Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.Til tross for dette, ble treet sterkt skadet i en snøstorm i 1907.
Bunlar, ölümlerinden sonra tanrısallaştırılan firavunları kutsamayı ve kalıcı kılmayı amaçlayan çabalardı.Disse ble brukt for å feire den guddommeliggjorte farao etter hans død.
İsaakios'un bu çabası boş çıktı, 1195 ya da 1196 yıllarında zehirlenerek öldü.Dette nye forsøket på forræderi førte ikke fram og han døde av forgiftning i 1195 eller 1196.
Kesimleri görünmez, dikkat çekmeyen yapmak için çok çaba harcanır.Desperat ønske om å være usynlig.
11 Nisan 1945 tarihinde 3.Amerikan Ordusu desteğinde, tutukluların kendi çabalarıyla kurtarıldı.Den 11. april 1945 befridde amerikanske tropper de gjenværende fangene.
Fakat onun çabaları başarısızlıkla sonuçlandı.Men hans håp slo feil.
Ömer Muhtar'la görüşme çabaları sonuçsuz kaldı.Forsøk på å ta høyere mandarineksamener slo feil.
Fakat Fransa bu çabaları etkisiz kıldı.Franskmennene mislyktes i å utnytte suksessen sin.
Stephen ise oğlu Eustace'ın İngiltere kralı olarak tanınması için çabalasa da başarılı olamaz.Stefan forsøkte uten suksess å få sin egen sønn, Eustace, anerkjent av kirken som den neste kongen av England.
Bazı köklü reform çabaları yürütülmüştür, ör.Videre fikk Sverdrup gjennomført flere reformer, som juryordningen.
Üstünlük çabası diğer nevrotikler gibi onlarda da vardır.De vokser ikke inn i nervene slik som andre typer nevrofibromer.
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.De studerte ikke for en karriere, men for å bli gode byborgere.
Başka bir kayıt izlediğinde Homer'ın Maggie'yi kurtarma çabalarını görünce onu affeder.Da hun ser bildet av Homer kjenner hun ham igjen.
Ancak bu çabaları başarısız kaldı.Disse bestrebelsene var likevel mislykket.
Saba Kraliçesi'nin testlerinden oluşan manilerin derlenmesi için büyük çaba sarfedilmiştir.Det ble satt begrensninger på antallet innehavere av Dronningen av Sabas orden.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Tyskerne gjennomførte kraftige forholdsregler for å forhindre den truende katastrofen.
Fakat kilisenin bu çabaları sonuçsuz kaldı.Bønnen var derfor uten virkning.
Ancak derslerinden geçmek için hiçbir çaba sarfetmiyordu.Han hdde ingen interesse for sine studier.
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.Sovjetunionen startet utviklingen kort tid etterpå, med sitt eget atombombeprosjekt.
Örgüt, halen yasadışı faaliyetlerde bulunmakla birlikte siyasileşme çabası içindedir.Han frykter nemlig innblanding i sine ulovlige aktiviteter.
Bu çabadan sosyal bilimler gelişti.Dari upaya ini ilmu-ilmu sosial telah dikembangkan.
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld berteman dengan orang Polandia dan belajar bahasa mereka.
Aristagoras kış boyunca ayaklanmayı alevlendirmek için çaba harcamıştır.Selama musim dingin, Aristagoras terus menggerakan pemberontakan.
Bu dönem zarfında, başkent Rio de Janeiro'yu yeniden şekillendirme çabaları, 1904 "Aşı İsyanı"na dek sürdü.Selama masa ini ia direnovasi maka ibukota Brasil, Rio de Janeiro, upaya diselingi oleh "Revolt Vaksin" 1904.
Ne var ki, bu çaba Michele Alboreto, Alex Caffi ve Stefan Johansson'un puan kazanmasına yetmemiştir.Namun, yang tidak memungkinkan Michele Alboreto, Alex Caffi atau Stefan Johansson untuk mencetak poin.
Komünistler, Çin'deki yönetimi ele geçirdikten sonra kendi başarılarını sanat yapıtlarıyla anmaya çabaladılar.Setelah Komunis merebut Tiongkok, mereka mengenang pencapaian mereka melalui karya-karya seni.
Miras hakkı için kardeşleri ile mücadele etti ancak çabası sonuçsuz kaldı.Karena Jogobiro iri terhadap keadaan fisik saudaranya, maka terjadilah peperangan di tempat tersebut.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.Oleh karena itu, diperlukan upaya untuk mengaktualisasikan diri.
Balkanlar'daki operasyonların tamamen savunmacı bir mesele olduğu için çabaları engellendi.Usahanya terhambat oleh fakta bahwa operasi di Balkan adalah masalah yang benar-benar defensif.
