Vata ayaklanması Macaristan'daki Hristiyan etkisinin kırılmasına yönelik son çaba olarak değerlendirilebilir.La révolte de Vata marqua la dernière principale tentative de stopper la loi chrétienne en Hongrie.
Fakat o, bu kaleye ulaşamadı, İsmail askerlerle beraber Çabani denilen yerde onu karşıladı.Cette succession ne devait avoir lieu que si `Alî ar-Ridhâ survivait à Al-Ma'mûn.
Bu dinde çaba dünyevi toplumu dönüştürmek ve dünyayı cennete çevirmektir.Il a pour objectif de convertir la société terrestre en un paradis sur terre.
Yahudiler, gizlice ölü bir bedenin mahalleye sokulup huzursuzluk çıkarma çabasını engelledi.Les Juifs arrivent à déjouer une tentative visant à faire rentrer un cadavre humain dans leur quartier.
Ama cevap çaba göstermek olmalıdır.Ce dernier doit réagir.
Fakat onun serbest bırakılması ise sırf Pers Savaşlarında verdiği çabalardan ötürüdür.Il est décoré pour son engagement dans la guerre de la libération.
Sovyetler Birliği, kendi atom bombasını geliştirme yönündeki çabalarını artırdı.Ce rapport montre comment les Américains avaient fait pour réussir à construire leurs bombes atomiques.
Katil cesedi saklamak için ciddi çabalar sarf etmişti.Il leur faut maintenant cacher le cadavre.
Sıkı bir şekilde bu ideolojinin yayılması için çaba gösterir.Il joua un rôle tout particulier dans la diffusion de l'idéologie.
Panama valisi, bu cesur çaba karşısında şaşkına dönmüş ve işgalcileri defetmek için boşuna mücadele vermiştir.Le gouverneur de Panama, surpris par cette invasion, tente sans succès de repousser les assaillants.
2006 yılı sonunda seçimlerin yenilenmesi konusunda CHP çaba gösterse de AKP buna yanaşmadı.Lorsque Genk désire reprendre, fin 2007, les négociations, la situation a évolué.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.J'essaie d'improviser.
Kane'in onu kurtarma çabası sonuçsuz kalır.La tentative de réinsertion de Tony Blundento peine à le satisfaire.
Köylüye yardım etmek için çabalar.Le joueur doit aller aider les villageois.
At; bilimsel adı Equus Caballus’tur.Le cheval domestique est classé comme Equus caballus ferus.
Teyzeleri ise onu bilindik bir genç kıza dönüştürme çabasındadır.Son frère la persuade d'essayer des activités plus convenables à une jeune fille de bonne famille.
Kasım Anayasası'nı yürürlükten kaldırma çabaları sonuçsuz kaldı.Les projets de préparation à la carrière politique vont échouer.
Rinaldo’nun tüm bu çabalarına rağmen Medici ailesi 1434 yılında Signoria’ya (senyörlük yönetimi) seçildi.Rinaldo gouverna jusqu'au rappel des Médicis en 1434.
Ancak 1920`li yıllardan itibaren Lazcayı yazılı bir dil haline getirme çabaları görülmeye başlandı.Au début des années 1920, il fut proposé d’adopter l’espéranto comme langue de travail.
Ayrıca kulüp üyelerinin sayısını arttırmaya çabaladı.Il demande donc à l'Assemblée le doublement du nombre des membres.
Günümüzde bu türden yararlanarak çağdaş ve yerli bir tiyatro yaratma çabaları da sürüp gitmektedir.Il se voit participer à la création d'un Tibet nouveau et moderne.
1993'te yeniden kortlara dönme çabasında bulundu.En 1993 l'attraction fut à nouveau fermée pour d'autres révisions.
Agrippina'nın Nero'yu Acte'den ayırma çabaları sonuçsuz kalmış ve Nero ona daha fazla bağlanmıştır.Les efforts croissants d’Agrippine pour les séparer ne fait qu'accroître l’attachement de Néron.
Bir millî burjuvazi yaratma çabasında idiler.Il propose la création d’une milice bourgeoise.
En düşük çaba prensibi (ing.D'abord, les œuvres de jeunesse (opp.
Kendi çabaları ile para bulur fakat 150.000 $ daha gereklidir.Elle empoche donc les 250 000 $, contre 50 000 $ pour lui.
Örgüt, halen yasadışı faaliyetlerde bulunmakla birlikte siyasileşme çabası içindedir.Le parti continuera ses activités dans la clandestinité.
Adanın valisi Yusuf Paşa arama emri verdiyse de birkaç gün süren çabalar sonuç vermedi.Le gouverneur de l'île, Yousouf Pacha, lance des recherches, qui restent vaines plusieurs jours.
Böylece Miklo La Onda'ya girmek için büyük çaba sarf etmeye başlar.Kui agita sa lance et grimpa sur le marae.
