çağrı ile cümle
çağrı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İşte, bir çağri, bir yanıt bu, inanılmaz yetenekli TED toplumuna.So this is a call, a plea, to the incredibly talented TED community.
Geliyordum-- diğer anlamı çağrıştırma niyeti yok burdaI was coming to -- well -- no pun intended there.
Bir şekilde bunların hepsi size birşeyler çağrıştıracak.And somehow it will all make sense.
Artık şiddet çağrısını ve ayrılık politikasını geride bırakma vakti geldi.It is time to leave the call of violence and the politics of division behind.
Bu çağrıdan sonra çadırımdan dışarısının görünümü.This was the view outside my tent when I had this fateful phone call.
King'in ırksal adalet için çağrısı bozuk telif hakkı yasaları yüzünden sansürlenmek için çok uygun.It came as a joyous day break to end the long night of their captivity.
Bulutlar, aslında, doğanın en farklı, çağrışımcı, şiirsel suretleridir.They are, in fact, the most diverse, evocative, poetic aspect of nature.
Çağrı cihazını kliniğe koyuyoruz.We put the beeper in the clinic.
Burası bir çağrı merkezi.This is a call center.
Kayinvalidem doktor oldugundan beni gormesi icin cagrildi.In the end I went for a surgery, they persuaded me, I had a very serious epileptic seizure.
Ve sana çağrıda bulunduğumAnd that You've promised to
Burada dünya üzerinde gölge çağrı benim gerçek bir madde olduğunu öyle geliyor.Methinks that what they call my shadow here on earth is my true substance.
Oradan, adil ya da faul meltemleri Tanrı ilk olumlu çağrılır rüzgarlar.From thence it is the God of breezes fair or foul is first invoked for favourable winds.
Bir keresinde, bir günlüğüne Apple çağrı merkezinde oturma ayrıcalığını yaşadım.I once had the distinct privilege of sitting in on the Apple call center for a day.
Ve çağrılar -- ne dediklerini bilirsiniz,And the calls that -- you know how they say,
İşte bu, 1980lerde büyük bir uyanma çağrısıydı.So that was a big wake-up call in the 1980's.
Kadınlar göğüs kanseri için yapılan çağrıyı duydu ve bilinçlilik kampanyaları için ortaya çıktılar.Women have heard the call for breast cancer and they have come out for awareness campaigns.
Telefon gidin, size ihtiyaç duyan çağrı.Go on the phone, call who you need.
Ben bir çağrı var.I've got a call.
Bu, zengin ödüller için çağrıda bir fırsat olduğunu söyle bana bir şey gibi görünüyordu.Something seemed to tell me that this was an occasion that called for rich rewards.
Tıpkı sessiz bir emrin aniden içinizde duyulması gibi, Devil's Tower'a bir çağrı gibi.It's like a dormant command that suddenly is activated in you, like a call to Devil's Tower.
- Bu da bana gizemli bir şeyler olduğunu çağrıştırıyor.Which to me tells me something mysterious is happening.
Ama biz mitokondri çağrıda bulundular.Բայց մենք միտքոնդրիում կոչվածներ
Yani değiliz rağmen şeyler, hücre duvarlarının çağrıda bulundular ille de tamamen katı.Ահա դու ունես մասնիկներ' բջջապատ անունով, և անպայմանորեն ամուր չեն
Ve bu çağrı ile hayatım sonsuza kadar değişecekti.And with that call, my life would change forever.
A şimdi, cevapsız çağrı, yeni bir çağrı, kız arkadaş belki.Oh now, missed call, a new call, new girlfriend maybe -- very exciting.
Gerçek şu ki, çağrı yapan birine sahip olmak her şeyin daha iyi olmasını sağlayacaktır.The thing is, having one person, who makes the call, will help things get done so much better.
Küresel bir ahlak çağrısında bulunuyorsunuz.So, you're calling for a global ethic. Would you describe that as global citizenship?
Bu sunumun etkisi, sempati çağrıştırmasıdır.But the effect of that presentation is, it appeals to sympathy.
