Bende kendi çabamla gittim.그래서 결국 하게 된 것입니다
Bende kendi çabamla gittim.Więc robiłem to.
Bende kendi çabamla gittim.Поэтому я занимался этим.
Bende kendi çabamla gittim.Така че го направих.
Bende kendi çabamla gittim.אז עשיתי זאת.
Bende kendi çabamla gittim.لذلك لجأت للعمل كصياد
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.A povedal: Poď so mnou a vidz moju horlivosť za Hospodina. A viezli ho na jeho voze.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.A řekl: Pojeď se mnou, a viz horlivost mou pro Hospodina. A tak vezli jej na voze jeho.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.e disse: Vem comigo, e vê o meu zelo para com o Senhor. E fê-lo sentar consigo no carro.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.e gli disse: «Vieni con me e vedrai il mio zelo per il Signore». Lo portò con sé sul carro
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.et dit: Viens avec moi, et tu verras mon zèle pour l`Éternel. Il l`emmena ainsi dans son char.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü."Ga met mij mee", zei Jehu, "dan kunt u zien hoeveel ik heb gedaan voor de HERE!" Zo reed Jonadab met hem mee.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.in reče: Pojdi z menoj in poglej gorečnost mojo za GOSPODA! In so ga peljali na vozu njegovem.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.I rzekł: Jedź ze mną, a przypatrz się gorliwości mojej za Pana. A tak wiózł go na wozie swoim.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.가로되 나와 함께 가서 여호와를 위한 나의 열심을 보라 하고 이에 자기 병거에 태우고
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.monda: Jer velem és lásd meg, mint állok bosszút az Úrért. És [vele együtt] vitték õt az õ szekerén.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.Och han sade: »Far med mig och se huru jag nitälskar för HERREN.» Så körde man åstad med honom i hans vagn.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.Og han sa: Følg med mig og se hvor nidkjær jeg er for Herren! Så lot han ham kjøre på sin vogn.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.og sagde: "Følg mig og se min Nidkærhed for HERREN!" Og han tog ham med i Vognen,
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.şi a zis: ,,Vino cu mine, şi vei vedea rîvna mea pentru Domnul.`` L -a luat astfel în carul său.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.und sprach: Komm mit mir und siehe meinen Eifer um den HERRN! Und sie führten ihn mit ihm auf seinem Wagen.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.và nói rằng: Hãy đến cùng tôi, xem lòng sốt sắng tôi đối với Ðức Giê-hô-va. Vậy, Giê-hu dẫn người lên xe mình.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.y dijo: --Ven conmigo y verás mi celo por Jehovah. Y le hizo subir a su carro
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.Και ειπεν, Ελθε μετ' εμου και ιδε τον ζηλον μου υπερ του Κυριου. Και επεβιβασαν αυτον εις την αμαξαν αυτου.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.Дойди с мене та виж ревността ми за Господа. Така го качиха в колесницата му.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.и сказал: поезжай со мною, и смотри на мою ревность о Господе. Ипосадили его в колесницу.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.ויאמר לכה אתי וראה בקנאתי ליהוה וירכבו אתו ברכבו׃
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.وقال هلم معي وانظر غيرتي للرب. واركبه معه في مركبته.
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.耶 戶 說 、 你 和 我 同 去 、 看 我 為 耶 和 華 怎 樣 熱 心 。 於 是 請 他 坐 在 車 上
‹‹Benimle gel ve RAB için nasıl çaba harcadığımı gör›› dedi. Sonra onu arabasıyla Samiriyeye götürdü.耶戶說 、 你 和 我 同去 、 看 我 為 耶和華 怎 樣 熱心 。 於是 請 他 坐在 車上
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Am eforturi pentru a da satisfacţie, domnule", a spus Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. > BÖLÜM 3 Jeeves VE SERT haşlanmış yumurta"Minä pyrkivät antamaan tyytyväisyyttä, Sir", sanoi Jeeves. > 3 LUKU Jeeves ja Hard-keitetty muna
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Én arra törekszik, hogy elégedettség, uram," mondta Jeeves. > 3.
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >> 第3章ジーブスと固ゆで卵
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Ich bemühe mich um die Zufriedenheit zu geben, Sir", sagte Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Ik streven naar voldoening te geven, meneer," zei Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Jag strävar efter att ge tillfredsställelse, kapten", sade Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Jaz si prizadevajo, da bi zadovoljstvo, gospod," je dejal Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"나는 만족을주는 노력, 선생님"Jeeves 고 말했다. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Jeg bestræber sig på at give tilfredsstillelse, sir," sagde Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Je m'efforce de donner satisfaction, monsieur", a déclaré Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Mi sforzo di dare soddisfazione, signore", ha detto Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Postaram się dawać satysfakcję, sir", powiedział Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Saya berusaha untuk memberikan kepuasan, Sir," kata Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Snažím sa k spokojnosti, pane," povedal Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Snažím se ke spokojenosti, pane," řekl Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Tôi cố gắng để cung cấp cho sự hài lòng, thưa ông," Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Έχω προσπαθήσει να δώσει ικανοποίηση, κύριε", είπε ο Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Аз се стреми да даде удовлетворение, сър", каза Jeeves. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Я намагаюся дати задоволення, сер", сказав Дживс. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"Я пытаюсь дать удовлетворение, сэр", сказал Дживс. >
"Ben memnuniyeti vermek için çaba, efendim," Jeeves söyledi. >"سأبذل قصارى جهدي لاعطاء الارتياح ، يا سيدي" ، وقال جيفيس. >
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.Am ajuns la concluzia că el a râs în batjocură de eforturile mele, încrezător în propriile resurse.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.Cheguei à conclusão de que ele ria de escárnio de meus esforços, confiante de seus próprios recursos.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.Én arra a következtetésre jutott, hogy ő nevetett gúny of igyekezetem, benne a saját források.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.Ho concluso che ha riso in derisione di i miei sforzi, sicuro delle proprie risorse.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.Ik concludeerde dat hij lachte spot van mijn inspanningen, zeker van zijn eigen middelen.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.숲은 널리 고리. 나는 그 아이의 조롱 in 웃었다 결론 나의 노력, 자신의 자원의 확신.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.I stwierdził, że śmiał się w pośmiewisko moje wysiłki, pewni swoich własnych środków.
Ben onun, alay güldü sonucuna varmıştır benim çabalarını, kendi kaynakları emindir.Jag kom fram till att han skrattade i hån av mina ansträngningar, säker på hans egna medel.