çabalıyor ile cümle
çabalıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Luciano, maçtaki ezilen kişi, şampiyona mutevazı pasta yedirmeye çabalıyor olacak.Luciano, the underdog in the match, will be trying to make the champ eat humble pie.
Ülke, dış ticaret açığını telafi etmek için çok çabalıyor.The country is trying hard to make up for her trade deficit.
Bütün öğleden sonra mutfakta çalışıp çabalıyordum.I've been toiling away in the kitchen all afternoon.
Büyükbabam hâlâ yeni fikirleri almak için çabalıyor.My grandfather still endeavors to absorb new ideas.
Yalnızca onun iş için uygun olmadığını bulmak için çok çabalıyordu.He tried hard only to find that he was not fit for the job.
Tom kesinlikle çok çabalıyor.Tom certainly tries hard.
İhtiyacımdan fazla kağıt kullanmamaya çabalıyorum.I try not to use more paper than I need.
Saatlerdir çabalıyorduk.We were trying for hours.
Sorunu düzeltmeye çabalıyoruz.We're attempting to correct the problem.
Arnold dünyadaki en kaslı adam olmak için çabalıyordu.Arnold was striving to be the most muscular man in the world.
Tom çok fazla çabalıyor.Tom is trying too hard.
Hayatta kalmak için çabalıyorduk.We were struggling to survive.
Tom nefes almak için çabalıyordu.Tom struggled to breathe.
Tom faturalarını ödemek için çabalıyordu.Tom struggled to pay his bills.
Tom faturalarını ödemek için çabalıyor.Tom struggles to pay his bills.
Kıt kanaat geçinmeye çabalıyorum.I'm struggling to make ends meet.
Gerçekten çok çabalıyorum.I'm trying really hard.
Sami kendini kurtarmak için çabalıyordu.Sami was struggling to save himself.
Tom çabalıyor, değil mi?Tom is trying, isn't he?
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.They studied not for a job but to become an effective citizen.
Çok sevdiğim ve takdir ettiğim bazı ressamlar gibi yapmaya çabalıyorum....I am trying to do as well as certain painters whom I have greatly loved and admired...
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.He has striven all his life for a certain respect and attention".
Dikran Çerçiyan "Bazıları babamı unutmak için çabalıyorlardı.There were efforts to forget my father.
Bazı gemiler mücadele etmeye çalışırken bir kısmı da kaçmaya çabalıyordu.Some had even begun to steal boats to flee.
Herkes insanları daha mutlu yapmak için çabalıyor.Everybody would like to make people happier.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.We are struggling for a uniting word, but the good news is that we have a uniting movement.
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?Trying hard to make my family rich?
Ne kadar acıklı... ölmek için çabalıyorlar.It's kind of sad... to climb only to die.
Bu sembole alışmanız için çabalıyorum.And I just want to make you comfortable the notation.
İlk başlarda rastgele hareket ediyor ve sonrasında nasıl göründüğünü anlamaya çabalıyor.Initially, it does some random motion, and then it tries to figure out what it might look like.
Bir hedefi olduğunda çok çabalıyor.She tries hard when she has a goal.
Gerçekten çabalıyorum ve bunu çocuklarımıza öğretiyorum.I really try and teach it to kids.
Çekip gitmek için çabalıyorumI'm trying hard to walk away
Bunu karşılığında, bizler de onları her fırsatta öldürmeye çabalıyoruz.And in return, we just tried to kill them all the time.
Makedonya bölgenin bilişim merkezi olmaya çabalıyorMacedonia strives to become a regional IT centre
Hırvatistan Konseyin daimi olmayan üyesi olmak için çabalıyor. [Getty Images]Croatia is working to become a non-permanent member of the Council. [Getty Images]
İttifak, tehlikeli bir güvenlik sorununun üstesinden gelmeye çabalıyor.The Alliance works to confront a dangerous security challenge.
Arnavutluk cumhurbaşkanını seçmek için çabalıyorAlbania struggles to elect a president
Beş yıldır süren demokrasi değişimi sonunda, Sırplar ekonomik açıdan hâlâ çabalıyorFive years after democratic changes, Serbs still struggle economically
Fakat uygulayıcılar projenin, topluluğun tamamı açısından faydalı olmasını sağlamaya çabalıyor.But the implementers work to ensure that the project benefits the whole community.
Sırbistan-Karadağ WTO'ya girmek için çabalıyor. [WTO]Serbia-Montenegro is striving to enter the WTO. [WTO]
Yunanistan yeni Yunan hükümeti için çabalıyorGreen hurdles for new Greek government
Türkiye, bölgeyi saran devrimlere tepki olarak tutarlı bir politika geliştirmek için çabalıyor.Turkey struggles to develop a coherent policy in response to the revolutions sweeping the region.
Kosova, savaş suçu davalarını kovuşturmaya çabalıyorKosovo struggles to prosecute war crimes cases
“Çalışıp çabalıyoruz ve gençlerin de bizim gibi Fazlagica Kula’ya dönmesini istiyoruz."We work and make efforts, and we would like to see young people return to Fazlagica Kula.
Hükümet ikinci bir dört yıllık görev süresi almak için çabalıyor.The government is vying for a second four-year term.
Artan fiyatlara karşı cebindeki parası azalan halk, iki yakasını bir araya getirmeye çabalıyor.With less in their pocketbooks and prices on the rise, the public struggles to make ends meet.
Türkiye'deki yeşil hareket sesini duyurmaya çabalıyorTurkey's green movement struggles to be heard
Makedon diasporası bağları koparmamaya çabalıyorMacedonian diaspora strive to keep in touch
Karadağ, tam teşekküllü deniz ülkesi olmaya çabalıyorMontenegro strives to become full-fledged maritime country
Sırbistan'ın merkez bankası ülkenin dış borcunu ödemek için çabalıyor.Serbia's central bank is struggling to service the nation's foreign debt.
Kölelerin geri kalanı gibi, Kisyakbika da özgül kalabilmek için çabalıyordu.Like the rest of the slaves, Kisyakbika dreamed of freedom.
Bazen İngilizce konuşmaya çabalıyorum.A veces me cuesta hablar inglés.
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.И человек будет понимать, что он до конца жизни является уклонистом и платит за это».
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.لقد درسوا ليس من أجل وظيفة فقط بل من أجل أن يصبحوا مواطنين فعالين.
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.سيظل محل الاحترام والتقديس ما دامت الحياة.»
TPF bir falanks oluşturdu ve yavaşça ilerleyerek ve kalabalığı geri iterek sokakları boşaltmaya çabalıyordu.A FPT formou uma falange e tentou esvaziar as ruas marchando lentamente e empurrando a multidão.
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.Nem egy állásért tanultak, hanem hogy eredményes polgárok legyenek.
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.De studerede ikke for at få en karriere, men for at blive gode byborgere.
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.De studerte ikke for en karriere, men for å bli gode byborgere.