Ama cevap çaba göstermek olmalıdır.Ia berusaha keras untuk menjawab.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.Pada awal bulan 1184, Baudouin berusaha untuk membatalkan pernikahan di antara Sibylla dan Guy.
Bâb-ı Âli Baskını'nın ardından iktidara gelen ittihatçıların çabalarıyla serbest bırakıldı ve yurda döndü.Demikianlah hamba itu membawa Ribka lalu berjalan pulang.
Bazı bölgelerde başarılı koruma çabaları sonucunda yüksek popülasyon yoğunluğuna erişilmiştir.Upaya konservasi yang berhasil di beberapa wilayah menghasilkan kepadatan populasi yang tinggi.
Kurtuluşa kendi çabamızla kendimiz ulaşırız.Maaf, kami punya komit (komitmen) sendiri.
Hannah yıllardır hayırsever olarak çaba göstermiştir.Cowell telah bergabung dalam kegiatan amal selama bertahun-tahun.
Galatasaray'a gelmek için çabaladı."Saya harap Anda tidak mencoba melakukan MacArthur kepada saya."
Onun çabaları sayesinde Dion dünya çapında ünlü bir şarkıcı oldu.Album ini meraih banyak penghargaan dan mengantarkan Dion menjadi penyanyi terkenal ke seluruh dunia.
Aynı adla Çabaş akarsuyu da vardır.Mempunyai minat yang sama terhadap suatu masalah.
Çok çabuk ve iyi kararlar verir, halkının olabilecek en iyi şekilde yaşaması için çabalardı.Tentu saja mereka sanggup dan berjanji akan melaksanakan sebaik-baiknya.
Bu çabalar da köye bir girdi meydana getirmemektedir.Di desa ini juga tidak ada PDAM yang masuk desa ini.
Kulübün arması modernleştirme ve yeniden markalaştırma çabaları için birkaç kez değiştirilmiştir.Lambang klub telah berganti beberapa kali dalam upaya memodernisasi dan mengubah pencitraan.
Fakat bu boşuna bir çabadır.Usaha ini sia-sia belaka.
İmparator bundan sonra otoritesini yeniden kurmaya çabaladı.Bey yang tersisa berusaha mengembalikan kekuasaan mereka.
Örgüt, halen yasadışı faaliyetlerde bulunmakla birlikte siyasileşme çabası içindedir.KOrea Utara telah membantah terlibat dalam aktivitas ilegal apapun.
Kimya laboratuvarlarının kurulması için büyük çaba sarf etti.Di sana ia mendapat tugas untuk memimpin Laboraturium Kimia.
Ancak çabası yeterli olmadı.Tapi upaya itu tidak berhasil.
Ama yine bu çabalarının hepsi boşa gitti.Namun, semua usaha tersebut sia-sia.
( Olgun kişi her şeyin iyisi için çabalar. )Semua orang akan memperoleh sesuatu lebih mudah melalui Internet.)
TM Tekniği, aklın bir çaba içine girmesini gerektirmez.Rachmat tidak hanya menuangkan pikiran dalam kegiatan usaha.
Yıldırım Harekatını alt etme çabalarının başlangıç tarihi 1939'daki Polonya Seferi'ne kadar gider.Pengeboman Frampol terjadi selama Invasi ke Polandia tahun 1939.
Köylüye yardım etmek için çabalar.Ia ditolong penduduk desa.
Guderian'ın çabaları savaşın kötü gidişini değiştirmeye yetmedi.Keputusan Nagumo tidak dapat mengubah jalannya pertempuran.
Bu çaba İstanbul Hükümetini tedirgin etti.Peristiwa ini melumpuhkan pemerintahan Indonesia.
Bu çabanın sonucunda Cemal Abdünnasır 21 Eylül'de Kahire'de ilk Arap Birliği acil zirvesini topladı.Sebagai bagian dari usaha ini, Gamal Abdel Nasser memimpin sebuah KTT Liga Arab di Kairo pada 21 September.
Ancak ikisinin çabaları yeterli olmaz.Ternyata usaha Both tidak sia-sia.
Daha doğrusu Themistokles'in görüşü buydu ve Atinalılara bunu empoze etmek için büyük çaba harcadı.Pada periode ini, Themistokles terus berupaya supaya Athena mengembangkan kekuatan lautnya.
Törende Broadway Cabaret özel bir performans sahneledi.Bonus Kupon undian mengikuti acara spesial.
Otobüse girme çabaları bir saat kadar sürdü.Perjalanan tercepat dengan kereta dan bus memakan waktu sekitar satu jam saja.
Teyzeleri ise onu bilindik bir genç kıza dönüştürme çabasındadır.Dalam kegelapan dia berusaha mengetahui bahwa dirinya dikucilkan oleh bibinya.
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld đã làm bạn với vô số người Ba Lan, ông thậm chí còn cố gắng nỗ lực học tiếng của họ.