Ana içeriğe geç
Sözlük

çaba ile cümle

çaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür.It is in this area where an attacking fighter will usually try to position itself.
Onegin'in bütün çabaları sonuçsuz kalır.Mischa's efforts are useless.
Bazı gemiler mücadele etmeye çalışırken bir kısmı da kaçmaya çabalıyordu.Some had even begun to steal boats to flee.
Buradaki amaç; çabalarının varlıkların hepsinin yararına olduğunu göstermektir.We have a duty to ensure that their sacrifice came for the right reasons.
Saul ise daha önce bakımını üstlenmediği oğluna dair planını uygulamak için çabalamaya devam eder.Solus plans to reward his children with a feast like never before.
Ardından çabaları sonuç vermiş ve uyuşturucu ve alkolü bırakmıştır.He listened to his doctor's warnings and gave up alcohol and drugs.
Bu çabanın altında yatan nedenin politik ve sosyal nüfuz elde etme arzusu olduğunu belirtir.The motive of such inventions was always the desire for political and societal ascendancy.
Saltanatı süresinde modern tıp ve teknolojinin ülkesine gelmesi için çaba sarf etti.During his reign he worked to bring modern medicine and other technology to Afghanistan.
Númenorluların gemileri Vaiya'nın üzerinde yüzmeye çabaladı fakat battı ve içindekiler boğuldu.Fourteen men attempt to sail to land in the longboat but it capsizes and they drown.
Ömer Muhtar'la görüşme çabaları sonuçsuz kaldı.Attempts to gain wider appeal with Mickie Most were unsuccessful.
Onun beyin bir şey düşünüyordum, ben ilahi çabasındadır onun benim düşünce.While he was thinking one thing in his brain, I was endeavoring to divine his thought in mine.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.I concluded that he laughed in derision of my efforts, confident of his own resources.
Herkes insanları daha mutlu yapmak için çabalıyor.Everybody would like to make people happier.
Bir balığı tekneye almak insan ve takım çabası gerektirir.It takes a human effort, a team effort, to bring the fish in.
Birleştirici bir kelime uğruna çabalıyoruz, fakat iyi haber şu: birleştirici bir hareket içindeyiz.We are struggling for a uniting word, but the good news is that we have a uniting movement.
Ve o bir yatağın onun tüm vücut uzunluğu rock sonra bir çaba üniform hareketi.And he made an effort then to rock his entire body length out of the bed with a uniform motion.
Sonra ağzına kilit anahtarı açmak için bir çaba.Then he made an effort to turn the key in the lock with his mouth.
O çaba şişirme durdurmak ve şimdi ve sonra dinlenmek zorunda kaldı.He couldn't stop puffing at the effort and had to rest now and then.
Yani, Gana da yapamamıştı, bunun için çok çabalamamıza rağmen.I mean, nor had Ghana, even though we had been trying very hard.
"Hayatım, beni nispeten zayıf göstermek için bu kadar çaba sarfettiğin için teşekkür ederim.""Wow, honey, thank you for going out of your way to make me relatively thinner."
Meryem bu bedeni tutabilmek için ciddi bir çaba gösteriyor. .And his neck is exposed to us, incredibly vulnerable
Üçüncüsü çabalarını ödüllendirmek.Third, you reward effort.
Bu doktor ergenleri anlama çabasında yeni bir eşiği atlıyor.This doctor is crossing over a new threshold to a fresh understanding of adolescence.
Bu sefer doğru uygulamak için çabaladık.We tried, this time, to get it right.
Çaba gerektirir.It takes effort.
Çok fazla çaba gerektirir.That's kind of too much effort.
Ve kutucuğu işaretlemek çaba gerektirir.And checking the box takes effort.
Baek Seung Jo'nun ilgisini değiştirmek için bir çabalama olabilir mi?Is this possibly a struggle to change Baek Seung Jo's interests?
Kyoto: pakt bazlı bir organizasyon yaratma çabalarının başlangıcı.Kyoto: the beginnings of struggling to create a treaty-based organization.
