Film, Thomas'ın cinayeti kanıtlama çabalarıyla devam eder.本作ではトーマスを見つけようと尽力する。
Ama sonra kendimi bıraktım; çünkü ne kadar çabalarsan çabala sesine gem vuramıyorsun.努力しても、努力しても、鳴かず飛ばず。
Bilim ve matematik uluslararası bir çaba haline gelmişti ve yakında tüm dünyaya yayılacaktı.この時代に科学と数学は国境を越えた営みとなり、すぐに全世界に広まった。
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.整備不良で当初は全く動かなかった。
Dreyfus'un suçsuzluğunu kanıtlama çabalarını 1906'da aklanmasına değin sürdürdü.結局ドレフュスの無実が確定したのは1906年ことであった。
Bunun için oldukça çaba gösterilmesi gerekmektedir.私はあなた方が極めて努力することを望みます。
Günümüzde artık tekrar yayılması için çaba gösterilmektedir.今日でも復活させる試みがある。
Gerçeği görmek, çaba gösteren herkes için mümkündür.人間に可能なことは全て可能な万能ぶりを見せる。
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.彼はある種の尊敬と注目を集めるために人生の全てを捧げた」と述べた。
Buradaki amaç; çabalarının varlıkların hepsinin yararına olduğunu göstermektir.自然よ、あなたの季節がもたらすものは皆私にとって実りある。
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.また、藩校の博文館をさらに拡張した。
Mart 2010 ^ Mirgün Cabas ile Her Şey.2010年3月、ガッツワールド入団。
Generallerin bu çabası boşuna değildi.彼らの努力は無駄にはならなかった。
Hakasça'nın resmi şivesinde çabas sözü kullanılır.ハッシュテーブルによる実装が意図されている。
(Yeni Çabalar), 125.享年125。
Başbakan olarak kral ile büyük oğlu William arasındaki çatışmada arabuluculuk yapmak için boşuna çaba harcadı.殷郊(いん こう) 商の太子で紂王と姜妃の間にできた長男。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.印刷工場と庭園を舞台にしたゾーンだが、外部は雪で覆われている。
Çabaları sonucunda Neuchâtel Üniversitesi bilimsel araştırmada önde gelen kurumlardan biri hâline gelmiştir.それにより、フラクタルの先駆的な研究のひとつとみなされるようになった。
Gandi Britanyalıların Hintleri askere alması için çabaladı.ホジソンは英印軍のためにグルカ兵を雇うことを提案した。
Kuşkusuz bunları firavunların çabasıyla, baskısıyla yapmışlardır.この帝国は父祖の努力によって築き上げられたものだ。
Gelirleri olabildiğince eşit hale getirmek için çabalamalıyız.出来るだけインを攻めるのがコツ。
Yakın zamanda da hiçbir büyük deprem olmamasını kendi çabasına borçlu olduklarını savunmasına eklemiştir.そして彼は、我々が自分自身の手で死ぬ必要に迫られる時まで、さほど時間は無いとも警告していました。
Ruhu uykuda olanları uyandırma çabamda bana destek olmaya devam etmenizi istiyorum.独り寝の寂しさを紛らわせるため、継男に色仕掛けで迫る。
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld结识了许多波兰人,甚至作出了努力学习他们的语言。
Yine de kırk yıl gibi bir süre sonra Yahudiler eski özgürlüklerini kazanmak için çaba verdiler.然而,四十年后,犹太人努力想恢复他们以往的自由。
Bilim ve matematik uluslararası bir çaba haline gelmişti ve yakında tüm dünyaya yayılacaktı.科学和数学研究变成了一项国际活动,随后将很快遍及全球。
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.虽然丹尼尔试图妥协,他父亲至死不愿和解。
Öze dönüşçü yazıları, Hristiyanlık tarihinde Allah’ın etkinliğini sergileme çabasındadır.不過,《古蘭經》明確地指出在有意為之的時候,真主會赦免悔過者犯下的罪行。
Buz Mağarası ve Rüzgar Mağarası, yetkililerin çabalarına rağmen, çöp doludur.腊月里,冰雪天,地保衙役都摧钱。
Bu çabaları meyve verdi; 1952’de on bir ülke temsilcisiyle CERN’i kurmak için bir araya geldi.這項努力得到了成果;十一個國家的代表於1952年共同創建了歐洲核子研究組織(CERN)。
