çabalıyor ile cümle
çabalıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.We vechten voor een verenigd woord, maar hebben een verenigde beweging.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Αγωνιζόμαστε για έναν ενωμένο κόσμο, αλλά τα καλά νέα είναι ότι έχουμε ένα ενωμένο κίνημα.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Ми боремося за те, щоб світ був єдиним, але хороша новина в тому, що ми маємо об'єднувальну камранію.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Мы боремся за то, чтобы мир был един, но наша кампания объединяет сама по себе.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Als de concurrent besluit om iets te patenteren, strijden wij om het vrij te krijgen.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Atunci când un competitor are de gând să realizeze ceva proprietar, noi ne luptăm pentru a-l elibera.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Ha egy versenytársunk valami védett dolgot készít, mi arra törekszünk, hogy felszabadítsuk azt.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Ketika perusahaan saingan membuat sesuatu yang tertutup, kami berusaha untuk membuatnya gratis.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Kiedy inni planują uczynienie czegoś zastrzeżonym, my staramy się to uwolnić.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.경쟁자들이 독점적인 방법을 따라갈 때 우리는 자유를 더 중요하게 생각합니다.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Ko se tekmeci poskušajo česa polastiti, poskušamo stvari osvoboditi.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Lorsqu'un concurrent songe à rendre quelque chose propriétaire, nous nous efforçons de le libérer.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Quando i competitori creano qualcosa di proprietario, noi ci sforziamo di renderlo gratuito.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Quando um competidor considera fazer algo proprietário, nós lutamos para fazê-lo livre.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Siinä, missä kilpailijat suunnittelevat tekevänsä jostain omisteista, me pyrimme vapauttamaan sen.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.Wenn ein Mitbewerber überlegt, etwas proprietär zu machen, versuchen wir, es zu befreien.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.כאשר מתחרה שוקל לעשות משהו קנייני, אנחנו שואפים לשחרר אותו לחופשי.
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.عندما يحاول المنافسين صنع شيء تحت ملكيتهم نحن نسعى جاهدين لجعله حرا
Bir rakibimiz kendine has bir şey geliştirmeye karar verirse... ...biz onu özgür bırakmak için çabalıyoruz.我々は一般公開したり、自由にさせたいです。 また、他ではほとんどの製品や技術開発は
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.A na oplátku jsme se je jen snažili celou dobu zabít.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.A na oplátku, sme sa ich, po celú tú dobu, pokúšali zbaviť.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.A w zamian za to, po prostu staraliśmy się je powybijać.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.E per ricompensa, noi cerchiamo in continuazione di ucciderle.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.És cserébe mi egyfolytában próbáljuk kiirtani őket.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Et en retour, nous essayons de les anéantir tout le temps.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.In ruil daarvoor probeerden we hen de hele tijd te doden.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Ja vastapalvelukseksi yritämme tappaa ne kaiken aikaa.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.그 보답으로 우리는 그들을 죽이려고만 했고요.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Och i gengäld försökte vi bara hela tiden döda dem.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Og til gengæld, prøvede vi bare på at dræbe dem hele tiden.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Sebagai balasannya, kita mencoba membunuhnya setiap saat.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Si, in schimb, noi doar am incercat sa le omoram mereu.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Und im Gegenzug haben wir die ganze Zeit versucht, sie zu töten.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Và để đáp lại, chúng ta suốt ngày chỉ cố diệt mạng chúng.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Y a cambio, sólo tratábamos de matarlos todo el tiempo.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.Και σε αντάλλαγμα, εμείς απλά προσπαθούσαμε να τα σκοτώσουμε όλη την ώρα.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.А ми, в свою чергу, постійно намагаємося їх винищити.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.В замяна, ние просто се опитваме да ги убием през цялото време.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.В свою очередь, мы постоянно пытались их уничтожить.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.ובתמורה, אנחנו רק מנסים להרוג אותם כל הזמן.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.وفي المقابل، نحاول فقط قتلهم في كل الأوقات.
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.それが なおさら彼らを「寄生」させています
Bu sembole alışmanız için çabalıyorum.Ik wil je gewoon laten wennen aan de schrijfwijze.
Bu sembole alışmanız için çabalıyorum.Y solo quiero hacerte mas cómodas las anotaciones.
Bu sembole alışmanız için çabalıyorum.أردت أن أيسر عليكم فكرة الترميز #
Çekip gitmek için çabalıyorumJ'essaie vraiment de m"éloigner
Çekip gitmek için çabalıyorumأحاول جاهداً أن أبتعد
Çok fazla sayıda Mutluluk Koçluğu var. Herkes insanları daha mutlu yapmak için çabalıyor.Há muitos treinos para o desenvolvimento da felicidade.
Duygularımı atmak için çok çabalıyorum. Derslere bile girmiyorum.Jag försöker så hårt för att förtränga min känslor att jag inte ens deltar i klasserna.
Duygularımı atmak için çok çabalıyorum. Derslere bile girmiyorum.<i> אני מנסה כל כך קשה לדכא את הרגשות שלי אני אפילו לא נוכחת בשיעורים
Duygularımı atmak için çok çabalıyorum. Derslere bile girmiyorum.<i>انا أحاول جاهدة لطوي مشاعري.حتى إنني لا احضر الدروس
Duygularımı atmak için çok çabalıyorum. Derslere bile girmiyorum.<i>でも こんなに不意に来れば どうしたらいいの?
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.Chiar incerc sa ii invat pe copii - cred ca este cel mai important.
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.Ich versuche, es den Kindern beizubringen - das ist wohl das Wichtigste.
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.Ik probeer dit kinderen echt te leren, ik denk dat dat het belangrijkste is.
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.J'essaye vraiment de l'enseigner aux enfants - je pense que c'est le plus important.
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.저는 아이들에게 이 가장 중요한 사실을 가르치고 있습니다
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.Provo per davvero ad insegnarlo ai ragazzi -- E' la cosa più importante.
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.Resnično se trudim in učim otroke -- mislim, da je to najbolj pomembno.
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum. Bence en önemlisi bu.Tôi thực sự cố gắng và dạy nó cho trẻ em - Tôi nghĩ rằng đó là quan trọng nhất.