Aralarında Mendel Portugali'nin de bulunduğu çoğu genç cemaatin korunması için çaba gösterdi.Многие из молодых евреев, в том числе Мендель Португальский, пытались защитить сообщество.
Bu çabaların bazılarında başarılı oldu.Эти усилия принесли свои определённые плоды.
Bu çabalar doğrultusunda yıldızlara ait bir hareket belirtisi elde edilememiştir.Эти попытки не выявили никаких признаков движения звёзд.
1184 yılı boyunca ise Sibylla ile Guy'un evliliklerini fesh ettirmek için çabalara girişti.Кроме того, он пытался в начале 1184 года добиться расторжения брака Сибиллы и Ги.
Miras hakkı için kardeşleri ile mücadele etti ancak çabası sonuçsuz kaldı.Они даже хотели казнить братьев, но Ородрет удержал их от этого.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.И я буду упорно работать, чтобы продолжать совершенствоваться.
Bu çabaların amacı özgürlük ve eşitlik kazanmaktır.Ведь её целью является обеспечение свободы и равенства.
Buna rağmen 12 saatlik bir çabayla, zorlukla da olsa, iki gemi de Korfu Limanı'na ulaşabildi.Только спустя 12 часов оба эсминца удалось привести в гавань Корфу.
Kimya laboratuvarlarının kurulması için büyük çaba sarf etti.Предпринимал усилия по расширению химических лабораторий.
Adanın valisi Yusuf Paşa arama emri verdiyse de birkaç gün süren çabalar sonuç vermedi.Губернатор острова, Юсуф Паша, дал указание о розыске, но несколько дней поисков ни к чему не привели.
Krasko, onların çabalarına karşı koysa da ekip bir adım öndedir ve tarihin yolunda ilerlemesini sağlar.И хотя Краско пытается противостоять им, группа опережает его и возвращает историю на верный путь.
Diğer tarafta, Sasaniler de istikrarlı bir hükümet kurmaya çabaladılar.Тем временем Сасаниды изо всех сил пытались создать стабильное и устойчивое правительство.
İnsanin yaratılış amacına yani özüne (Mutlak Bilinç) dönme çabasına din denir.Утерявший спасение человек может обрести его вновь через смирение, покаяние и участие в таинствах.
Muhalefetin yeni hükûmet kurma çabasında bir sonuç alınamadı.Достигнутого на выборах результата оказалось недостаточно для того, чтобы закрепить новую диктатуру.
Aşkın Çabası Boşuna.Любовь его была безмерна.
Rimet'nin ikna çabaları sonrası Belçika, Fransa, Romanya ve Yugoslavya turnuvaya katılmayı kabul etti.Римэ в конце концов убедил команды из Бельгии, Франции, Румынии и Югославии принять участие в турнире.
Kurtuluşa kendi çabamızla kendimiz ulaşırız.Добьёмся мы освобожденья Своею собственной рукой.
Ancak bu çaba yeterli olmamış ve sonucu değiştirmemiştir.Конечно, это не было сделано преднамеренно, но результата это не меняет.
20 Eylül 2013 tarihinde NASA artık uzay aracıyla bağlantı kurma çabalarından vazgeçti.2011 г. 2 декабря — Европейское Космическое Агентство прекращает попытки связаться с аппаратом.
Bütün çaba "Proje Mor 2" ismi ile 2005 yılında başladı.Все усилия были вложены в начавшийся в 2005 году проект под названием Project Purple 2.
NGA Earth internet sitesi bu çabaların merkezi bir kaynağıdır.Семантическое ядро это фундамент вашего сайта.
Ömer Muhtar'la görüşme çabaları sonuçsuz kaldı.Попытки контакта с Конструктором оказываются бесполезными.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.Верит в изменение климата из-за человеческой деятельности.
( Olgun kişi her şeyin iyisi için çabalar. )(Будет ли это ПОЛЕЗНО для всех заинтересованных?)
Bu çatışmaların önüne geçebilmek koruma çabaları için önem arz etmektedir.Эту проблему пытаются решать предсказатели переходов.
Hippias'ın bu çabaları başarısız oldu ve Artaphernes'e sığındı.Продвижение хазар было успешным, и они вышли за Аракс.
Saba Kraliçesi'nin testlerinden oluşan manilerin derlenmesi için büyük çaba sarfedilmiştir.Над ней проводят тесты, пытаясь определить, как много осталось от Королевы Клинков.
Kane'in onu kurtarma çabası sonuçsuz kalır.Попытки Мартина спасти жену оканчиваются неудачей.
Ne var ki, Fransızların bölgeyi yerleşime açma çabaları başta sonuç vermedi.В результате утром французы абсолютно не были готовы к отражению атаки.
