Ana içeriğe geç
Sözlük

çaba ile cümle

çaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak tüm çabalarına rağmen onu bulmayı başaramazlar.למרות כל יתרונותיו הוא לא מצליח להתאהב.
Müslümanların çabalarıyla 1991 yılında cami Müslümanlara geri verildi.בשנת 1990 הוחזר המסגד למוסלמים.
Herakleitos'un sözlerini anlamak için çaba harcamak gerekir.מבחר מאמרות מיצירותיו של הוראטיוס.
Müşteriyi bilmek ve anlamak demek müşterinin gereksinimlerini anlamak için çaba göstermek demektir.על מנת לדעת מה חושבים על הארגון יש צורך להסתכל דרך העיניים של הלקוחות.
Bu nedenle söz konusu ırklarla temas kurma çabaları başlar.כך התחיל לעבוד בקשר עם הטבע.
Teyzeleri ise onu bilindik bir genç kıza dönüştürme çabasındadır.לכשייפגשו יגלה לה תומיס שבא ליורשלם להצעיר במעייני ההתחדשות.
Bu çabaları II. Pius tarafından desteklendi.זאת על פי דרישתו של פיוס השני.
Bu çabaların amacı özgürlük ve eşitlik kazanmaktır.החשובים מבין הערכים הללו הם השוויון והחירות.
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.הסכר מתמוטט והאגם מתרוקן ממימיו, תוך סחיפת שברי הקרחון.
1802, 1909, 1939 ve 2004'teki çabalar sonuçsuz kaldı.Усилията да ги локализират през 1802, 1909 и 1939 г. се провалят.
Bu ayaklanma Papadopulos'un liberalleşme çabalarını sona erdirecek bir dizi gelişmeyi tetikledi.Въстанието задейства серия от събития, които поставят рязък край на опитите на Пападопулос за либерализация.
Dresselhaus ayrıca kadınların fizik gibi alanlara katılımını arttırmak için de çok büyük çaba sarf etti.Дреселхаус отделя много време и усилия за подкрепата на участието на жени във физиката.
Üzüntüsü de caba.За скръбта на Дани.
Fakat bu boşuna bir çabadır.Усилията са напразни.
Müşteriyi bilmek ve anlamak demek müşterinin gereksinimlerini anlamak için çaba göstermek demektir.От друга страна те трябва да „слушат“, за да знаят от какво се нуждае клиента.
Amaç, gençlerin Avrupayı güçlendirmediki çabalarını artırmak ve bireysel kontağı artırmaktır.Целта е да се засили участието на млади хора в Европа и да се насърчат личните контакти.
Harris'in zayıf yönetmenliği Hepburn'ün güvenini kaybettirdi ve rolünde ilerlemek için büyük çaba sarf etti.Лошото ръководство на Харис разрушава доверието на Хепбърн и тя се измъчва с изпълнението.
Vata ayaklanması Macaristan'daki Hristiyan etkisinin kırılmasına yönelik son çaba olarak değerlendirilebilir.Въстанието Вата е последният значителен опит за спиране на християнизацията на Унгария.
VII. Henry devlet vergileme sistemini de reformu için çabalar vermiştir.Кенеди предлага също и реформи на данъчната система.
Beden, zihin ya da konuşma yoluyla yerine getirilen, bilinçli bir çabayı içeren bir eylemdir.Това е действие, извършено чрез тялото, речта и ума, и включва съзнателно усилие.
Kızıl Ordu, kent nüfusun gıda gereksinimini karşılamak için büyük bir çaba harcadı.Червеноармейците полагат усилия да хранят жителите на града.
Aşkın Çabası Boşuna.Насилието не докосва любовта.
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.Опитът да създадат трайно селище претърпява провал.
Bununla beraber, Stoacılar, çoktanrıcılıktaki gerçeği savunmaya çabaladılar.В името на истината бранехме заблуди.
Çok çabuk ve iyi kararlar verir, halkının olabilecek en iyi şekilde yaşaması için çabalardı.Целта ѝ е да работи здраво и да постигне най-доброто, на което е способна.
Fakat kısa süren bu çabalar, Akkoyunlu tahtı için çıkan çekişmeler yüzünden sürdürülemedi.Реституцията обаче забавя процеса на приватизация поради възникнали съдебни спорове.
Live from Le Cabaret, Amerikalı pop rock grubu Maroon 5'ın üçüncü konser albümü.Live from Le Cabaret е третият албум на живо на американската поп-рок група Maroon 5.
Ancak, tutucu kesimler bu ihlalleri, insan hakları kapsamı dışında bırakmak için yoğun çabalar harcadılar.Но той решава да преустанови опитите си да запази властта, струващи толкова много човешки жертви.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.Тези системи не само трябва да издържат, за да оцелеят.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Военната му подготовка допринася за победата му във войната.