Kapı açıldı, ve Marvel arkasında arzetme elde etmek için çılgınca bir çaba.The door opened, and Marvel made a frantic effort to obtain a lodgment behind it.
O bir çaba gidelim; onun içgüdüsü buna karşı idi.He let go by an effort; his instinct was all against it.
Tüm bu çabaların sonucunda durağan bir obje ortaya çıkıyor.All of this effort results in an inert object.
Gücün Karanlık Tarafının karşısında kafiye yapamazsın o zaman bu çaban niye?You can't rhyme against the Dark Side of the Force / Why even bother? /
Ailem de zengin olmak için çok çabalıyorsun?Trying hard to make my family rich?
New York Times' a ve Vanity Fair'in son zamanlardaki çabalarına rağmen. onlar arkadaş değillerdir.Despite the New York Times' and Vanity Fair's best efforts recently, they're not brothers.
Onlar her zaman daha iyisini ve daha iyisini yapmak için çaba sarfettiler.They were always trying to make thing better and better.
Ne kadar acıklı... ölmek için çabalıyorlar.It's kind of sad... to climb only to die.
Her halükârda öleceksen neden bu kadar çabalarsın ki?Why work so hard if you're going to die anyway?
Ödemeli ve ücretsiz medyada tüm çabalar bununla ilgilidir.It's all the effort on paid and earned media.
"Biz sizin için bu noktaları temizlemek için çaba sarf edeceklerdir."We shall endeavour to clear up these points for you.
Hayatım varlığının commonplaces kaçmak için uzun bir çaba harcanmaktadır.My life is spent in one long effort to escape from the commonplaces of existence.
Bunu Apple donanımı ile yaptım ve Apple'a vermeye çabaladım.I built this on Apple hardware and I tried to give it to Apple in 1999. And they didn't take it.
Yani bilişsel açıdan en fazla çaba gerektiren şey mobilya satın almamız.So one of the most cognitively demanding things we do is buy furniture.
Atmosferik sistem için önemli olduğundan, bu şeyi incelemek için hiçbir çabadan kaçınmıyoruz.Because it's important to the atmospheric system, we go to all lengths to study this thing.
Bu şekilde, çabanın boyutunu hayal edebilirsiniz.So you can imagine the scale of the effort.
Savaştan sonra... Arap Birliği tüm barış çabalarını reddetti.After the war... the Arab League rejected all attempts at peace.
Bu sembole alışmanız için çabalıyorum.And I just want to make you comfortable the notation.
Çalışanları, çabasından ilham alıyorlar.His employees are inspired by the effort.
Kendi benliğim ve hatalarımla, denediğim her şeyde daha iyisine çabaladım.In my own humanity and mistakes, I've tried to get better at everything I tried.
Fakat en küçük çabanın bile önemi var diyebilirim.And I would say that the small stuff counts.
İlk hurafemiz şu: Eğer gerçekten çok çaba sarf edersen, 100 yaşını görebilirsin.And the first myth is if you try really hard you can live to be 100.
İşte oraya ulaşıncaya kadar, tüm tepkilerimiz etkileyinceye kadar çaba gösterir.It has to work itself through there, all our reactions.
Yoğun işçilik gerektiren büyük bir çaba.It's a big labor-intensive effort.
Tüm bu çabalardan kaçar birim alacaklar??How many units will they by from each of these efforts?
Scientoloji'nin gördüğü yerde psikiatriyi yok etme çabasındaki takımını yöneten(Laughter)
Yıllarca ilaçlara direndim ve onlardan uzak durmak için çok çaba sarf ettim.For years, I had resisted medication, making many, many efforts to get off.
Yani vali boşuna çabaladı.So what the governor got was an empty shell.
Bence, bu gerçekten tüm yönüyle... ...etkileyici bir çaba.Any other comments?
Aşı çabasıysa aslında biraz daha farklı.The vaccine effort though is really quite different.
İlk başlarda rastgele hareket ediyor ve sonrasında nasıl göründüğünü anlamaya çabalıyor.Initially, it does some random motion, and then it tries to figure out what it might look like.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
çaba ile cümle - Sayfa 9 - çaba kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App