Cabaret Voltaire , Zürih İsviçre'deki kabaredir.伏尔泰酒馆(Cabaret Voltaire)是瑞士苏黎世的一个卡巴萊。
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.张祎行义自始至终,都像这样。
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.他还致力于加强与土耳其的关系。
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.苏联加快了制造原子弹的节奏。
Alexandre Cabanel (28 Eylül 1823 - 23 Ocak 1889), Fransız ressam.亚历山大·卡巴内尔(Alexandre Cabanel,1823年9月28日-1889年1月23日),法国学院派画家。
Ancak herhangi bir yerleşim yeri kurma çabası göstermemişlerdir.因為「惟天生民有欲,無主乃亂。
Ama yine bu çabalarının hepsi boşa gitti.但他的努力最终都白费。
İzleyen dönemde krallığını genişletme çabasına girdi.正为提高自己在皇族内的地位而努力。
Bunların bir kısmı, aktif planlarla Adolf Hitler'i ve onun rejimini devirmek için çaba gösterdi.在这些抵抗运动中,有许多个人和组织积极参与到将阿道夫·希特勒赶下台并在推翻他的政权的计划中死去。
630'lu yıllarda Müslüman toplumlar Kuzey Afrika ve Orta Doğu'ya doğru genişleme çabasına girdi.630年前,穆斯林大大影響著中東及北非。
Ayrıca kendi çabasıyla Latinceyi de öğrendi.而達文西則靠自學懂得拉丁文。
NATO'nun resmî sitesinde Etkin Çaba Harekâtı在軍事角度上,科索沃戰役打成平手。
Derslerde kapsayıcı özel eğitim ve düşük başarıyı azaltmak için eğitici çaba tipik Nordik eğitim sistemidir.包含特殊教育在內,在課堂的教學工作儘量減少程度落差也是北歐式的教育特色。
Bu yeni yolda kişiliğimi bulma çabasına yönelik çalışmalara başladım.我想在我的工作道路上坚持这个原则。
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.卫生设施的目的是,通过提供清洁的环境,来保护人类健康。
Kelime anlamı “çaba göstermek”.喜歡的詞語是「努力」。
Aşkın Çabası Boşuna.興趣是戀愛。
Ancak kısa süreli paganizmi diriltme çabaları ölümüyle sona ermiştir.太祖常欲大用之,為惟庸黨所脅,墮井死。
Matematik felsefesi, matematiği anlama çabalarını sınıflandırmaya çalışan bir felsefe dalıdır.数学哲学是哲学的一个分支,研究数学中的哲学问题的学科。
Kar, buzu bir insana dönüştürmeyi öğrenmek için çabalamaya başlar.忍法‧雪人變化 將自己變為雪人的忍法。
İnsanin yaratılış amacına yani özüne (Mutlak Bilinç) dönme çabasına din denir.他們的成員相信失蹤的大剛會重返,並帶來人類的希望。
Son yıllarda sürekli 3. Lig için çabalamış fakat bir türlü çıkamamıştır.过去四十三年我见过许多尸体,但没有一具像这样。
Örgüt, halen yasadışı faaliyetlerde bulunmakla birlikte siyasileşme çabası içindedir.加大机构编制违纪违法行为查处力度。
Erişim tarihi: 20 Mayıs 2014. ^ "MTV EMAs Host Katy Perry Brings 'Cabaret' To Berlin".2014년 5월 20일에 확인함. “MTV EMAs Host Katy Perry Brings 'Cabaret' To Berlin” (영어).
Antonius ve kalan birlikleri yakında bekleyen Kleopatra'nın donanmasının son andaki çabasıyla kurtuldular.안토니우스와 남은 군사들은 근처에 기다리고 있던 클레오파트라의 함대가 막판에 노력한 끝에 겨우 목숨을 부지할 수 있었다.
Ama yine bu çabalarının hepsi boşa gitti.그러나 이런 모든 노력은 헛된 것이었다.
Ama cevap çaba göstermek olmalıdır.그러나 전투는 반드시 필요하오.
Bunu düzeltme çabası olarak, dış borçları geri ödemeye karar verdi.수리하기로 결정했다가 예산문제로 폐기 처분하기로 결정되었다.
Aşkın Çabası Boşuna.사랑은 어렵다.
Şubat 2008'den bu yana Arnavutluk, Akdeniz'de NATO'nun Aktif Çaba Operasyonu'na resmen katılmaktadır.알바니아는 2008년 2월부터 지중해 지역에서 펼쳐진 NATO의 오퍼레이션 액티브 엔데버 (Operation Active Endeavour)에 참여해왔다.