetmez.Orfeo selbst gibt seinem Schmerz über den Verlust seiner Geliebten Eurydice Ausdruck.
Alternatif endüstri geliştirme çabaları vardır.Ein Ansatz zur Entwicklung alternativer Strukturen.
İlk albümleri 5 Songs'u kendi çabalarıyla 2001'de çıkardılar.2001 veröffentlichte die Band ihr erstes Album 5 Songs selber.
Çabaların büyük bir kısmı kumandasız topçu roketi yapmak üzerineydi.All diese Komplexe verfügten über ungelenkte taktische Raketen.
Rishon Modeli bu alandaki tipik çabaları göstermektedir.Le modèle Rishon illustre certains efforts typiques dans le domaine.
Çabalarına rağmen, V. İoannis ve oğulları Teodore ile Manuil aynı yılın ekim ayında hapsedildiler.Malgré ses efforts, son mari et ses fils Théodore et Manuel sont emprisonnés en octobre de la même année.
Ama çabalarının başarısını Tucholsky göremedi.Tucholsky n'a pas vécu le succès de ses efforts.
Şarkı birkaç farklı şey hakkında – benim çabalarım hakkında, şöhret mi istiyorum sevgi mi?La chanson concerne plusieurs thèmes distincts – il s’agit de ma lutte, je veux la gloire ou je veux l’amour ?
Çabalarını "Günahtan Arınma" konusuna yöneltmişler, ancak Günahın asıl nedeni konusunda yetersiz kalmışlardı.Les siens se débandèrent ; il fut grièvement blessé, et ne parvint qu’avec peine à échapper à ses vainqueurs.
Avusturya'da Rothschildlerin çabaları çabuk sonuç verdi.C'est dans l'Empire d'Autriche que l'action des Rothschild porte en premier ses fruits.
Vazgeçmeye çabalamak yerine bu halde kalmayı tercih edebilir.Autrement dit, mieux vaut essayer que de renoncer.
Ömer Muhtar'la görüşme çabaları sonuçsuz kaldı.Les tentatives d'identification du Maître des demi-figures sont toutes restées infructueuses.
Bu çabaların bazılarında başarılı oldu.Certaines de ces tentatives réussirent.
Bizanslıların çabalarına rağmen, Sasaniler duvarlara yaklaşıp ve gedik açmayı başardılar.Malgré les efforts des Byzantins, les Perses parviennent à s’approcher des murs et à créer une brêche.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.Les premiers mois de l'année 1184 virent le roi tentant d'annuler le mariage de Guy et de Sibylle.
Bu çabalar da köye bir girdi meydana getirmemektedir.Cette déviation ne traverse aucun village.
İmparator bundan sonra otoritesini yeniden kurmaya çabaladı.Le Sénat crut le moment venu de rétablir son autorité.
Çabalar sonuç verecek ve 1918 yılında Çekoslovakya bağımsız olacaktır.En 1918, la Tchécoslovaquie devient indépendante.
Aylar süren bu çabalar netice vermedi.Pendant plusieurs mois, ils ne furent plus inquiétés.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Il est décoré pour son engagement dans la guerre de la libération.
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.Ce rapport montre comment les Américains avaient fait pour réussir à construire leurs bombes atomiques.
Katil cesedi saklamak için ciddi çabalar sarf etmişti.Il leur faut maintenant cacher le cadavre.
Köylüye yardım etmek için çabalar.Le joueur doit aller aider les villageois.
Kasım Anayasası'nı yürürlükten kaldırma çabaları sonuçsuz kaldı.Les projets de préparation à la carrière politique vont échouer.
Rinaldo’nun tüm bu çabalarına rağmen Medici ailesi 1434 yılında Signoria’ya (senyörlük yönetimi) seçildi.Rinaldo gouverna jusqu'au rappel des Médicis en 1434.
Ancak 1920`li yıllardan itibaren Lazcayı yazılı bir dil haline getirme çabaları görülmeye başlandı.Au début des années 1920, il fut proposé d’adopter l’espéranto comme langue de travail.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.Il demande donc à l'Assemblée le doublement du nombre des membres.
Günümüzde bu türden yararlanarak çağdaş ve yerli bir tiyatro yaratma çabaları da sürüp gitmektedir.Il se voit participer à la création d'un Tibet nouveau et moderne.
Agrippina'nın Nero'yu Acte'den ayırma çabaları sonuçsuz kalmış ve Nero ona daha fazla bağlanmıştır.Les efforts croissants d’Agrippine pour les séparer ne fait qu'accroître l’attachement de Néron.
Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 $ daha gereklidir.Elle empoche donc les 250 000 $, contre 50 000 $ pour lui.
Adanın valisi Yusuf Paşa arama emri verdiyse de birkaç gün süren çabalar sonuç vermedi.Le gouverneur de l'île, Yousouf Pacha, lance des recherches, qui restent vaines plusieurs jours.
( Olgun kişi her şeyin iyisi için çabalar. )(Will Works Out) Tout ça pour un job !
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.La protection de l'eau est l'effort humain de garder l'eau.
Çok çabalasan bile, bunu elde edemeyeceksin.Aunque hagas un gran esfuerzo, no serás capaz de conseguirlo.
Yıllar süren hüsranlardan sonra, nihayet çabalarım meyve verdi.Tras años de frustraciones, finalmente mi esfuerzo ha dado frutos.
Onun bütün çabaları boşa gider.Todos sus esfuerzos son en vano.
Onun bütün çabaları beyhude.Todos sus esfuerzos son inútiles.
Çabalarını takdir ediyorum.Aprecio tus esfuerzos.
İyi bir sonucu ele alabilmek için, çabalamak gerek.Para obtener un buen resultado, hay que esforzarse.
Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.A pesar de estos esfuerzos, se reportó que el árbol sufrió un gran daño durante una tormenta de nieve en 1907.
Sendikaları zayıflatma çabaları de imajına zarar verdi.Los esfuerzos para debilitar los sindicatos también perjudicó su imagen.
Spor yaşamı sona erdikten sonra Thorpe ailesini geçindirmek için çabalamıştır.Después del final de su carrera deportiva, Thorpe tuvo dificultades para mantener a su familia.
Bir ülke ilk defa bağımsızlığını kazandığında, iki süpergüçten bir tanesi ile ittifak kurmaya çabalamıştır.Cuando un país se independizó por primera vez, se esperaba que se alineara con una de las dos superpotencias.