Bu amaç için çok çabaladı.Той е бил специално организиран за тази цел.
Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.Действията му обаче не са били достатъчни да отменят резултата.
Bu çabaları Beshara School'un kurulmasıyla sonuçlandı.Всичко това се отразява много благоприятно за създаването на ски-училища.
Bu anlamda en çok Rusya’nın çaba gösterdiği görülmektedir.В началото най-сериозно изглежда положението в Русе.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Банката изпълнява и функциите при обмяната на мъгълските пари във вълшебни.
Aynı adla Çabaş akarsuyu da vardır.Има още една процедура, която служи за същата цел.
Hıristiyanlığın tüm ussallaştırma çabalarının ve ahlak anlayışının nihilizm ile sonuçlandığını dile getirir.По този начин загубата на абсолютна основа за морал води до нихилизъм.
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld se sprijateljio sa mnogim Poljacima i čak pokušao naučiti njihov jezik.
Muhs'un eşitleme çabaları ve teolojik beceriksizlikleri kiliseler ile birçok anlaşmazlıklara neden oldu.Njegove teološke nesposobnosti izazvale su mnoge sporove s crkvama.
Santiago de los Caballeros de Mérida Libertador belediyesi ile Mérida eyaletinin başkenti.Santiago de los Caballeros de Mérida je grad i sjedište općine Libertador u venezuelanskoj državi Mérida.
(Yeni Çabalar), 125.Broj stranica: 125.
Dini gruplar, reklamları yasaklatmak için çabaladı Pepsi ürünlerini boykot etti.Vjerske skupine su zaprijetile bojkotom Pepsi proizvoda i tražili su zabranu emitiranja videa.
Alexandre Cabanel (28 Eylül 1823 - 23 Ocak 1889), Fransız ressam.Alexandre Cabanel (1823. - 1889.), slikar.
Almanlar ise bu grevleri sonlandırmak için çaba sarf ediyordu.IRA je isto tako korištena kako bi slamala štrajkove.
Bu sebeplerden ötürü bu çaba başarısızlıkla sonuçlandı.Ako je to bila svrha, bili su neuspješni.
Mucit ve siyaset adamı Benjamin Franklin, ülkesi ABD'de sigortacılığın gelişmesi için çaba gösterdi.Američki političar i izumitelj Benjamin Franklin imao je veliku ulogu u usponu grada.
Dinleyici için bu müziği anlamak çaba gerektirir.Na takve mogućnosti glazbenik mora obratiti pozornost.
Öyleyse çaba acının son hedefi ve ölçütü değildir.U gospodarstvu profit ne smije biti jedini kriterij i cilj.
Örneğin, İsrail Devletinin bir ırkçı çabanın varlığı olduğunu iddia etmek.U prosvjedu je izjavio da je provala hrvatske vojske u Međimurje nezakonita.
Bütün çaba "Proje Mor 2" ismi ile 2005 yılında başladı.Započet je projekt pod nazivom "Marijini obroci" 2002. godine.
Bu çabalar, Asya-Pasifik'teki Japonya'nın askeri harekatlarındaki ihtiyaçlarını da destekledi.Ishod bitke je utjecao na ostale japanske strategijske operacije u drugim oblastima Pacifika.
Sıkı bir şekilde bu ideolojinin yayılması için çaba gösterir.Svaki Hutu mora širiti tu ideologiju naširoko.
1965'ten bu yana tarımda verimliliği sağlamak için özel bir çaba harcanırdı.Tek od 1935. godine uspjeli su nešto konkretno poduzeti.
Amaç, sonuca ulaşmaya yöneliktir ve bu bedensel ve ruhsal çabanın ürünüdür.To je zapravo proces postizanja željenih rezultata kroz efikasno korištenje ljudskih i materijalnih resursa.
Bildt ayrıca, Avrupa Birliği'nin İsrail'e ortak tepki göstermesi için çaba harcandıklarını söyledi.Demonstranti su izvikivali da prosvjeduju i protiv šutnje Europske unije i Francuske na izraelsku akciju.
Katil cesedi saklamak için ciddi çabalar sarf etmişti.Nakon toga su surađivali kako bi sakrili tijelo.
Ama yine bu çabalarının hepsi boşa gitti.Svi ovi napori su propali.
Oy haklarının herkese tanınması için çaba gösterdi.Došlo je do borbe za pravo glasa svakog pojedinog predstavnika.
Aşkın Çabası Boşuna.Muči ga problem ljubavi.
İbn Hatip'in çabaları sonunda İbn-i Haldun, Kuzey Afrika'ya geri gönderildi.Naposljetku je na al-Khatibov nagovor Ibn Haldun poslan natrag u sjevernu Afriku.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod