Arnavutluk'un NATO üyeliği için çaba gösterdi.Island pristupa NATO savezu.
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Oligarchia sa tiež snažila ukončiť rozdelenie spoločnosti na štyri spoločenské triedy.
Bunun için oldukça çaba gösterilmesi gerekmektedir.Vyžaduje to však väčšie úsilie.
Hiçbir iyileştirme çabaları sonuç vermedi.Pokusy o vyliečenie boli bezvýsledné.
Tenten entrikacıların tüm çabalarına rağmen Kral XII Muskar'a ulaşır ve onu uyarmayı başarır.Tintinovi sa podarí, navzdory sprisahancom, vládnuceho kráľa Muskara XII. varovať.
Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.Ten sa však rozhodol svoj a nie len svoj osud zmeniť.
Bazı gemiler mücadele etmeye çalışırken bir kısmı da kaçmaya çabalıyordu.Niektoré nemecké lode sa pokúšali o únik.
Bununla birlikte, Mao Zedong 1976'da öldükten sonra, bu çabalar geri ölçeklendi.Po smrti Mao Ce-tunga v roku 1976 sa situácia uvoľnila.
Daha doğrusu Themistokles'in görüşü buydu ve Atinalılara bunu empoze etmek için büyük çaba harcadı.Themistokles bol ale svojou myšlienkou priam posadnutý a musel Aténčanov presvedčiť.
Ardından çabaları sonuç vermiş ve uyuşturucu ve alkolü bırakmıştır.Potom utiekla z domova, začala brať drogy a piť alkohol.
Bu sözleşme; küresel ısınma sorununa küresel ölçekte çözüm getirme çabasıdır.Táto expedícia mala verejnosť upozorniť na problém globálneho otepľovania.
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.Jeho literárne začiatky neboli nijako jednoduché.
O zamanlarda Punk, Colt Cabana ile tanıştı.Tu sa stretol so Scottom Coltonom, neskôr známym ako Colt Cabana.
Bugüne kadar, aynı teknikler kullanılarak yerçekimini anlatma çabaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı.Pokusy techniky využiť veľkú silu príboja nie sú dosiaľ úspešné.
Çabaları başlangıçta biraz "garip idi.Bitka sa zo začiatku vyvíjala trošku nudne.
Aşkın Çabası Boşuna.Vôľa je láska.
Ancak konuşma hakkının savunulması çabası devam etmeli.Právo promovať jej však ostalo.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Nedal sa odradiť.
Çelişkilerin çözümlenmesi için özel bir çaba gösterilmelidir”.Podieľať sa pri riešení na odstránenie odchýliek
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.Gamper sa tiež snažil zväčšiť členskú základňu klubu.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Dôvodom jeho prvého zatknutia bolo jeho angažovanie v politike počas vojny.
O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar.Intuisti radi robia veci zakaždým inak, skúma, čo sa prečo a ako deje, a ako by sa to dalo robiť lepšie.
Kral,Büyük Londra Yangınında Londra'yı kurtarmak için büyük çaba gösterdi.Budova utrpela pri bombardovaní Londýna značné škody.
İlk çabalarla ancak 40 metreye inilebildi ve bu noktada yetenekli işçi olmadığından duraksama yaşandı.V tom čase vážil iba 40 kg, a je zaujímavé že ho vtedy celkom neodfúklo.
Dört yaşında halen koçluğunu yapan amcası Toni'nin çabalarıyla tenise başlamıştır.Tenis začal hrať ako štvorročný, trénoval ho jeho strýko, Toni Nadal.
Şah karşı koymaya kalkıştı, fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.Indická vláda sa pokúšala situáciu upokojiť, nanešťastie bezvýsledne.
Ama cevap çaba göstermek olmalıdır.Reakcia sa nechá dobehnúť.
2010'un başlarında EGF, kurtarma sonrası güvenlik çabalarına yardım etmek üzere Haiti'ye yerleştirildi.V začetku leta 2010 je bil EGF napoten na Haiti za pomoč pri varnostnih prizadevanjih.
Marsilya'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi.Tam si je pri Marseillu prizadevala za izpustitev svojega moža in za možnost izstopa iz države.
Galaksi dönüş problemini açıklama çabaları bizi karanlık madde teorisine götürdü.Razmišljanja o vzrokih za vrtenja galaksij so pripeljala do teorije temne snovi.
5 yıldan fazla çaba gösteren insanların yaklaşık %40'ında başarı görülür.Poskusi v obdobju 5 let vodijo do uspeha pri skoraj 40 % ljudi.
