En iyi rap albümleri arasında da görülmesi cabası.Albumia pidetään yhtenä parhaista Gangsta rap -tyylin levyistä.
Bu sözleşme; küresel ısınma sorununa küresel ölçekte çözüm getirme çabasıdır.Hararin mukaan globaalien ongelmien ratkaisemiseksi tarvitaan globaalia yhteistyötä.
Kişilerin bağımsızlıklarını savunma çabaları bu tür müziğin etkinliğini artırmasında önemli pay sahibiydiler.Heidän aggressiivinen käytöksensä espanjalaisia kohtaan johtui ehkä tämän aseman suojelemisesta.
Kilise'nin içi için mimarlar büyük çaba sarfetdi.Kirkon toteuttamisessa oli monta mutkaa.
Aklını şüphelerden temizlemek için çok çabaladı.Hän ponnisteli kovasti pyyhkiäkseen epäilykset mielestään.
Hepimizin mutluluğu için ben de çabalayayım.Minäkin alan ponnistella meidän kaikkien onnellisuuden eteen.
Dini gruplar, reklamları yasaklatmak için çabaladı Pepsi ürünlerini boykot etti.Θρησκευτικές ομάδες προσπάθησαν να απαγορεύσουν το διαφημιστικό και να μποϊκοτάρουν τα προϊόντα της Pepsi.
O da artık çabalarını Afrika'ya yönlendirmeye karar verdi."Ήταν λοιπόν στην Αφρική που αποφάσιζε να αφιερώσει τις προσπάθειές του».
Bilinen yıldız kümesi sayısı gök bilimcilerin çabasıyla artmaya devam etmiştir.Ο αριθμός των γνωστών σμηνών συνέχισε να μεγαλώνει από τις προσπάθειες των αστρονόμων.
Generallerin bu çabası boşuna değildi.Μάταιες όμως ήταν οι προσπάθειες των αρχηγών.
(Yeni Çabalar), 125.Σελ.: 125.
Alexandre Cabanel (28 Eylül 1823 - 23 Ocak 1889), Fransız ressam.Ο Αλεξάντρ Καμπανέλ (Alexandre Cabanel, 28 Σεπ 1823 - 23 Ιανουαρίου 1889) ήταν Γάλλος ζωγράφος.
Samanîler döneminde İran'ın bağımsızlığını kazanma çabaları daha da güçlendi.Μέχρι την εποχή των Σαμανιδών, οι προσπάθειες του Ιράν για ανάκτηση της ανεξαρτησίας του ήταν πλέον γόνιμες.
Bu çaba Alman kuvvetlerini yenmeye yetmedi.Ποτέ όμως δεν κατάφεραν να κάμψουν τη δύναμη του Γερμανικού στρατού.
Türkiye'de bu koşulları yerine getirmek için yoğun çabalar bulunmaktadır.Η Τουρκία χρησιμοποιεί ήπιες πολιτικές για να επιτύχει αυτούς τους στόχους.
İzleyen dönemde krallığını genişletme çabasına girdi.Ανέλαβε πλήρως τη βασιλική εξουσία όταν ενηλικιώθηκε.
Bu, Attaleiates'in okuyucuyu bir bilgelik gösterisi ile etkileme çabası değildir.Δεν είναι προσπάθεια εκ μέρους του Ατταλειάτη να εντυπωσιάσει τον αναγνώστη με επίδειξη πολυμάθειας.
Sahaya Çık kampanyasıyla genç çocuklara basketbolu öğretme çabasında oldu.Και μας παρότρυνε τα διαλείμματα να ασχοληθούμε με την τεχνική του μπάσκετ.
Sendikaları zayıflatma çabaları de imajına zarar verdi.Οι πολιτικές της πεποιθήσεις είχαν αμαυρώσει την εικόνα της.
Günümüzde artık tekrar yayılması için çaba gösterilmektedir.Σήμερα γίνεται, ατυχώς, προσπάθεια μετονομασίας της.
Teyzeleri ise onu bilindik bir genç kıza dönüştürme çabasındadır.Υποδυόταν το παιδί της μαμάς ο οποίος γνώρισε μια κοπέλα που του άλλαξε τη ζωή.
Daniel’in uzlaşma çabalarına rağmen babası bu kininden ölümüne dek vazgeçmemiştir.Παρά τις επίμονες προσπάθειες του Ντάνιελ για συμφιλίωση με τον πατέρα του, εκείνος δεν μαλάκωσε ποτέ.
Kabare kelimesi, Fransızca meyhane anlamına gelen cabaretden türetilmiştir.Ο Τίτλος του album μεταφράζεται στα Γαλλικά ως Madness.
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.Η πρώτη προσπάθειά τους ήταν άκαρπη.
Bu çabaları nedeniyle aynı yıl Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü.Μάλιστα, για όλες αυτές τις προσπάθειές του προτάθηκε και ως υποψήφιος για το Νομπέλ Ειρήνης.
Gerçeği görmek, çaba gösteren herkes için mümkündür.Η αλήθεια για τον καθένα είναι η πραγματικότητα που βιώνει.
Bu bir son dakika çabası oldu ve işe yaradı.Αυτές οι προσπάθειες έγιναν την τελευταία στιγμή και ήταν μάταιες.
Sevgisini kazanmak için ise çok çabalamak gerek.Αν πρόκειται να απεικονίσεις την αγάπη, πρέπει να την αισθάνεσαι.
Savaş sürgünlerinin bölgenin toplumsal ve ekonomik hayatına dahil edilme çabaları uzun yıllar aldı.Η οικογένειά του ενεπλάκη στις κοινωνικές και κοινοτικές διεργασίες της περιοχής πολλά χρόνια πριν.
Bu dönemlerde dünya barışı için yoğun çaba göstermiştir.Είναι πολύ δύσκολο έστω και να μιλήσουμε για ειρήνη τώρα.
Cabanel, Montpellier'de dünyaya geldi.Μπέρτα, έγινε μοναχή στην Μόντενα.
( Yalnızca dikkatli, hassas ve becerikli çabalar devamlılık gösterecek sonuçlara ulaşır. )(Θεμελιώδες, αλλά τελευταία αμφισβητούμενο έργο για την απόλυτη χρονολόγηση).
Bu bir son dakika çabası oldu ve işe yaradı.Det var i sidste øjeblik, og det virkede.
Ancak kısa süreli paganizmi diriltme çabaları ölümüyle sona ermiştir.Incessantly (plagued by) maleficence, (doomed to) insidious death (is) he who breaks this (monument).
Şubat 2008'den bu yana Arnavutluk, Akdeniz'de NATO'nun Aktif Çaba Operasyonu'na resmen katılmaktadır.Siden februar 2008 har Albanien været officiel deltager i NATO's Operation Active Endeavor i Middelhavet.
Bu sıralarda 4. Panzer Ordusu'nun dağılan kalıntıları hala Alman hatlarına ulaşabilme çabasındadırlar.I mellemtiden forsøgte de forrevne rester af 4. panserarmé stadig at nå tilbage til de tyske linjer.
Bunların bir kısmı, aktif planlarla Adolf Hitler'i ve onun rejimini devirmek için çaba gösterdi.Nogle af dem var del i aktive planer om at fjerne Adolf Hitler fra magten, og nedlægge hans regime.
Aynı adla Çabaş akarsuyu da vardır.Samme vilje til at tale ud.
Türkiye ile ilişkilerin kurulması için büyük çaba sarf etmiştir.De førte til et forsøg på at opbygge bedre forbindelser til Rusland.
Stephen ise oğlu Eustace'ın İngiltere kralı olarak tanınması için çabalasa da başarılı olamaz.Stefan forsøg på at få sin egen søn, Eustace, anerkendt af kirken som Englands næste konge mislykkedes.
Her bir insan çabası biraz risk taşır, ama bazıları diğerlerinden daha risklidir.Naturkatastrofer kan ramme hele verden, men nogle steder er mere udsatte end andre.
5. sezon boyunca Lucifer'ın ve kıyametin durdurulması için çaba harcamıştır.Den femte sæson kredser om kampen for at stoppe Lucifer og redde verden fra Dommedagen.
Hakasça'nın resmi şivesinde çabas sözü kullanılır.Hvad dikterer hårmoden i Lusaka?
Daha sonraları Avrupa ve dünyanın geri kalanı için de geçerli olması yönünde çaba gösterilmiştir.De blev lige så overraskede over resultatet som resten af verden.
William Shakespeare, Aşkın Çabası Boşuna piyesinden uyarlama.En sonet af William Shakespeare om en kærlighed, der aldrig vil blive gengældt.
(Appelman sonra tüm kalkınma çabalarının başkanı olmak için AOL’a taşındı.)(Herredstinget blev senere flyttet til Gjellerup og videre til Herning).
Cabanel, Montpellier'de dünyaya geldi.ABES ligger i Montpellier.
Hayatta kalma çabalarını sürdürmeye devam ediyordu.Han fortsatte sine modstandsaktiviteter.
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.De studerede ikke for at få en karriere, men for at blive gode byborgere.
Babasının Rus topraklarını birleştirme çabalarını devam ettirdi.Hendes nuværende russiske sprogkundskaber har hun derfor måttet genopdage.
Bütün çaba "Proje Mor 2" ismi ile 2005 yılında başladı.De såkaldte "gruppe 2"-forsøg skulle være foretaget i Spanien.
Kendisini devrimci olarak görür ve bir devrimci gibi yaşamaya çabalar.Fra det tidpunkt betragtede han sig selv som en revolutionær, der kæmpede for folket.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.Jeg øver mig i at blive mere glad for livet.
Fakat çabalarının ulaştığı başarı, beklediğinin aksine, daha düşük oldu.De forventninger, der knyttedes til ham, blev dog kun i ringere Grad opfyldte.
İlin başkenti Cabadbaran kentidir.En front værdig for en hovedstad.
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.Den første opsætning var en total fiasko.
Stefan 5 yıl boyunca bu soğukkanlı, yorucu çabanın mimarlarından biri oldu.Peymann var i disse år en habil og meget anvendt militærarkitekt.
Aslında, bu tür bir çabanın varlığı durumunda ciddi eleştırılere maruz kalabilirdik.Vi ville stå overfor en generalstrejke hvis vi foreslog noget sådant.
Bazı köklü reform çabaları yürütülmüştür, ör.Men mange af Struensees andre reformer forblev urørte.
Sun Microsystems tarafından 2006 yılında başlatılan bir çabanın ürünüdür.Den er resultatet av en bestrebelse som Sun Microsystems innledet i 2006.