Ana içeriğe geç
Sözlük

çaba ile cümle

çaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.또한 이에 대한 고민과 대안도 지속적으로 제시되고 있다.
Ayrıca kendi çabasıyla Latinceyi de öğrendi.그는 그의 악기에 라틴어로 다음과 같이 표시했다.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.그는 또한 클럽의 인원들에게 선수들의 집에서 취침 점호도 하였다.
Aynı dönemde Seyfert galaksiler için spektrofotometrik verileri toplamak amacıyla, çabalar yapılmıştır.같은 기간에 세이퍼트 은하에 관한 분광광도 데이터를 수집하기 위한 노력이 이루어져 왔었다.
Toplama alanında gösterdiği çaba müthişti. (...)관직은 영의정에 이르렀다.)
Müzikal oyuncu olarak, "Fame" , "Kiss of the Spider Woman" ve "Cabaret" adlı gösterilerde rol almıştır.또한 카르멘 디아즈의 뮤지컬 "Fame"와 "Kiss of the Spider Woman"에도 출연하였다.
Sacramento kenti İsviçre göçmeni olan John Sutter ve James W. Marshallın çabaları sonucunda kurulmuştur.새크라멘토는 스위스 이민자 존 서터와 제임스 W. 마셸의 노력 때문에 도시가 되었다.
TPF bir falanks oluşturdu ve yavaşça ilerleyerek ve kalabalığı geri iterek sokakları boşaltmaya çabalıyordu.TPF(진상 규명 팀)은 방진형(사각형) 형태로 배치되었고, 천천히 전진하면서 군중들을 물러나게 하여 거리를 정리하려고도 시도하였다.
Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 $ daha gereklidir.대형로펌은 초임은 50,000 달러이며, 능력에 따라 100,000 달러(1억원) 이상을 지급하기도 한다.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.내가 원하는 것은 우리가 계속 발전하는 것이다.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.나는 죽기 위하여, 여러분은 살기 위해서.
Bu kamu görüşü kimyasal silahların yasaklanması yönünde çabaların artmasına sebep oldu.바로 이를 생화학 무기로 악용할 가능성에 대한 우려의 목소리가 높아지고 있다.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.1184년 초 보두앵은 시빌라와 기가 맺은 혼인을 무효화 시키려고 하였다.
1976'dan 1981'e kadar günlük çabalarıyla Little Miss serisi çıkmaya başladı.1976년까지 그는 이 작업을 마무리 하고 1981년에 들어 Little Miss 시리즈의 책을 출판했다.
Sun Microsystems tarafından 2006 yılında başlatılan bir çabanın ürünüdür.이것은 썬 마이크로시스템즈가 2006년에 시작한 노력의 산물이다.
Tevfik Fikret gibi nazmı nesre yaklaştırma çabasındaydı.이리니는 아테네 출신답게 적극적으로 성상을 존중하는 입장이었다.
Hayatı toz pembe görmüyorum diye mahkeme parası ödedim, üzüntüsü de caba.소방구가 패군을 거두어서 강릉으로 되돌아갔고, 소역은 소방등이 죽었는데도 슬퍼하는 기색이 없었다.
Ayrıca ziraat alanında kooperatifçiliğin kurulması için de çaba sarf ediyordu.또한 그 가창력을 유지하기 위해 엄청난 노력을 했다.
O şekilde araç doğrudan hastaneye yönlenmiş ancak Kennedy tüm çabalara karşın kurtarılamamıştır.이 계획에 따라 전쟁을 수행하기로 했지만, 몰트케는 보급 문제를 도저히 등한시할 수가 없었다.
Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba göstermiştir."세계 평화는 확실히 노력하기에 이상적인 가치이다.
Bu çaba Alman kuvvetlerini yenmeye yetmedi.공격의 결과는 독일군의 견제로 이어지지 않았다.
Cabaye, 2009-10 sezonunda kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi.카바유는 2009-10 시즌을 최고의 시즌을 보냈다.
5 yıldan fazla çaba gösteren insanların yaklaşık %40'ında başarı görülür.5년에 걸쳐 시도하는 경우 40%에 가까운 성공률을 보였다.
Örgüt, halen yasadışı faaliyetlerde bulunmakla birlikte siyasileşme çabası içindedir.지금도 공산당 활동은 불법으로 남아있다.
Özellikle o dönemde oldukça kısıtlı olan eğitim imkanlarından herkesin faydalanabilmesi için çaba sarf etti.즉, 문종 때 교육에 많은 노력을 경주한 최충을 당시 사람들이 칭하던 말이다.
Bunlar geçmişte elde edilen bir başarıyı yine elde etme çabasıdır.반복은 과거의 느낌을 다시 되살리려는 시도이다.
Şu anda, bu kaplanları 2008 yılında vahşi doğaya salma amaçlı yetiştirme çabaları vardır.참고로, 초록뱀 미디어는 2008년에 일지매를 드라마로 제작한 적이 있다.
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.하지만 첫 음반을 내는 과정은 순탄하지 않았다.
Fakat onun çabaları başarısızlıkla sonuçlandı.그러나 이러한 그의 노력은 실패로 끝마쳤다.
Bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür.보통 이러한 종류의 공격성을 드러내는 사람은 그렇게 하도록 유발된 느낌을 갖는다.
Ancak çabası yeterli olmadı.하지만 노력에 비해 성과가 너무 적었다.
Bu konuda John Edgar Coover yoğun çaba göstermiştir.이로 인해 존 메너즈는 상당한 명성을 얻었다.
Gerçeği görmek, çaba gösteren herkes için mümkündür.원하는 것은 뭐든 이루며 우아하게 살아온 인물로 남에게 보여지는 것을 중시 여긴다.
Bunun için oldukça çaba gösterilmesi gerekmektedir.“그렇다면 시도할 필요성은 충분하군.
Live from Le Cabaret, Amerikalı pop rock grubu Maroon 5'ın üçüncü konser albümü.Live from Le Cabaret은 마룬 5의 세 번째 라이브 음반이다.
Akut bronşitte antibiyotik kullanımını azaltma çabaları vardır.급성 기관지염의 치료에서 항생제 사용을 줄이려고 노력을 기울이고 있다.
At; bilimsel adı Equus Caballus’tur.학명은 Equus ferus caballus이다.
Şah karşı koymaya kalkıştı, fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.그들은 교회가 유대인들을 대변할 것을 재촉했지만, 그러한 그들의 노력은 별로 성공적이지 못했다.
Şarkı birkaç farklı şey hakkında – benim çabalarım hakkında, şöhret mi istiyorum sevgi mi?השיר מדבר על כמה דברים שונים - על המאמצים שלי, האם אני רוצה תהילה או אהבה.
Her iki grup da çabalarını tek bir “Detektör Grup“ oluşturmak için birleştirmeye karar verdiler.השניים החליטו לאחד את מאמציהם ל"קבוצת גלאי" אחת.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.למרות ניסיונותיו של דניאל להתפייס, שמר לו אביו טינה עד יום מותו.
Çamur akıntısı, Bacolor‘daki Barangay Cabalantian’daki yüzlerce insanın ölümüne sebep oldu.זרם הבוץ גרם למותם של מאות תושבים בעיירה קבאלנטיאן (Cabalantian).
Kendi kendine yetebilirlik için çok çaba sarfetse de Kuzey Kore diğer ülkelerden ekonomik yardım almıştır.למרות שאיפותיה להסתמכות עצמית, קוריאה הצפונית ממשיכה להישען על תמיכה כלכלית ממדינות אחרות, ללא הפסקה.
Bir ülke ilk defa bağımsızlığını kazandığında, iki süpergüçten bir tanesi ile ittifak kurmaya çabalamıştır.כאשר מדינה קיבלה את עצמאותה לראשונה, ציפו ממנה כי תחבור לאחת משתי מעצמות העל הללו.
Gençler torbayı kapabilmek için çabalarlar.הצעירים כנראה משתמשים בהם כדי לבלבל את טורפיהם.
Bütün çaba "Proje Mor 2" ismi ile 2005 yılında başladı.הרעיון נקרא "הפרויקט הסגול 2", והחל בשנת 2005.
Bu çabaların bazılarında başarılı oldu.חלק מעיבודים אלו זכו להצלחה.
Kitap Morgan’ın tüm çabalarına karşın basılır ve kana susamış korsan imajı pekişir.אף על פי כן, הספר תרם רבות לחיזוק המוניטין של מורגן כשודד ים צמא-דם.
Marsilya'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi.במרסיי השתדלה למען שחרור בעלה ובדקה אפשרויות ליציאה מצרפת.
Bundan sonra Rusların bölgeyi keşfetmek için daha fazla çaba göstermedikleri görülüyor.אין עדויות לכך שלאחר האירוע הרוסים ניסו לחקור את האזור פעם נוספת.
Fakat bu boşuna bir çabadır.כל המאמץ הזה מבוזבז.
Bununla birlikte 1920 yılında Diana'nın çabaları ile Japonya, Ermenistan'ın özgürlüğünü tanıyan ilk ülke oldu.בשנת 1920, הודות למאמציה של אבגר, יפן הייתה המדינה הראשונה שהכירה בארמניה.
Hannah yıllardır hayırsever olarak çaba göstermiştir.במשך שנים, האנה עזר למטרות צדקה שונות.
Beşiktaş’a gelmek için çok çabaladım.היו לחזנוביץ כמה דרישות ממקבלי התרומה: "א.
Ancak çabası yeterli olmadı.עם זאת, ניסיונו זה לא צלח.
(Yeni Çabalar), 125.עמ' 125.
Üretim kalitesini yükseltmek ve müşteri memnuniyetini sağlamak için çabalamıştır.הגדלת היכולת של הארגון לייצר ללקוחותיו עונג (delight).
Bu anımsama tereddüt ya da bilinçli bir çaba olmadan gerçekleşir.זיכרון מרומז אינו דורש מאמץ מודע או כוונה להיזכר.
2001 yılın ortasında elde etme çabası askıda kalmıştır.הוא התחמק מניסיון לערוך בו סיכול ממוקד בשנת 2001.
İran şahı İran’ı kendisine bağlı modern bir ülke haline getirmek için çabalıyordu.השאח רצה להפוך את איראן למדינה מתקדמת כדוגמת טורקיה.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod