Annesi ise tam tersine sevecen ve anlayışlıydı ve oğlunun resim konusundaki çabalarına destek veriyordu.Édesanyja, ezzel szemben, csendes és félénk volt, és jelentős hatást gyakorolt fia műveire.
Tom Ripley (Matt Damon) 1950lerde New York'ta geçinmeye çabalayan genç bir adamdır.Tom Ripley egy fiatal férfi, aki bármit megtesz, hogy meg tudjon élni New York-ban.
Hiçbir beklentim de yok, belki de sadece kendi kendime kendimi ispat etme çabasıydı.Talán sosem volt esélyem, csak az ösztön, hogy túléljem.
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.Nem egy állásért tanultak, hanem hogy eredményes polgárok legyenek.
Tolkien 1946'da büyük bir çaba harcadı ve el yazmalarını 1947'de yayımcılarına gösterdi.1946-ban sokat haladt előre, és 1947-ben megmutatta a kéziratot a kiadónak.
Kendisini devrimci olarak görür ve bir devrimci gibi yaşamaya çabalar.Értsük meg egymást emberek, én a forradalom híve vagyok.
İklim uyuşmazlıkları nedeniyle bu çabalar ilk başlarda başarısızlıkla sonuçlanmıştır.A kezdeti sikerek ellenére ezek a támadások végül kudarcba fulladtak.
1956'daki Süveyş Krizi'nin çözümüne ilişkin çabaları nedeniyle 1957'de Nobel Barış Ödülü'nü aldı.A válság megoldása kapcsán tett erőfeszítései miatt 1957-ben Nobel-békedíjban részesült.
Tüm çabalara rağmen bazı durumlarda deneyler, teorik öngörülerden oldukça alakasız sonuçlar veriyordu.Bármi is a valóság, az eddig elvégzett kísérletek bizonytalan eredményeket adtak.
Milletine zafer içinyardım et, Prens Çaba ( Atilla'nın oğlu.) yıldız yolunda.Segítsd még egyszer győzelemre néped, Csaba király a csillagösvényen.
Ayrıca kendi çabasıyla Latinceyi de öğrendi.Szaktárgyain kívül a latin nyelvet is tanította.
Bütün çaba "Proje Mor 2" ismi ile 2005 yılında başladı.A fejlesztés neve Purple 2 projekt volt és 2005-ben indult.
Yönetmen Guillermo del Toro filmi tamamlayabilmek için çok çaba sarf etti, bankalara borçlandı.A producer, Guillermo del Toro számára nagyon fontos volt, hogy a film ne veszítse el mexikói sajátosságait.
Dizaynı DC-3 'ü geliştirme çabaları sürerken DC-4E nin oluşturulması ile oluşmuştur.A bizottság utazásának eredményeként a DC–2 helyett a modernebb DC–3-as beszerzéséről döntöttek.
(Yeni Çabalar), 125.235. füz.) 125. old.
6. sezon finalinde doğan çocuğu ise cabası.A hatodik terhességi hónapjának kezdetén Luk.
Bu ayrım, bilimlerin fenomenlerdeki özü açıklama çabaları açısından anlaşılmaz bulunduğu için reddedilmiştir.A tudomány elhanyagolja az általa magyarázni szándékolt fenomén mélyértelmét.
Aşkın Çabası Boşuna.Mert szerelemnek nem szerelem.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.A britek igyekeztek lebeszélni a mexikóiakat egy esetleges háborúról.
Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi.Szabadidejében franciául tanult.
Geoffrey sürekli onları tahrik ederek adeta kendisini öldürtmek için çabalamıştır.Gérard annyira elkeseredik, hogy többször meg akarja ölni magát.
Yaşanan şiddet olayları, 1977'de devletin, fiilî ırk ayrımına son verme konusunda çaba göstermesini sağladı.Az erőszakot fokozta, hogy az 1970-es években a francia kormány erővel akart fellépni a szeparatisták ellen.
Fakat çabalarının ulaştığı başarı, beklediğinin aksine, daha düşük oldu.Nagyobb modellek követték, de ezek teljesítménye a vártnál jóval alacsonyabb volt.
Bu sözleşme; küresel ısınma sorununa küresel ölçekte çözüm getirme çabasıdır.A film egyebek közt a globális felmelegedési válságot tárgyalja.
Beşiktaş’a gelmek için çok çabaladım.A trák ötvösművészet az i. e.
Şirketin personelinin çabalarının ötesinde, fabrikalarda ve diğer tesislerde çok az şey çalışıyordu.Lakói ekkor már kevés kivétellel a gyárak munkásai voltak.
Bunu düzeltme çabası olarak, dış borçları geri ödemeye karar verdi.Azért sietett, mert váltóadósságait kellett rendeznie.
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.Mindig az indokok és okok után kutat.
630'lu yıllarda Müslüman toplumlar Kuzey Afrika ve Orta Doğu'ya doğru genişleme çabasına girdi.Hatalmas rajai évezredekig veszélyeztették Észak-Afrika és a Közel-Kelet megélhetését.