( İş ve özel ilişkilerde adil ve dengeli kalmak için çaba gösterilmelidir. )(Il suffit alors de déplacer le personnel dans une zone sûre ou sécurisée).
( Olgun kişi her şeyin iyisi için çabalar. )(Will Works Out) Tout ça pour un job !
Babası, Xavier Cabau İspanyol, annesi Richarda van Kasbergen ise Hollandalıdır.Son père, Xavier Cabau (1954-2007), était espagnol, et sa mère, Richarde van Kasbergen, est néerlandaise.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.La protection de l'eau est l'effort humain de garder l'eau.
Çok çabalasan bile, bunu elde edemeyeceksin.Aunque hagas un gran esfuerzo, no serás capaz de conseguirlo.
Bazen İngilizce konuşmaya çabalıyorum.A veces me cuesta hablar inglés.
Yıllar süren hüsranlardan sonra, nihayet çabalarım meyve verdi.Tras años de frustraciones, finalmente mi esfuerzo ha dado frutos.
Onun bütün çabaları boşa gider.Todos sus esfuerzos son en vano.
Onun bütün çabaları beyhude.Todos sus esfuerzos son inútiles.
Çabalarını takdir ediyorum.Aprecio tus esfuerzos.
İyi bir sonucu ele alabilmek için, çabalamak gerek.Para obtener un buen resultado, hay que esforzarse.
Bu çabalara rağmen söylenene göre ağaç 1907 yılında bir kar fırtınası sırasında büyük hasar gördü.A pesar de estos esfuerzos, se reportó que el árbol sufrió un gran daño durante una tormenta de nieve en 1907.
Sendikaları zayıflatma çabaları de imajına zarar verdi.Los esfuerzos para debilitar los sindicatos también perjudicó su imagen.
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld entabló amistad con numerosos polacos e incluso se esforzó en aprender su lengua.
Yine de kırk yıl gibi bir süre sonra Yahudiler eski özgürlüklerini kazanmak için çaba verdiler.Sin embargo, cuarenta años más tarde, los judíos hacen esfuerzos para recuperar su antigua libertad.
Spor yaşamı sona erdikten sonra Thorpe ailesini geçindirmek için çabalamıştır.Después del final de su carrera deportiva, Thorpe tuvo dificultades para mantener a su familia.
Colt Cabana tarafından görüşme yapıldı.Entrevista con Colt Cabana.
Kendimi geliştirmek için çaba harcıyorum.Cómo nos engañamos para sentirnos mejor.
Bir ülke ilk defa bağımsızlığını kazandığında, iki süpergüçten bir tanesi ile ittifak kurmaya çabalamıştır.Cuando un país se independizó por primera vez, se esperaba que se alineara con una de las dos superpotencias.
Bu zamana 12 dakika daha eklendi ve çaba sarf etmesinden dolayı ısısı 1.8 derece yükseldi.Esto añadió otros doce minutos a su tiempo en el vacío y su temperatura se elevó 1,8 ° C por el esfuerzo.
Sam Allie'ye âşık ama onu elde etme çabası her seferinde reddedilmeyle sonuçlanıyor.Sam está enamorado de Allie, pero sus esfuerzos por ganarse su corazón siempre terminan en el rechazo.
(Appelman sonra tüm kalkınma çabalarının başkanı olmak için AOL’a taşındı.)(El cargo fue posteriormente renombrado como Director del AAVSO.)
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.Los primeros intentos de establecer asentamientos permanentes concluyeron en un fracaso.
630'lu yıllarda Müslüman toplumlar Kuzey Afrika ve Orta Doğu'ya doğru genişleme çabasına girdi.Para 630, la influencia musulmana se había expandido por el Oriente Medio y África del Norte.
Alternatif endüstri geliştirme çabaları vardır.Por lo tanto, es importante estudiar qué hacen las industrias alternativas.
Yunanistan ile birleşme çabalarını gerçekleştirme (Enosis).Su objetivo era imponer la unión con Grecia (enosis).
Bu dinde çaba dünyevi toplumu dönüştürmek ve dünyayı cennete çevirmektir.Se esfuerza por convertir nuestra sociedad en un paraíso terrenal.
Kurtuluşa kendi çabamızla kendimiz ulaşırız.Acostumbrémonos a debernos nuestros triunfos solo a nosotros mismos.
Kendi çabasıyla Fransızca öğrendi.Aprendió francés gracias a su madre.
1861'de İtalyanların birleşme çabalarını destekleyen L' Indipendente isimli gazeteyi kurdu ve basmaya başladı.En 1861 fundó y publicó el periódico L'Indipendente, que apoyaba el esfuerzo de unificación de Italia.
Bu çabalarının bir kısmı arkada bıraktığı topraklarında iyi bir yönetim sağlamaktı.Obtuvieron sendos triunfos por lo que permanecieron en la categoría.