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.Первые попытки создания постоянных поселений были неудачными.
Fakat bu boşuna bir çabadır.Но это пустая затея.
Okus, Arsitis'in çabasını başarısızlığa uğrattı.Эту работу не принято относить к удачам архитектора.
Arnavutluk'un NATO üyeliği için çaba gösterdi.Кеннан был противником создания НАТО.
Muggle'ları büyünün varlığından bihaber tutmak için çok büyü çaba sarf edilmektedir.Министерству Магии становилось всё сложнее скрывать от магловского общества правду.
Aşağı inmeye çabalar, beceremez.Попытки сползти вниз не привели к успеху.
Bu anımsama tereddüt ya da bilinçli bir çaba olmadan gerçekleşir.Эта разница определяет, сознательно или бессознательно происходят воспоминания.
O denge sonucu, kişi ne iş yaparsa yapsın, onu daha iyi yapar ve daha çaba harcar.Человек трудолюбивый, то, что делает, стремится доводить до совершенства.
Aristagoras kış boyunca ayaklanmayı alevlendirmek için çaba harcamıştır.Зима — Цезарь пытается усмирить мятежи.
Bundan sonra, Litvanya kendine Polonya'nın yerine daha yakın bir ortak bulma çabasına girdi.Постоянной его целью было ещё большее сближение Литвы с Польшей.
Bundan kurtulmak için çabalamış ancak bağımlılığı üstün gelmiştir.Они не добились ничего, кроме выживания, но были вполне этим удовлетворены.
Katkıda bulunan her kişi ortak çabaya küçük bir katkıda bulunur.Каждый из товарищей обязан внести свой вклад в общее дело.
Hayatı boyunca dikkat çekmek ve saygı görmek için çabalıyor." diyor.И человек будет понимать, что он до конца жизни является уклонистом и платит за это».
KPD’nin ayaklanma yolundaki bütün çabaları bir şeye yaramadı.Все попытки армии КНДР прорвать линию фронта успехом не увенчались.
Sisamlılar'ın ihanetini mazur gösterecek bir bahane arama çabası da olabilir.Это дало повод подозревать измену Траквера.
Bu olay, Virginia'daki İspanyol sömürgeleştirme çabalarının sonu oldu.Это резко затормозило рост испанских колоний в Калифорнии.
Ancak birleşme çabaları başarısızlıkla sonuçlandı.Попытка объединения окончилась неудачей.
Kurulan mahkeme de Dei Gratia personelini denizcilikteki gösterdikleri çabalardan ötürü övmüştür.Командир «Азова» Лазарев учил своих офицеров уважению в матросе его человеческого достоинства.
Çabalamaktan vazgeçmedi.Не репрессировалась.
Okulun kurulması ve gelişmesi için unutulmaz çabaları ve katkıları olmuştur.Благодетельным последствием было дальнейшее поддержание и развитие училища.
Bu anlamda en çok Rusya’nın çaba gösterdiği görülmektedir.В этом смысле очень интересно, как будет действовать российское правительство.
(Yeni Çabalar), 125.Всего — 125 человек .
Kelime anlamı “çaba göstermek”.Девиз «Усердием».
Doktorların tüm çabalarına rağmen iyileşememiş ve vefat etmiştir.Несмотря на усилия родственников и врачей, полное выздоровление не наступало.
Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.رغم كل هذه الجهود إلا أنه ذكر أن الشجرة قد عانت من تلف كبير أثناء عاصفة جليدية في عام 1907.
Hangi yöntem kullanılmış olursa olsun, bunun çok çaba ve zaman gerektiren bir iş olduğu açıktır.و بغض النظر عن الطريقة التي يتم استخدامها فمن الواضح انها وظيفة تتطلب الكثير من الجهد و الوقت.
Bu çabalara rağmen donanma kötü durumda kaldı.على الرغم من هذه الجهود، ظل أسطول في حالة سيئة.
Kendi kendine yetebilirlik için çok çaba sarfetse de Kuzey Kore diğer ülkelerden ekonomik yardım almıştır.على الرغم من تطلعاتها للاكتفاء الذاتي، كوريا الشمالية اعتمدت على المساعدة الاقتصادية من البلدان الأخرى.
Sadece bir meslek için değil, etkileyici bir yurttaş olmak için de çabalıyorlardı.لقد درسوا ليس من أجل وظيفة فقط بل من أجل أن يصبحوا مواطنين فعالين.
5 yıldan fazla çaba gösteren insanların yaklaşık %40'ında başarı görülür.تؤدي المحاولات التي تتعدى 5 سنوات إلى النجاح لدى ما يقرب من 40% من الأشخاص.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.وسأحاول الظهور بشكل أفضل.