çağır ile cümle

çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aslında A2 Millî takımına çağıralacağım diye söylenmişti bana.Вважається що у одомашненні брали учаслть плнмена J2.
Orijinal dilinde Kim onları "Tweebs" (twin dweebs, yani ikiz budalalar) diye çağırır.Відома під псевдонімом Твіггі (Twiggy, буквально — «тоненька», від англ. twig — «тростинка»).
Anavatan Çağırıyor, elinde kılıçla arkasındakileri düşmana karşı savaşmaya çağıran bir kadın figürüdür.Це — жінка, що тримає в руці меч, яка стоїть в позі заклику до боротьби.
Çocuklara kaçmalarını ve polis çağırmalarını söyler, dolaba saklanır.Діти тікають, а сестрам наказують заховатися у ванній.
Hat düzeninde bulunan askerlerini öğle yemeği yemek üzere hat gerisine çağırdı.Після служби родичі померлої запросили кількадесят осіб на поминальний обід.
Von Spee, Pasifik'te dağınık vaziyette seyir halindeki hafif kruvazörlerini geri çağırmak üzere emir verdi.Фон Шпеє наказав легким крейсерам і транспортам розходитися в різних напрямах.
Birlik kongresini çağırmak.Вступив до Конгрегації місій.
O sırada pencereden onları gören padişah her ikisini de huzuruna çağırarak meseleyi sormuş.Через це потрапила в поле зору чекістів, які двічі викликали її на допит.
Bayley ise ana kadrodan Natalya’yı çağırarak BFF ile savaşmaya başlamıştır.Прем'єра балету зустріла гостру критику.
Ardından konukları çağırır.Він приймає відвідувачів.
1971'lı yılında ordu sıralarına çağırılmışdır.У 1971 році прийшов час служити в армії.
Beni bunun için stüdyoya çağırdılar ve şarkı verdim."І ми пішли в студію і почали працювати над цією піснею".
Beni Adınla Çağır ayrıca diğer film yapımcılarından da eleştiriler aldı.«Назви мене своїм ім'ям» отримав схвалення кінокритиків.
Bir ambulans çağırın.Викличте швидку.
Tom Mary için bir taksi çağırdı.Том викликав Мері таксі.
Tom Mary için bir taksi çağırdı.Том викликав таксі для Мері.
Tom Mary'ye bir taksi çağırdı.Том викликав Мері таксі.
Tom Mary'ye bir taksi çağırdı.Том викликав таксі для Мері.
Ona ayısını Ted olarak çağırdı.Вона назвала свого ведмедя Тедом.
Tom polisleri çağıracak.Том викличе поліцію.
Tom'a bir taksi çağırdım.Я викликав Тому таксі.
Tom'a bir taksi çağırdım.Я викликала Тому таксі.
Bir iş arkadaşının önerisiyle polis çağırır.За порадою подруги вона звертається до поліції по допомогу.
Bu, onları cennete çağırır, onlar da bunu ateşe çağırır!" buyurdu."V ní se píše: "Osady ležící v místech hlubokých, pojmenovali předkové Peklem.
Firavun Yusuf'u huzuruna çağırttı ve rüyasını yorumlamasını emretti.Faraon však neuposlechl a namísto toho ještě přitížil židům.
Accio: Çağırma büyüsü.Accio Přivolávací kouzlo.
Kişinin geri çağırabileceği çocukluk anısı miktarı birçok faktöre bağlıdır.Množství časných vzpomínek z dětství, které si člověk dokáže vybavit, závisí na mnoha faktorech.
Ceren (Merve Çağıran) (Fi), Duru'nun okuldan en yakın arkadaşı.Vedení dvojkolí je ojničkové (jedna u každé ložiskové skříně).
Düğüne gelen misafirler postayı çağırır.Svatebčané jej zvou ke stolu.
Kral çok korkan Cranmer'i huzuruna çağırır ve onu desteklediğini söyler.Král povolává nervózního Cranmera a vyjadřuje mu svou podporu.
Ailesi ve arkadaşları onu "Birdy" adıyla çağırırlardı fakat sadece öğretmenleri normal ismini söylerlerdi.Její rodina a přátelé jí říkají Birdy, zatímco pouze učitelé jí říkají jejím pravým jménem, tedy Jasmine.
