çağır ile cümle

çağır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kılıç benzeri tuttuğu diş silahlarıyla kendini diş savaşçısı olarak çağırır.Nazywany jest Zębowym Wojownikiem ze względu na przybory dentystyczne w jego mieczu.
Ayrıca çağırı 1.10'da eklenmiştir daha önceki sürümderde bulunmaz.Od godziny dziesiątej nie zaganiano już więcej do nas, jedynie w wyżej wspomniany kąt.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Zastąpił go Pete.
Rönesansla birlikte Avrupa'da nekromansi, kara büyü ve ruh çağırma ile bir tutulmaya başlandı.W Europie średniowiecznej wierzono, że czosnek chroni przed czarną magią i wampirami.
O günkü bu olayın akabinde müdür beni çağırdı ve babamı çağırmamı söyledi.Królewna opowiedziała o tym ojcu, który kazał go wezwać.
Rodolfo Wurm'ü kendiyle hemen bir düelloya çağırır.Wyzywa Rodryga na pojedynek.
Her ay başında, Semerkand âlimlerini çağırarak onlarla sohbet ederdi.Miesiąc ten nie mógł zostać błędnie przepisany gdyż był on przedstawiony w formie słownej.
Buna rağmen Naziler birliği aynı isimde çağırmaya devam ettiler.Działały one w republikach związkowych poprzez komisariaty o tej samej nazwie.
Giles ise evinde, Anyanka adlı intikam iblisini çağırır.Pojawia się wtedy Anyanka, demon zemsty.
Sonra ona yiyecek bir şeyler getirmesi için benim evimden birini çağırdım.Potem znalazł go pies, który przynosił mu pożywienie.
Bunun üzerine Hirodes yıldızbilimcileri gizlice çağırıp onlardan yıldızın göründüğü anı tam olarak öğrendi.Wtedy Herod przywołał potajemnie Mędrców i wypytał ich dokładnie o czas ukazania się gwiazdy.
Babası onu Starbuck olarak çağırmaktadır.Rodzice nazwali go Stuartem.
O, ölümcül 4 yönlü tekrar cümlesini çağırdı, ancak başarısız oldu.Zagrał team w czterech spotkaniach, ale nie udało mu się zdobyć punktu.
Çığrale, çağır hele, çağırır mısın.Następnie wygłaszane są wezwania Przyjdźcie, pokłońmy się.
Simon'a Sebastian'ın planlarını anlatır ve yardım çağırır.Informuje przyjaciół o stanie Artura i prosi o pomoc.
İnsanları kendi anadilini kullanmaya çağırır. ^ "Moldova: Limba noastră".O użyciu łącznika w nazwach miejscowych. „Język Polski”.
Bu durum ona Senato'yu toplantıya çağırma hakkı veriyordu.Odpowiedź brzmiała, żeby swą prośbę do senatu skierował.
Tom bir doktor çağırdı.Tom wezwał lekarza.
Tom beni geri çağırdı.Tom zawołał mnie z powrotem.
Vaculík, halkı reform programının uygulanmasında inisiyatif kullanmaya çağırdı.Vaculík uppmanade folket att se till att genomföra reformprogrammet.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Hur kommer det sig egentligen, att ni nu är här?"
TV serilerinde hiçbir zaman tam adıyla çağırılmamıştır.Hans riktiga namn avslöjas aldrig i serien.
Aslında onu annesi çağırmamıştır.Eftersom jag inte har ringt mamma än.
Ailesi bir şeyler yemesi için çağırdığında pirinçli çay istedi ve "Bu lezzetli" dedi.Efter att hennes föräldrar hade uppmanat henne att äta någonting begärde hon te och ris och sa "det är bra".
Hemen doktor çağırır.Det är lämpligt att genast kontakta läkare.
Hiçbir şahit çağırılmadı.Inga vittnen var närvarande.
Bir gün, kral ölmek üzereyken oğullarını çağırmış ve oklarını getirmelerini istemiş.En dag, när han kände döden komma närmare, kallade han på sina söner och bad dem att ta med sig pilar.
Savcı Yüzbaşı John Green, Slovik’in firar etme isteğinden bahsettiği kişileri şahit olarak çağırır.Åklagaren kapten John Green presenterade vittnen som Slovik hade uppgett sina avsikter att fly för.
Brooke'u campda mouth diye çağırırlarmış çünkü ağzı açık uyurmuş.Brookes smeknamn när hon var på läger var 'Mouth' eftersom hon alltid sov med öppen mun.
Soyutlama ve işlev çağırmaya dayanmaktadır.Stöd med att hitta och söka jobb.
Dua, bir İlah ya da ruhani varlıkla ilişkiyi etkinleştirmeyi amaçlayan çağırma veya eylemdir.Budskapet är att uppriktig omvändelse och bön om förlåtelse är vägen till försoning med Gud.
Tam içeri girecekken Fernando eve yaklaşır ve onu çağırır.Medan hon går in närmar sig Fernando huset.
Buffy ile Anyanka arasında gerçekleşen yüzleşme esnasında Willow D'Hoffryn'i çağırır.Mitt i slagsmålet anländer D'Hoffryn efter att han pratat med Willow.
Ardından da Swift sahneye çağırarak konuşmasını bitirmesini istedi.Ted tappade då bort hennes telefonnummer.
Havaalanın gitmek için bir taksi çağırir.Taxi finns vid flygplatsen.
Warren, kız arkadaşı Tara'yı öldürdükten sonra Willow onun ruhunu Warren'a işkence etmek için çağırır.Willow mördade Warren sedan han dödat hennes flickvän Tara.
Tıbbî yardım çağırın.Recept för vården.
Ağustos 2005 sayısında, okurlarını, yazmış olduğu bestelenmemiş sözleri için beste yapmaya çağırdı.Om sina upplevelser skrev han 1995 boken Det som inte kunde ske.
Gullinkambi tanrılara doğru ötecek ve ejderhaları çağıracak.Havsjätten Ägir inbjuder gudarna till gästabud och gör hos dem återbesök.
Azmıç bu insanları onu tanıyan birisinin sesiyle çağırır.Där finns möjligheten att han träffar på någon som han känner.
Bolşevik güçlerini Azerbaycan'a çağırdı.Bolsjevikerna förde dem till Jekaterinburg.
23 Mart 2011 tarihli Yasama Kararnamesi ilk seçim çağırısı yapıldı.23 mars 1996 skulle Taiwans första direkta presidentval hållas.
At hareket ettirilmemeli ve biran önce veteriner çağırılmalıdır.Organen får inte slängas innan en veterinär har inspekterat dem.
Las Vegum size çağırıştırır, Las Vegas.För andra betydelser, se Las Vegas.
Genellikle anne kedilerin, yavrularını çağırmakta kullandıkları sestir.Generellt gråter spädbarn när de vill dia.
Ailesi ve arkadaşları onu "Birdy" adıyla çağırırlardı fakat sadece öğretmenleri normal ismini söylerlerdi.Усі в сім'ї та друзі називають її Birdy і тільки вчителі називали її Жасмін.
Tıbbî yardım çağırın.Викликайте невідкладну медичну допомогу.
Divana çıkıp bağırıp çağırdılar.Того схопили та привели на допит.
Yaşlı, hizmetçiyi yanına çağırdı.Дені взяла її собі у служниці.
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Евері ЛеКлер запрошує її на обід.
Sonra Pete'i çağıralım dedik.Друзі негайно дзвонять Тому.
“Seni neden buraya çağırdığımı biliyor musun?”Він же відповів їм: «Чого ж ви мене шукали?
Çocuklar yetişkinlerin anıları geri çağırabilecekleri yaşın daha öncesinde anı oluşturmaya başlarlar.Діти можуть формувати спогади у більш ранньому віці, ніж дорослі здатні пригадати.
O yıl Bakü, Narimanov ilçe askeri komiserliği tarafından askere çağırıldı.Того ж року призначений командувачем Уральським військовим округом.
Böylece Don Giovanni kendi kötü kısmetni kendisi çağırmış olmaktadır.Дон Жуан спритно відбивається від нього.
Çocukken "Michael" isminden hoşlanmadığı için arkadaşları onu "Shawn" diye çağırıyordu.Ще дитиною не полюбив ім'я Майкл, тому сім'я і друзі називали його Шоном.
1972'de askeri hizmete çağırılmıştır.У 1972 році був покликаний в армію.
Fakat dostlarının onu "Skie" diye çağırmasına izin verir.Його друзі дали йому прізвисько «Чила».
Gordon'u serbest bırakan Joker, Batman'i bir sirke çağırır.Август, якому в цирку потрібен ветеринар, наймає Джейкоба на роботу.
Williamson polis çağırmıştır.Стівен викликає поліцію.

İlgili Sayfalar