çağrı ile cümle
çağrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yarın sabah yedide uyandırma çağrısı istiyorum.I'd like a wake-up call at seven tomorrow morning.
Yarın sabah altıda uyandırma çağrısı istiyorum.I'd like a wake-up call at six tomorrow morning.
Ben bir genç kızın yardım çağrısı yaptığını duydum.I heard a young girl call for help.
Bir yerel çağrı yapmak istiyorum, numara 20-36-48I want to make a local call, number 20-36-48.
Tom bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.Tom got an emergency call and had to leave work.
Bu senin çağrı cihazın mı?Is this your pager?
İnsanlar Küba'nın acil işgali için çağrıda bulundu.People called for an immediate invasion of Cuba.
Rastgele cümlelerde neden insanlar her zaman "Tom" olarak çağrılıyor?Why are people always called Tom in random sentences?
Ekselânsları'nın dışında herhangi bir şekilde çağrılmayı kabul etmiyorum.I refuse to be called anything besides "Your Highness".
Tom'dan bir çağrı aldığıma şaşırdım.I was surprised to get a call from Tom.
Tom bu sabahın erken saatlerinde Mary'den bir telefon çağrısı aldı.Tom had a telephone call from Mary early this morning.
Tom Mary adında birinden bir çağrı aldı.Tom got a call from someone named Mary.
Tom adının çağrıldığını duyabiliyordu.Tom could hear his name being called.
Bu size bir şey çağrıştırıyor mu?Does it ring a bell with you?
"Ben gitmek istemiyorum. " " O senin çağrın. ""I don't want to go." "It's your call."
Tom Mary'ye çağrı bırakmalıydı.Tom should've paged Mary.
Turkuaz rengi, berrak su rengini çağrıştırıyor, açık ve soluk bir mavi.The turquoise colour evokes the colour of clear water, it's a light and pale blue.
Dışarı iş için çağrıldım.I got called out to work.
Bahçeyi düzenlemesi için bir bahçıvan çağrıldı.A gardener was called in to design the garden.
Brown adında bir kişiden bir telefon çağrısı var.There's a telephone call from a person named Brown.
Kuzenim Tanrı'nın çağrısını kabul etti ve rahip oldu.My cousin received the call of God and became a priest.
Tom ismi bir şey çağrıştırmıyor.The name Tom doesn't ring a bell.
Linda babasının ani hastalığı yüzünden üniversiteden geri çağrıldı.Linda was called back from college because of her father's sudden illness.
Çok önemli bir çağrı bekliyorum.I'm waiting for a very important call.
Evimden ayrılmak üzereyken ondan bir telefon çağrısı aldım.When I was about to leave my house, I got a phone call from her.
Bay Takakura'dan bir çağrınız vardı.You had a phone call from Mr. Takakura.
Lütfen Bay Swada'nın çağrı cihazını arar mısın?Would you please page Mr. Sawada?
Bu bir şey çağrıştırıyor mu?Does this ring a bell?
Tom hastaneden bir telefon çağrısı aldı.Tom got a phonecall from the hospital.
O, yardım çağrısı yapan birini duydu.She heard someone calling for help.
Bay Yamada, sizin için bir çağrı var.Mr Yamada, there's a call for you.
Tom bir çağrı merkezinde çalışıyor.Tom works in a call center.
O, partiye çağrılmayan tek kişiydi.He was the only one not invited to the party.
O bir çağrı merkezinde çalışır.He works in a call center.
Tom isminin çağrıldığını duydu.Tom heard his name being called.
Tom başparmağıyla cep telefonun açtı ve bir çağrı yaptı.Tom flipped open his cell phone and made a call.
Senin için bir çağrı var. Bu Tom.There's a call for you. It's Tom.
Bir çağrı yapmak istiyorum.I'd like to make a call.
Bir saniye. Bu çağrı önemli olabilir.Just a second. This call might be important.
Onlar savaşa son verilmesi çağrısında bulundu.They called for an end to the fighting.
En azından onun çağrılarına cevap verebilirsin.You could at least return her calls.
Tom mahkemeye çağrıldı.Tom was subpoenaed.
Mahkemeye çağrıldım.I've been subpoenaed.
O senin çağrın.That's your call.
O benim çağrım.That's my call.
Hiçbir şey çağrıştırmıyor.It doesn't ring any bells.
Tom çağrılarıma cevap vermedi.Tom didn't return my calls.
Tom çağrılarıma hiç cevap vermez.Tom never returns my calls.
Tom çağrılarımıza cevap vermedi.Tom didn't answer our calls.
O çağrılarımı yanıtlamadı.She didn't return my calls.
Bugün Tom'dan bir çağrı aldım.I got a call from Tom today.
Yapacak bir sürü çağrım var.I have a lot of calls to make.
Tom'un çağrısını beklemeliyim.I have to wait for Tom's call.
Az önce ofisimden bir çağrı aldım.I just got a call from my office.
Ben sadece hastaneden bir çağrı aldım.I just got a call from the hospital.
Ben sadece polisten bir çağrı aldım.I just got a call from the police.
Az önce Tom'dan bir çağrı aldım.I just got a call from Tom.
Sadece okulundan bir çağrı aldım.I just got a call from your school.
Az önce Tom'dan bir telefon çağrısı daha aldım.I just got another phone call from Tom.
Bir çağrı yapmalıyım.I must make a call.