Hemen doktor çağırır.Okamžitě zavolal policii.
Gettoda, halkı toplantıya çağırmak için kullanılan bir çanın olduğu bir belediye sarayı da vardı.Ghetto získalo vlastní radnici s malou zvoničkou sloužící ke svolávání zasedání.
Watson'u yardıma çağırdı: "Mr. Watson.A jeden se mě ptá: 'Tak co, pane Havel.
Krallığında Hristiyanlığın yayılması için İrlandalı rahip Aidan'ı ülkeye çağırır.Pro šíření křesťanství ve svém království pozval Oswald irského mnicha sv. Aidana.
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Nechá se pozvat Masonem na oběd.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Poté již vyvolávají a objíždějí ulice města.
Bir tribün aynı zamanda Senatoyu toplantıya çağırabilir ve teklifler sunabilirdi.Tribun mohl vyzvat ke schůzi také římský senát, jemuž směl předložit návrh senátního usnesení.
Aşağıdaki kalabalık polis çağırır.Obec Dolní Přím .
Genç bu ismin rüyalarında kendine görünen annesinin kendini çağırmak için kullandığı isim olduğunu hatırlar.Ta odpoví, že ve spaní slyšela, jako by někdo volal její jméno.
Yaşlı, hizmetçiyi yanına çağırdı.Doprovází ji služka.
Havaalanın gitmek için bir taksi çağırir.U letištní budovy je stání taxi.
Çok güçlü kuvvetli olması nedeniyle boksör Jack Dempsey'den esinlenilerek Dempsey diye çağırılmaya başlandı.Jméno Jack začal používat podle tehdy populárního boxera Jacka Nonpareila Dempseyho.
Malatesta Ernesto'yu yanına gelmeye çağırır.Malatesta přeje svazku Ernesta s Norinou.
Çocuklar yetişkinlerin anıları geri çağırabilecekleri yaşın daha öncesinde anı oluşturmaya başlarlar.Děti si mohou tvořit vzpomínky v mladším věku, než z jaké doby si v dospělosti mohou vzpomínky vyvolat.
Fakat aynı olan ilk ismini biyolojik babasıyla paylaşmak istemediğinden kendini W. Rose olarak çağırır.Rose, protože nechtěl mít stejné křestní jméno jako jeho biologický otec.
Çığrale, çağır hele, çağırır mısın.Vydejte nám trenky, žádají. iDNES.cz .
Evine çağırırlar, gelir; ama tekrar aslanın yanına gider.Přijdou k sobě, políbí se a společně jdou k domu u jezera.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Jedna místní žena ho zde pozvala k jídlu.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Zavolá k sobě Pierra.
Hükümdar, onları çağırıp tehdit eder, onlarsa inançlarından ayrılmak istemezler.O svoje věřící se věrně staral a nezanedbával je.
Oyuncu, piyaniste "Minik" diye hitap eder ve onu sahneye "Ve karşınızda Minik!" diyerek çağırır.Dělníci ho vyzývají: „Co s námi ještě na jevišti!
Grup Granit destek birliğini çağırdı.Warwick velel záložním oddílům.
Danny, hiçbir yardım çağırmamış ve teslim olmamıştır.On sám nebyl nijak varován ani vyzván, aby se vzdal.
Bütün köylüleri bu nikah törenine katılmak için kiliseye çağırır.Celá společnost potom odchází na oslavu narozenin na jeho hrad.
Azmi görevliye bu arabanın şoförünü çağırmasını söyler.Požádá taxikáře, aby zastavil.
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík a cerut populației să ia inițiativă în implementarea programului de reforme.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Apoi sunam pe cineva de acasă la mine să-i aducă niște mâncare.”
Fakat aynı olan ilk ismini biyolojik babasıyla paylaşmak istemediğinden kendini W. Rose olarak çağırır.Totuși, păstrează doar W. Rose, pentru că nu dorea să aibă același prenume cu tatăl său biologic.
Ailesi ve arkadaşları onu "Birdy" adıyla çağırırlardı fakat sadece öğretmenleri normal ismini söylerlerdi.Familia și prietenii îi spuneau Birdy, în timp ce doar profesorii îi spuneau Jasmine, numele ei real.

İlgili Sayfalar