Otobüse girme çabaları bir saat kadar sürdü.Vožnja do Komisije je trajala približno eno uro.
Bunun için oldukça çaba gösterilmesi gerekmektedir.Za vse to je potreben pogum.
Bazı gemiler mücadele etmeye çalışırken bir kısmı da kaçmaya çabalıyordu.Mnogi so umrli tudi na ladjah, ko so se skušali izseliti.
Bu, plastik kirliliğini azaltmaya yönelik toplumsal çaba idi.To pomaga pri zmanjševanju velikega deleža plastičnega onesnaženja.
Diğer şehitlerin isimlerinin bulunması için çabalar devam etmektedir.Še vedno pa se izogibamo imena domobranci ...
Seçimi kaybettikten sonra siyasetten çekilen Al Gore çabalarını Küresel ısınma konusunda yoğunlaştırdı.Napovedal ga je Al Gore, ki se zavzema za zmanjšanje globalnega segrevanja.
Ayrıca kendi çabasıyla Latinceyi de öğrendi.Veliko je tudi prevajal iz latinščine.
Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.K sreči se vse dobro izide in nič se ni spremenilo.
Burton'ın filmi yönetmesi için çabalar sürüyordu.Gibson je že izrazil zanimanje, da bi film režiral.
Bir süre sonra kendi çabalarıyla kaykayın üstünde durmayı öğrendi.Dan za dnem spodletijo le njegovi poskusi da bi se približal Riti.
Ayrıca yöresel olarak su seviyesi kontrol programları ve eğitimler de korunma çabalarına yardımcı olmaktadır.Klubi se tudi vključujejo v vzgojno izobraževalne programe zavodov in pomagajo njihovim varovancem.
Bu süre zarfında işçi sınıfının hareketliliğini geriletme çabası içerisindeydi.Vse do svoje smrti je spodbujala interese delavskih razredov.
Santiago de los Caballeros de Mérida Libertador belediyesi ile Mérida eyaletinin başkenti.Mérida, s polnim imenom Santiago de los Caballeros de Mérida je mesto v okrožju Mérida v Venezueli.
Halka tiyatronun ne olduğunu anlatmak ve iyi bir tiyatro izleyicisi yetiştirmek için de çaba gösterildi.Dvořák se je zanimal tudi za gledališče in se trudil za razvoj narodnega opernega repertoarja.
Televizyonda duydukları da cabasıdır.Dostava pa bo po televiziji.
Gustaf Gründgens’in çabaları sonucu idamdan kurtuldu ve 4 yıllık hapis cezasına çarptırıldı.Zaradi ponareditve oporoke je Shipman dobil še dodatna 4 leta zaporne kazni.
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Oligarchai taip pat stengėsi panaikinti keturių skyrių visuomenę.
Bir süre çabaladıktan sonra, yıllarca sürecek bir hastalık izni almayı başardı.Prireikė metų, kol jai pavyko visiškai įveikti ligą.
Fakat bu boşuna bir çabadır.Bet pastangos buvo bergždžios.
"Barcelona" ise Mercury'nin hayranı olduğu opera sanatçısı Montserrat Caballé ile birlikte kaydedilmiştir.Barcelona yra studijinis Queen vokalisto Freddie Mercury ir operos atlikėjos Montserrat Caballé albumas.
Aşkın Çabası Boşuna.Nekviesta meilė.
Ancak bu çabaları başarısız kaldı.Tačiau šios viltys nepasiteisino.
Ne var ki, Fransızların bölgeyi yerleşime açma çabaları başta sonuç vermedi.Pradžioje nei olandai, nei anglai nebandė įkurti savo gyvenvietes šioje žemėje.
Konuşma dilinde bunu ayırt edebilmek için özel bir çaba sarf edilmez.Tačiau į atskirą dialektą šios kalbos kalbininkai nėra linkę išskirti.
Ancak anlaşılma noktasında yöntem ve formülize etme çabasını ihmal etmiştir.Priežastį ir tikslą jis sutapatino su forma.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.Internalai labiau linkę stengtis tobulėti.
Kulübün arması modernleştirme ve yeniden markalaştırma çabaları için birkaç kez değiştirilmiştir.Konsolė buvo perprojektuota keletą kartų prekybos tikslais ir taip pat tam, kad pridėti patobulinimų.
Yunanistan ile birleşme çabalarını gerçekleştirme (Enosis).Judėjimas už Rumunijos ir Moldavijos suvienijimą (rumun.
Ayrıca kendi çabasıyla Latinceyi de öğrendi.Savarankiškai mokėsi lotynų kalbos.