çabalıyor ile cümle

çabalıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.Họ học không phải để có việc làm mà để trở thành một công dân hữu ích.
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.彼はある種の尊敬と注目を集めるために人生の全てを捧げた」と述べた。
TPF bir falanks oluşturdu ve yavaşça ilerleyerek ve kalabalığı geri iterek sokakları boşaltmaya çabalıyordu.TPF(진상 규명 팀)은 방진형(사각형) 형태로 배치되었고, 천천히 전진하면서 군중들을 물러나게 하여 거리를 정리하려고도 시도하였다.
İran şahı İran’ı kendisine bağlı modern bir ülke haline getirmek için çabalıyordu.השאח רצה להפוך את איראן למדינה מתקדמת כדוגמת טורקיה.
Bazı gemiler mücadele etmeye çalışırken bir kısmı da kaçmaya çabalıyordu.Niektoré nemecké lode sa pokúšali o únik.
Bazı gemiler mücadele etmeye çalışırken bir kısmı da kaçmaya çabalıyordu.Mnogi so umrli tudi na ladjah, ko so se skušali izseliti.
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?Cố gắng để làm cho gia đình tôi giàu có?
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?Se esforçando para fazer a minha família rica?
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?Tratando de hacer mi familia rica?
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?Tu croyais que c'était facile d'être une famille riche ?
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?מנסה קשה כדי להפוך את המשפחה שלי עשירה?
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?يحاول جاهدا جعل عائلتي الغنية؟
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?大中鎭。
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu:그는 저에게 뭔가를 설명하려고 애쓰고 있었는데요,
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Er hat versucht, mir etwas zu erklären: ein schönes Experiment, das Laser zum Abkühlen von Materie benutzt.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Han försökte förklara något för mig: ett vackert experiment där man använder laser för att kyla ner massa.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Hij had last om me iets uit te leggen: een mooi experiment dat lasers gebruikt om materie af te koelen.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Încerca să îmi explice ceva: un experiment uimitor care folosește laserul să răcească materia.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Le estaba costando explicarme una cosa: un bonito experimento que usa láseres para enfriar materia.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Snažil se mi něco vysvětlit: nádherný experiment, který používá lasery pro zchlazování hmoty.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Tentava di spiegarmi una cosa: un bell'esperimento che usa il laser per raffreddare la materia.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Usiłował coś mi wytłumaczyć: eksperyment, w którym używa się laserów do chłodzenia materii.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Πάσχιζε να μου εξηγήσει κάτι: ένα όμορφο πείραμα το οποίο χρησιμοποιεί λέιζερ για να ψύξει την ύλη.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Он пытался мне объяснить нечто важное: чудесный эксперимент по охлаждению материи лазером.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu: Maddeyi soğutmak için lazerleri kullanan güzel bir deney.Той се опитваше да ми обясни нещо: красив експеримент, който използва лазери да охлади материята.
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu:הוא התאמץ מאד להסביר לי משהו:
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu:والذي صعب عليه أن يشرح لي شيئاً:
Bana bir şeyler açıklamaya çabalıyordu:レーザー光で物質の 温度を下げる 見事な実験です
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.그리고 지난 5년 동안 제가 일한 모든 사업장에서, 저는 이런 각각의 요소들을 줄이기 위해 노력했습니다.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.Em todos os sítios onde trabalhei, nestes últimos 5 anos, tento diminuir cada um desses elementos.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.Și în toate afacerile la care am lucrat în ultimii cinci ani, încerc să micșorez toate aceste elemente.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.V každém podniku, ve kterém jsem pracoval během posledních pěti let, se snažím zmírnit každý z těchto prvků.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.W firmach, w których pracowałem w ciągu ostatnich pięciu lat starałem się ograniczyć te fazy.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.В каждом проекте, над которыми я работаю последние 5 лет, я пытаюсь сократить каждую из этих потерь.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.І в кожній справі, котрою я займався протягом останніх п'яти років, я зменшував марнування цих ресурсів.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.ובכל עסק שעבדתי עליו בחמש השנים האחרונות, אני מנסה להקטין כל אחד מהאלמנטים האלה.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.وكل الأعمال التجارية التي عملت بها علي مدار الخمس سنوات الماضية، أنا أحاول خفض كل عنصر من هذه العناصر.
Ben, son beş yıldır çalıştığım her işte bu bileşenlerden her birini azaltmak için çabalıyorum.仕事というのは これら一つ一つの要素を最小限にすることです。 それでは実際に持続可能なレストランがどのようなものかお見せしましょう。
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Cô ấy sẽ cố gắng hơn khi có mục tiêu.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Elle essaye durement quand elle a un but.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Hon försöker hårt när hon väl har ett mål.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Incearca din greu cand are un scop.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Insiste continuamente quando ha uno scopo.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.그리고 목표가 있으면 괴력을 발휘하잖아요.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Ona bardzo się stara, kiedy ma obrany jakiś cel.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Sie gibt alles wenn sie ein Ziel hat.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Ze doet haar best als ze een doel heeft.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Προσπαθεί πολύ όταν έχει ένα στόχο.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.Она так усердно старается, когда у нее есть цель.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.تحاول بجد عندما يكون لديها هدف
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.看護科に転科するのは易しくないから
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Estamos luchando por una palabra unida, pero las buenas noticias es que tenemos un movimiento unido.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Iar pentru asta, vă aplaud. o mişcare de unificare.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Kita berjuang untuk dunia yang bersatu, namun kabar baiknya, kita memiliki gerakan yang bersatu.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.저희는 이 단어를 연합하기 위해 많은 어려움을 겪고 있습니다. 하지만 좋은 소식은 저희가 연합하기 위한 움직임이 시작되었다는 것입니다
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Nós estamos lutando por um mundo unido, mas a boa notícia é que temos um movimento unificador.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Nous luttons pour un monde uni, et nous avons la chance d'avoir un mouvement unificateur.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Usilujeme o jednotné slovo, ale dobrou zprávou je, že máme jednotné hnutí.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Usilujeme sa o jednotné slovo, ale dobrou správou je, že máme jednotné hnutie.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.Vi kämpar för ett gemensamt ord. Men de goda nyheterna är att vi har en gemensam rörelse.

İlgili Sayfalar