Vilnüs'ü elde tutma yönündeki Alman çabası başarılı olmadı.Eközben az angolok próbálkozása Louisbourg bevételére sikertelennek bizonyult.
Müslüman oyuncuların da topluluğuna katılması için çaba gösterdi.A Muzulmán Testvériség bejelentette, hogy ők is részt akarnak venni a megbeszéléseken.
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld ystävystyi monien puolalaisten kanssa, ja jopa yritti oppia heidän kielensä.
Rishon Modeli bu alandaki tipik çabaları göstermektedir.Rishon malli selittää tyypilliset pyrkimykset alalla.
(Appelman sonra tüm kalkınma çabalarının başkanı olmak için AOL’a taşındı.)(Tekstissä lisätään että nimike muuttui Kaikkien Lintujen johtajaksi.)
Ancak, bu çabaları ona 1955 Stalin Barış Ödülü'nü kazandırdı.Tämän ansiosta Neuvostoliitto myönsi hänelle Stalinin kansainvälisen rauhanpalkinnon vuonna 1955.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.En tahdo kuolla, en vain jaksa elää.)
6. sezon finalinde doğan çocuğu ise cabası.Metsän poika tahdon olla, sankar jylhän kuusiston.
Ama bu çabalarında başarılı olamadı.Tässä ponnistelussaan hän ei onnistunut.
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.Varhaiset yritykset perustaa pysyvää asutusta olivat epäonnistuneita.
Alvin ve Heidi Toffler'ın bu konudaki çabalarının yakından tanığıyım.Alvin ja Heidi Tofflerin mukaan ytimessä on aika.
Film, Thomas'ın cinayeti kanıtlama çabalarıyla devam eder.Tämä voisi olla motiivi, Tomin murhaan...
20 Nisan 1976, Pedro Juan Caballero), kaleci pozisyonunda görev yapmış Paraguaylı millî futbolcudur.20. huhtikuuta 1976 Pedro Juan Caballero, Paraguay) on paraguaylainen jalkapallomaalivahti.
Santiago de los Caballeros de Mérida Libertador belediyesi ile Mérida eyaletinin başkenti.Santiago de los Caballeros de Mérida, lyhyemmin Mérida, on Méridan osavaltion pääkaupunki Venezuelassa.
Günümüzde artık tekrar yayılması için çaba gösterilmektedir.Tällä hetkellä sitä yritetään elvyttää.
Ana madde: Aşkın Çabası Boşuna (oyun) Aşkın Çabası Boşuna.193): Rakkaus on se mikä on mahdotonta.
Punk, Colt Cabana ve Chris Hero ile büyük feudlara girdi.Hänellä oli feudi Colt Cabanan ja Chris Heron kanssa.
III. Napolyon’un çabaları sonucu Meksika tahtı Maximilian’a teklif edilir.Napoleon III leimattiin Euroopassa Maksimilianin murhaajaksi.
Salvador Cabañas (d.Salvador Cabañas Ortega (s.
Ayrıca ziraat alanında kooperatifçiliğin kurulması için de çaba sarf ediyordu.Siellä ilmestyi myös hänen lupauksensa työskennellä kommunismin hyväksi.
Fabrikalaşma yoluyla gerçekleşen bu sanayileşme çabaları kentleşme sürecine ivme kazandırmıştır.Rakenteensa takia huolta aiheuttanut silta tuli edustavaan kuntoon.
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.Tämä johti siihen, että Neuvostoliitto alkoi kehittää omia sotilashelikoptereitaan.
İlk hafifletme çabaları, tamamen kazasız değildi.Ässien alkutaival ei yhdistymisen jälkeen sujunut aivan ongelmitta.
Hep bu ve bunun gibi çabaların peşindedirler.Tämä on aina vainonnut minua ja vainoaa edelleen.
Onu takip çabaları sonrası adanın diğer sakinleri ile karşılaşılır.Saaren myöhempi historia seuraa muiden alueen saarten vaiheita.
Sudan'dan köle getirilmesini yasaklayarak köle ticaretini durdurma çabası da başarısızlığa uğradı.Said yritti myös puuttua orjakauppaan kieltämällä orjien tuonnin Sudanista.
Bu inançla, babasını karanlık taraftan döndürmek için çabalar ve başarır.Hän yrittää tuloksetta käännyttää isänsä pois Voiman pimeältä puolelta.
Coventry 2000'li yıllarda yerel ekonomisini yeni endüstriler kurarak geliştirmek için büyük çabalar gösterdi.Viime vuosina Coventry on toipunut lamasta kun uudet teollisuudenalat asettuvat kaupunkiin.
Kesimleri görünmez, dikkat çekmeyen yapmak için çok çaba harcanır.Näin se pyrkii näyttämään hyvin kapealta ja olemaan lähes näkymätön.
Ancak bu çabalar sonuç getirmez.Etsinnät eivät kuitenkaan tuota tulosta.
Onlar da Matthew'a suni teneffüs yapmaya çalıştılar ama boşa çabaladılar.Marianna yritti myös itsemurhaa, mutta selvisi hengissä.