Acıma çağrıştırmakta, hayır olarak adlandırılan bir şey çağrıştırmaktadır.It appeals to pity. It appeals to something called charity.
'Hare' olayına gelince, İngilizce'de birden çok çağrışımı olan bir kelimedir.In the case of hare, it's an ambiguous sound in English.
O anda sanki set değişimine çağrılmış bir film yönetmeni gibiydim.At that moment, it was as if a film director called for a set change.
Makaleler geri çağrılıp, isimleri küresel ısınma fiyaskosu şeklinde değiştirilmeli.These papers should have been called, "The End to the Global Warming Fiasco," you know.
Eylem için bir çağrı olmalı.There must be some call to action.
Bugün önerdiğim eylem çağrım, TED dileğim şudur:The call to action I offer today -- my TED wish -- is this:
"Hindistan, Afrika ve diğer ülkelerdeki" yardım kampanyası çağrısıydı. (Gülme sesleri)(Laughter)
Diyelim ki bu açı çağrısı - Bilmiyorum.Let's call this angle here-- I don't know.
♪ Gecenin çağrılması ♪ ♪ Işığın duraksaması ♪♪ Calling night ♪ ♪ Hovering light ♪
Beyin çağrışım, ilişkisel bir şekilde çalışır.The brain works by association.
Mahkeme için Büyük Sekreter Liang çağrıldı.Grand Secretary Liang works for the court
Onun çağrısı bizim için emirdir.All we need is his actual order
Arkansas hakkında düşününce epey kötü çağrışımlarımız oluyor.And when we think of Arkansas we tend to have pretty negative connotations.
Ben yararlı küçük hanım Tema, bu çağrı.I call this variant on the theme, The Helpful Damsel.
Bu çok güzel ve çağrışımları olan bir isim.That's a lovely, evocative name.
Resmin ismi 'St. Matthew'un Çağrısı' ve Roma şehrindeThis is a painting of "The Calling of St. Matthew" in San Luigi dei Francesi in Rome.
Kendi macera çağrınızı dinleyin.But also be sensitive to it in your own life.
Ablukaya almak için çağrılar yapıldı.There were calls to start blockades.
Kendilerini içine atabilecekleri bir çağrı ya da bir amaç bulmak istiyorlar.They all want to find a cause or calling that they can throw themselves into.
Biz Hipotenüsün bu çağrı.We call that the hypotenuse.
Bunu bir hareket çağrısı olarak düşünebileceğinizi söyleyerek bitirmek isterim.So I'd just like to end by saying: you can really view this as a call to action.
O, çağrı merkezlerindeki işler için test ediliyor ve bu işleri alıyor.It's being tested for jobs in call centers, and it's getting them.
‹‹Ey insanlar, size sesleniyorum, Çağrım insan soyunadır!"To you men, I call! I send my voice to the sons of mankind.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.You heard my voice; don't hide your ear at my breathing, at my cry.
O günden sonra İsa şu çağrıda bulunmaya başladı: ‹‹Tövbe edin! Çünkü Göklerin Egemenliği yaklaştı.››From that time, Jesus began to preach, and to say, "Repent! For the Kingdom of Heaven is at hand."
‹‹Çünkü çağrılanlar çok, ama seçilenler azdır.››For many are called, but few chosen."
Yahya başka birçok konuda halka çağrıda bulunuyor, Müjdeyi duyuruyordu.Then with many other exhortations he preached good news to the people,
‹Size şunu söyleyeyim, ilk çağrılan o adamlardan hiçbiri benim yemeğimden tatmayacaktır.› ››For I tell you that none of those men who were invited will taste of my supper.'"
İsayla öğrencileri de düğüne çağrılmışlardı.Jesus also was invited, with his disciples, to the marriage.
İsa Mesihin kulu, Tanrının Müjdesini yaymak üzere seçilip elçi olmaya çağrılan ben Pavlustan selam!Paul, a servant of Jesus Christ, called to be an apostle, set apart for the Good News of God,
İsa Mesihin çağrılmışları olan sizler de bu uluslardansınız.among whom you are also called to belong to Jesus Christ;