çağırmak ile cümle

çağırmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Toplantıya çağırmak istiyorum.I'd like to call a meeting.
Bu sabah hava o kadar kötüydü ki taksi çağırmak zorunda kaldım.This morning the weather was so bad that I had to take a taxi.
Yapacak ilk şey doktoru çağırmaktı.The first thing to do was call for the doctor.
O hareket edemiyordu ve yardım çağırmak zorunda kaldı.He couldn't move and had to call for help.
Eğer o böyle içmeye devam ederse eve bir taksi çağırmak zorunda kalacak.If he keeps drinking like that, he'll have to take a taxi home.
Ambulans çağırmak için telefonunu kullanmalıyım.I need to use your phone to call an ambulance.
Güvenliği çağırmaktan rahatsız olma.Don't bother calling security.
Asansörü çağırmak için tuşa bas.To call the elevator, push the button.
Polis çağırmak zorunda kalacağım.I'm going to have to call the police.
O yardım çağırmak için komşunun evine koştu.She ran to the neighbor's house to call for assistance.
Onlar alevleri söndürmek için itfaiye çağırmak zorunda kaldı.They had to call the firefighters to put out the flames.
Tom polis çağırmak zorunda olduğunu söyledi.Tom said he had to call the police.
UNIX altında çekirdeği çağırmak, sistem çağrısı veya tuzak olarak bilinen bir işlemi içerir.Under UNIX, calling the kernel consists of an operation known as a system call or trap.
Amacı telefonla yardım çağırmaktır.He offered to telephone for help.
Yasak bir API çağırmak, uygulamanın Windows Mağazasında görünmesini diskalifiye eder.Calling a forbidden API disqualifies the app from appearing on Windows Store.
Mary, Nikki'yi çağırmaktadır.Helen calls Nikki back.
Bu nedenle Niko'yu çağırmaktadır.He then makes a call to Nick.
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.He reveals to his father that he is Starbuck.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Various programs are conducted to inculcate reading habit among the children.
İstediğim binayı çekerim. Beni polisi çağırmakla tehdit etti.Your staff, that you are defending, just told me that I'm not allowed to do something
Odayı terk etmek ve yardım çağırmak yerine tekrar yerine oturuyor ve bekliyor.Instead of leaving the room and calling for help, he sits back down again and waits.
Muhtemelen onu " kocacığım " diye çağırmak istiyorsun!You probably want to call him "hubby!"
Seni " Baba " olarak çağırmak isterdim.I wanted to call you "Father."
Seni " Kayınpederim " olarak çağırmak isterdim. Evliliğinizi tebrik ederim. <i>Özür dilerim.I wanted to call you "Father-in-law." <i>Congratulations on your marriage. <i>I'm sorry.
Kurtarıcıyı çağırmak gibi birşey.It's like calling in the cavalry.
Seni birkimse olarak çağırmak isterler ve sana birkimse ismi verirler.They want to call you somebody and they gave you a somebody name.
Bütün kalbimle seni " kayınpeder" olarak çağırmak istedim...I truly wanted to call you "Father-in-law."
"Ama bu özellikle size çağırmak vermedi."But I didn't call you up to tell you that particularly.
Şimid bir üyemizi çağırmak istiyorum, favori ingiliz şiirini bizimle paylaşması için.I'd like to call on a member of our visiting faculty to share with us his favorite British poet.
Seni "abi" diye çağırmak zorunda kalacağım gün kendimi çatıdan atarım!The day I have to call you "senior", I will dive from the rooftop!
Kral şölene davet ettiklerini çağırmak üzere kölelerini gönderdi, ama davetliler gelmek istemedi.And sent forth his servants to call them that were bidden to the wedding: and they would not come.
Okyanusta size bir sıkıntı dokunursa O'ndan başka çağırmakta olduklarınız kaybolur.When a calamity befalls you on the sea, all those you invoke fail you except Him.
Öyleyse, siz üstün (bir durumda) iken, barışa çağırmak suretiyle gevşekliğe düşmeyin.Wherefore faint not, nor cry out for peace; and ye shall be triumphant.
Dahası, Türkiye Esad'ı istifaya çağırmaktan da kaçındı.Moreover, Turkey has also refrained from calling for Assad's resignation.
Bir nagaika'nın ana amacı bir atı çağırmaktır.The main purpose of a nagaika was to urge a horse.
Anne, yardım çağırmak için diğerlerini soğukkanlı bir şekilde organize eder.Anne coolly organizes the others to summon assistance.
Locutius sıfatı çocuk gelişimi ile ilgili tanrılardan birini çağırmak için de kullanıldı. [1]The epithet Locutius was also used to invoke one of the deities concerned with child development.[6]
Metellus Nepos, Pompey'i düzeni sağlamak için İtalya'ya geri çağırmak için bir tasarı sundu.Metellus Nepos proposed a law to recall Pompey to Italy to restore order.
Muhalif gruplar, beşinci kollar veya resmi çevreler, dış yardımı "çağırmak" için komplo kurabilir.Dissident groups, fifth columns or official circles may conspire to "call in" foreign assistance.
Mary, Nikki'yi çağırmaktadır.Mary lädt Marie zu einer Spazierfahrt ein.
Bu nedenle Niko'yu çağırmaktadır.Ich muss mich auch bei Nico bedanken.
Yasak bir API çağırmak, uygulamanın Windows Mağazasında görünmesini diskalifiye eder.L'appel d'une API interdite exclut l'apparition de l'application sur le Windows Store.
Bir gün Jack çok hastalanır ve Charlie doktor çağırmak zorunda kalır.Quand John tombe malade, un médecin vient le voir.
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Recuerda entonces que es éste el nombre que su madre usa cuando se le aparece en sueños.
Mary, Nikki'yi çağırmaktadır.Tesla llama de nuevo a Nikki.
Ancak, vergi izni alabilmek için 1640 yılında parlamentoyu tekrar toplanmaya çağırmak zorunda kaldı.Un nuevo Parlamento tuvo que ser llamado en 1614 para aprobar la creación de nuevos impuestos.
Çığırmak, çağırmak.Ordenaba, hablaba.
Bu grup Kudüs Başpiskoposu Fulk'u Louis'yi Kudüs'e çağırmak için Antakya'ya gönderdiler.El patriarca Fulco de Jerusalén viajó para invitar a Luis a que se reuniese con ellos.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Sono da ricordare anche un paio di racconti scritti prevalentemente per invitare alla lettura i bambini.
Yeonggo davullu bir uygulama olup ruhları çağırmak içindir.Lo yeonggo è un'esibizione di tamburi per invocare gli spiriti.
Bu nedenle Niko'yu çağırmaktadır.Всё, думаю, быть мне Никоном.
Tatile gitmek için telefonla bir tatil jipi (Vacation Van) çağırmak yeterli.Tirar um período para repouso (férias).
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.Seu nome de guerra é Starbuck.
Gettoda, halkı toplantıya çağırmak için kullanılan bir çanın olduğu bir belediye sarayı da vardı.Tinha no cimo do edifício um sino que servia para indicar as reuniões municipais.
Başka bir gelenek ise bütün çocukları okumaya çağırmaktır.Hij is onervaren en laat zich telkens de les lezen door de kinderen.
Ayrıca, PKK'yı "daha aktif" bir faaliyete çağırmaktadır.Hij riep ook de moslimwereld op tot het nemen van een 'agressievere houding'.
Birlik kongresini çağırmak.Przyjdź na kongres .
Yeonggo davullu bir uygulama olup ruhları çağırmak içindir.Yeonggo to przedstawienie odgrywane na bębnach, a mające na celu przywołać duchy.
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.Rodzice nazwali go Stuartem.
Genellikle anne kedilerin, yavrularını çağırmakta kullandıkları sestir.Generellt gråter spädbarn när de vill dia.

İlgili Sayfalar